4 Nisan 2012

neler oluyor hayatta

 ben geldim..biliyorum ki artık beni takmıyorsun, geliş gidişlerim çok da umrunda olmuyor eminim ya, neyse..baksana han'ımıza uğrayan bir yolcu bile yok artık..eskiden ortak olanlar olurdu hislere, iki üç kelam edip geçenler olurdu..artık o da yok? ne varki zaten, ben de bilmiyorum..
yine iş yığınları içinde, bahar soğuk algınlığı ve de kalp dargınlığı içinde bir adet ben yaşam mücadelesi vermekteyim..elimde yaklaşık 180e yakın okunmayı bekleyen sınav kağıtları ve bi o kadar da hazırlamam icap eden sınavlar mevcut..bana sorsan ne yapıyorsun madem diye, elimdeki hastalığı dindirmesini umut ettiğim nane limon-ki bence kafa yapma olasılığı daha yüksek-, fonda adele denen ingiliz hatunla ordan oraya sayfalar arası akış gösterip herhangi bir ilham perisinin varlığını hissetmeye çalışıyorum..zaten bu uyuz hastalık yüzünden uyku düzenim de bozulmuş durumda..baharın o parçalı bulutlu halleri de üzerimde, tam muhattap alınacak durumdayım! yani anlayacağın..
o değil de adele dinlediğim zamanlarda yazdığı sözlere kulak astığımda o şarkı sözü yazıyorsa bu ilhamla ben de bir roman yazabilirim herhalde diye aklımdan geçiriyorum..özellikle dengesiz bir adamla-benim dengede usta olduğumu da gözden kaçırmamak lazım- aynı ortamı havayı- ya da o her ne ise- paylaştığım şu zamanlarda ciddi güzel eserler verebileceğimi ummaktayım..ama ben her zamanki gibi en kolay yol olan 'hiçbirşey' yapmamayı tercih ediyorum..tıpkı şu anda soru hazırlıyor olmam gerekirken saati saatinden uzak olan herifin birinden bahsediyor olmam gibi..
belgisiz zamirler, sıfatlar ya da katagorisi her ne ise yoruyor beni..halihazırda sıkılgan olan bünyeme hastalık hali, kafa yapan antibiyotikler ve belgisiz zamirler-kim koymuşsa bu ismi- de eklenince daha görülmeye değer bir portre çiziyorum..gel gör beni bu hal neyledi..
not: ey bu hanın yolunu kaybetmiş yolcusu, ordamısınız laa?

23 Mart 2012

günün kırıntısı

'hikayenizi duymak istemiyorum' demeyi ne kadar isterdim sevgili blog..içimde birşeyler koparken ayrılmazcasına kendi öyküleriyle oyalamasınlar beni, söyle onlara ben diyemedim.

4 Mart 2012

erkek milleti

hayatta en nefret ettiğim olay genellemeler..ama bazı durumlar insanda istem dışı küsüratları yuvarlama durumu yaratabiliyor..özellikle de söz konusu 'erkekler ve ilişkiler' olunca..

ben bunları çözemiyorum blog, birini severim salak gibi gider başka biriyle evlenir 7-8 ay sonra...sonra yine birileri ilgi gösterir canım sevmek istemez sonra alışır severim, bakarım o da birini sevmiş 7-8 ay önce..ben bu 7-8 ay işini ciddi cidden çözemedim..erkeklerin birini unutma aralığı bu kadar kısa mı..ya da hayatlarına yeni birini dahil etmek bu durumun dışında mı kalyor...peki hayata yeni dahil edilen ya da edilmek üzere olan insana verilecek bir açıklama çok mudur acaba..yahu ne açıklaması geçen geçmiş kalan sağlar bizimdir seslerinizi duyar gibi oluyorum..elbet geçmişte takılıp kalmak en gereksiz saplantı fakat yeni birşeye başlamak cidden eskiyi 'unuttuğun' için mi yoksa eskiyi 'unutmak' için mi yapılıyor anlayan şöyle buyursun...

herşey bir yana bir de çok çakallar bunlar..o ne laf cambazlığı, tereyağından kıl çekercesine karşıdakine ulaşma çabası..böyle bir sütten çıkma ak kaşık halleri..yok arkadaş yok ne yapsan hakediyor bunlar..

erkek milleti işte.