30 Mart 2011
günün kırıntısı
dengesizlik? hayır..kavram karmaşası diyelim.hepsi bu
I can get nöööög satisfaction( hayat bağlamında, fesada bağlamayın hemen)
26 Mart 2011
23 Mart 2011
Neuschwanstein castle
21 Mart 2011
günün kırıntısı
ve monica molina en sevdiğim ispanyol şarkıcılardan..
'Aşk; gölgen ve gölgem denizde kayboldu...'
'Bir öğlen vaktiydi
ve güvercinler öldüler
yorgun düşlerimde'
♪bu da bir diğeri♪
20 Mart 2011
bazen
bir zaman gelip de çok geç olduğunda ne salakmışım demek istemiyorum..zararın bir yerinden dönüp telafisini yapmak istiyorum çoğu şeyin
keşke mümkün olsa...kolayca geri gelebilse köprünün altından akan sular..ama herkes değişiyor, değiştiriyor hayatındaki çoğu şeyi
ben gibi stabil değil ki dünya..
öhühühühüü
19 Mart 2011
40.000 yabancı öğretmen, gözümüz aydın!!!!
Meb'in şaka gibi kararlarından biri daha gündemde..Amerika, Kanada,İngiltere gibi ülkelerden 40.000 adet yabancı getirilecekmiş ingilizce öğretsinler diye. 40.000 evet!! Sen ülkende üniversite kontenjanlarını arttır dur, ingilizce bitiren herkese formasyon ver bunlar bir güzel işsiz kalsın, psikolojileri hayat düzenleri bozulsun Kpss gibi bir sınavı geçip atanabilmek için sen bir de üstüne yabancı öğretmen al..
Kim gelir 1.500 lira maaşa ya..onca yıldır didinip duran öğretmenlerin suçumuydu sanki yabancı dildeki bu kötü gidişat..garip garip düzenlenmiş kitaplar, en azı 40 kişilik bir sınıf, teknolojik imkansızlıklar, öğrencilerin maddi imkansızlıkları ve yine de birşeyler öğretebilmek için uğraşan ingilizceciler...sorun onlardaydı zaten bir türlü beceremediler bu dili öğretmeyi..onlara ne dil laboratuvarları, ne az nüfuslu sınıflar sunuldu da beceremediler yine de!! yeni mezun olanlarsa hiç olmasın daha iyi..zaten nasıl eğitildikleri meçhul, yabancılar varken onlar da kim
bu gelecek olan kişiler iki okuyup üfleyince ülkenin dil problemi hemen çözülecek..daha önceden nasıl da aklımıza gelmedi bu fikir!! teşekkürler 'MİLLİ' eğitim
16 Mart 2011
Oldies but goldies

**ne olurdu sanki saman tadında hayatlar yaşayacağımıza bundan 50-60 yıl önceki kültürü,adabı sürdürebilen insanlar olsaydık..hep özenir dururum o zamanlara-hep kusursuzmuş gibi gelir nedense- çok uzağa gitmeye gerek yok o dönem çekilen filmlere bile göz attığınızda bu hissi yakalayacaksınızdır az çok. Kadın daha bir kadınmış, adamsa tam Osmanlı beyefendisi. Ne maçoluğu bağnazlığa götürecek kadar saplantılı ne de saygı kavramını yitirmişçesine yılışık. Kadınlar her daim zarif, bakımlı. Biz evde eşofmanlarla gezinirken onlar takılarıyla uzun zarif etekleriyle bekliyorlardı evlerinde. Biz ise şimdilerde kot pantolonların içinde rahatlığı zerafete tercih ediyoruz bir nevi kadınsılığı öldürüyoruz.Her rol birbirine karışıyor gittikçe, erkekler kadına benzemeye uğraşıyor, kadınlarsa erkeklere
O dönemlerin ilişkileri de imrenme kaynağıdır. Adam ve kadın mesafeledir hep. 'Siz' li dil kullanmanın inceliği mevcuttur aralarında. Sevda denen olay vardır mesela şimdilerin herkeste arayıp da bulamadığı. Bir kere sever insan hayatında. O sevda gizli saklı da olsa, bakışlarla, özenle nakşedilmiş güzel sözcüklerle aktarılırdı maşuğa..'Giz' in verdiği bir sarhoşluk hali hakimdi..Şimdiyse alenen yaşanıyor herşey göz önünde, ne erkek bir kadınla konuşmanın adabı içersinde ne de bir kadın erkekle arasındaki mesafeyi korumayı bilecek kadar özenli.
bilemiyorum her şey sanki daha da kötüye gidiyor gibi..kimsenin kimseye faydası yok. eskiden iç içe huzurlu mutlu yaşayan ailelerin yerini şimdi bağımsız takılan, hayatını kafasına estiği gibi sürdüren birey toplulukları alıyor. ne bir sofra adabı kalmış ne de oturup bir iki çift laf eden kardeşler.
bunları okuyup da modern hayatın o girdabına kapılmış ve bundan haz duyan biriysen mutlaka eleştirecek birşeyler bulabilirsin bu yazıda. Belki de oldukça 'geleneksel' bulcaksınız beni ki zaten garip bir şekilde öyleyim. Şimdiki zamanların suyu çıkmış hayatıyla, ne idüğü belirsiz bir mutsuzluğun dibine vurduğun halde suratında sahte gülümsemenle kendini kandırabiliyorsan devam et. Ne mutlu sana!
♪dinlemelik♪
12 Mart 2011
günün boğazda takılıp kalan lokması
Eskiden (çooook eskiden) akşamları yolda yürürken kafamı kaldırıp yıldızın birine baktığımda, senin de aynı anda ona bakıyor olma ihtimalini düşünüp mutlu olurdum...Meğer aklım beş karış 'hava'daymış..ayağım taşa takılıp yüzüstü düştüğümde farkettim
hayal kurduğumla kalmışım
Perhaps upon that lonely street
There's someone such as I
Who came to bury broken dreams
And watch an old love die
10 Mart 2011
here comes the sun şalalala. Wheree?

**oof bu ne soğuk yaa..bahar geldi yaşasın ince kıyafetler renkli giysiler derken kar yine vurdu...evde cam kenarı keyfiyle güzelleşiyor olay ama iş dışarı çıkıp bahar ayazını yiyip de yüzünü hala hissedebilmekte...bugün sıkıntıdan siyah kaşkoluma düşen kar taneciklerini inceledim..normalde resmini falan görmüşlüğüm var fakat ilk defa yakından gördüm ve çok etkilendim be blog. nasıl güzel bir simetridir o nasıl güzel bir kompozisyon... (o çok umursamadığımız KÜÇÜCÜK kar tanesi)
**şikayet ediyorum ama karın o ayak basılmamış görüntüsüne hayranım ben..gecenin köründe cazibesine dayanamayıp kardaşcağızımla aşağı indik son karın tadını çıkarmaya..alttaki resim popo üstü şapppp diye oturmadan önceydi..senmisin artistlik yapan gece gece...hayır ben düşmüşüm zaten doğrulmaya çalışıyorum..kardeşim olacak insan evladı da kafama kar topu atmakla meşgul..boşuna dememişler düşenin dostu yok diye bir de üstüne kafaya kartopu yiyorsun!!

*** o kadar öğrenmeleri gereken kelime varken osurmayı ve geğirmeyi merak eden sevgili öğrencilerim, açın sözlüğe bakın olmadı bir kaç amerikan dizisi izleyin yahu!
***norah jones iyi gider şimdi şu vakit..i've got to see you again
**tüm marifet hayattaki tüm iğrençliklere, uyuz insan evlatlarına, ters giden durumlara rağmen hiçbir şey olmamışçasına yaşamayı sevip mutlu olabilmek zannediyorum...ümit işkenceyi uzatır diyenlere rağmen, inadına!!
4 Mart 2011
günün kırıntısı
dil dursa, düş durmuyor ki
The Fall
I’ll get of this boat in a minute
‘cause I know you’ll be safer without me in it
then you called
I love you so
don’t ever let me go
I will fall to the ground
at the time
that we meet
we were whole
then we peeled off
piece by piece of our souls
we were wrong to stay this long
let me go
let me fall to the ground
I’m waiting for you to disarm me
I’ll go off if you don’t remove this weight off of me
ve akabinde
3 Mart 2011
Yasak yayın_ denemebiriki
** ya arkadaş bir türlü öğrenci zihniyetimden kurtulamıyorum ya.. nasıl iğrenç birşeydir öğrencimsi öğretmen olmak..valla stajyerlik başa bela nerde duracağını bilemiyor insan..bir yanım öğrencilerin yaptığı iğrenç ama bir o kadar yerinde espirilere katılarak gülmeyi istiyor bir yanım da azcık ciddi dur bu ne lee biraz otorite sağla yoksa ipin ucu kaçar öğrenciler seni sallamaz diyor..nasıl sağlayacağım ben bu dengeyi tecrübeyle mi olacak bilemiyorum
**okul bazen bitsin bazen bitmesin istiyorum ne bilim okuldan özleyeceğim 'arkadaş'lar, 'hoca'lar olamaz mı, olabilir
**iki gündür mide fesadı geçiriyorum desem abartı olmaz..dün günümün yaklaşık 3/4 ünü koltuk, yatak v.b de sürünerek zaman zaman uyuyarak geçirdim..sağlık gibisi yok bir karın ağrısı bile hayatı mahvetmeye yetiyor
**tramvay beklerken enstrüman çalan gençleri dinlemek gerçekten yorgunluğa bire bir..bugün bir tanesi akordiyon çalıyordu gözlerimi kapayıp tınılara kaptırmasam yabancı ülkede bir yerlerde dolanıyorum sanırdım kendimi..uçar uçar giderim uzaklara zaman zaman değil her daaaimm
** sözün bittiği belki de hiç başlayamadığı yerde bakışlarla idare etmek gibisi yok..yanıltıcılık payı yüksek mi ,olabilir :))
** beni tanımayan insanlar kibirli ve soğuk göründüğümü iddia ediyorlar..ben ki uygun bulduğu ortamlarda açılan, uygun bulduğu insanlarla muhattap olan biri olarak bu sıfatlar yerine 'ihtiyatlı' ve 'mesafeli' sıfatlarının kullanılmasını tercih ederdim..ben öyle herkesle arkadaş dost olabilen her girdiği ortamda bütüüün dikkati kendi üstüne toplamak için her şeyi yapan ortam insanları gibi olamam, zorlasam çıkmaz..mizacım böyle, tanımaya çalış en azından..
**kafam karışık, kalbim bulanık, midem de hala ağrıyor zaten
ben gidiyorum
1 Mart 2011
günün kırıntısı
uzaktan da olsa duyardım hem
:((


