pink yazıcıdan birşeyler çıkarmaya çalışmaktadır..ancak yazıcı inatçı olduğu kadar gıcıktır..on kez yeniden başlatılmasına rağmen bir türlü kağıt parçasını kabul etmemektedir..o an pink küfür sayıyor ve aynı anda kulaklığını vasıtasıyla laptopundan radyo dinlemekte(evet radyo :D) tam o anda serdar ortaç çalmakta fonda..pink kızgın pink hayal kırıklığıyla dolu..fonda serdar ortacın sana deeeğmeez şarkısı..ve bir mırıldanma dökülür pinkin dudaklarından sanaaa değmezz bu sitemlerr sana deeeğmezzz şalalalala...haliyle etraftaki insanlar durumdan bi haber müziği falan duymuyorlar kulaklık olduğu için..sahne: saatlerdir bir sayfa çıktıyı alamamanın hınıcını yazıcıya pat küt vurarak alacağını sanan bir kız, dudakta sanaaa değmezz melodisi ve evde kahkahalar..
ne gerek varmış bu kadar 'sana değmez' veryansınlarına..bana yazıcımı yokmuşşş XD
o durumu ne kadar yaşatabildim bilmiyorum ama krize girdim paylaşayım dedim..
dünya bir sahne ve biz sadece oyuncuyuz
hohohohoohoohoo
2010 :D
31 Aralık 2009
24 Aralık 2009
20 Aralık 2009
günün kırıntısı
19 Aralık 2009
18 Aralık 2009
sabahtan beri dinlenmekte...
if you can't make your mind up,
we'll never get started,
and i don't want to wind up being parted,
broken-hearted.
so if you really love me,
say yes, but if you don't, dear,
confess, and please don't tell me,
"perhaps, perhaps, perhaps."
we'll never get started,
and i don't want to wind up being parted,
broken-hearted.
so if you really love me,
say yes, but if you don't, dear,
confess, and please don't tell me,
"perhaps, perhaps, perhaps."
17 Aralık 2009
bugün benim doğumm günüm bilook !
Blog bugün gününde olmayabilir..morali bozuk ceryan kesik olabilir..baaane kardaşım senin doğum gününden diyebilir..ama demez demez ben biliyorum :Dbundan 20 yıl önce dünya beni kazandı türkiyemin güzel şehirlerinin birinde..o 20 yıl içinde dünya bana ne verdi ne aldı yazmak istemem..çünkü hatırlamıyorum..bazıları hatırlıyorumda hatırlamamak daha işime geldiği için hatırlamıyorum..şımarığım bügün evet ikilemelerim fazla kaçmış olabilir ona da tamam..ama olay bir yıl daahaa yaşlanmış olmak aziiiziiim...tema olan altı çizilesi konu bu..
Meğer 20 lerden sonrası ne hızlı geçiyormuş..bir ciddiyet biniyor insanın üstüne..20 li yaşlar vay be..bir olgunluk havası var söyleyişte bile..böyle sahiplenemiyorummda ben yaşımı..çok utandığımdan değil ağız alışkanlığından kaynaklı bir şey galiba..ee kolay değil 10 senedir onlar basamağı olan sayılarla ifade ediyordum yaşımı..şimdi ise gelmiş 20 ler 21 leer oof of..
içimde bir geç kalınmışlık havası var hayata dair..sanki evden hep geç çıkıyorum da otobüsü iki dakika arayla kaçırıyormuşum vari..ne kaçırıyorsun arkadaş söyle derdine derman olam diye de söylendiğinde düşü düşün hiçbirşey bulamıyorum..çok şükür normal standartlara dair herşeye sahibim..ammaa insanoğlu nankör..mum üflerken dilek tutmayacak kadar alçak gönüllü olamayacağım malesef..neler istiyorumm şöyle bir düşüneyim..
(hayati dilek): Önce sağlık olsun gerisi boş be bilok..her türlü grip türünden sen beni koru yerap..dermansız hastalık verme ne bana ne sevdiğim insanlara..amin :)
(materyalistik dilek): hımm hımm..öncelikle bugün geçen ve yarın geçmesini umut ettiğim sınavlarımdan iyi not alayım..derde bakk peeh deme bilok.. insanın doğum gününde nazik poposunu kırıp ders çalışması kadar hazin bir durum olamaz..hem de iki tane..
ikinci materyalistik dileğim yılbaşında ikramiye çıkması :D :p şaka be şaka inanmam ben öle işlere (bkz: istemem yan cebime)
(duygusal dilek): şöyle adam gibi biri çıksın artık karşıma bilok yaa..işte bu diyebileceğim babamdan sonra en çok güvenebileceğim ikinci erkek sıfatını yakıştırabileceğim bir insan evladı....şimdiki aşkımsılar gibi olmayan hadi bebeem alemlere akalım içip kusalım gezip tozalım sonra herkes kendi yoluna tarzı işlere gelmeyen,efendi, naif, temiz yüzlü:D bir birey olsun..bir de hemen şımarmasın..aşkında temassızlık olmasın tv yayını gibi gidip gelmesin canı sıkılınca..umarım çok zorlamamışımdır şansımı..kısa kestim tamam :D kısa ve öz şu resmedilen teyzeye dönmeyeyim başka bişi istemem :D
(Hedefsel dilek): hayırlısıyla şu okulumdan alnımın akıyla mezun olayım ve çalışmaya başlayayım artık..öğrencilik hayatı bir yere kadar ya..sıktı sıktı..kpss kpds ales peees yani pees(1 senem var daha ama gölgesi üstüme çöktü :r)toparlayayım bari..sözün özü iyi ki doğmuşum..yaşamak herşeye rağmen- bazen kendine bazen tüm olumsuzluklara gereksiz kişi ya da olaylara karşı yaşaamak cidden güzel şey..hele bir de doğum gününde hava hafif melankolikse, sevdiğin insanlar seninleyse, akşama mumunu üfleyip yiyebileceğin çikolatalı bir pastan varsa ve yaşında 20 yi geçiyorsa artık ne mutlu sanaaa!
ya da bana
çaw :D
15 Aralık 2009
PoTpoRi
***haksızlığa gelemiyorum blog..özellikle emek verdiğim bir konuda emeğin karşılığını görememek beni deli ediyor üleeeyn( yaban vari oldu biraz ama neyse laubali olup konunun ciddiyetini bozmayayım)sınavın birinde sorumlu tutulduğumuz kitabı ve oyunu okuduğum halde hiç beklemediğim bir not aldım..sınıftaki bazı yalaka tiplere- hocanın etrafından eteğinden ayrılmayanlara- ise 90-100 arası not vermiş..ya çabalarımı göremeyecek kadar kör bu kadın ya da işine böyle geldiği için umursamazcasına notlandırmış sınav kağıdımı..derse girip girmediği belli bile olmayan insanlar, özetleri yorumları netten indirip sınav kağıdına döken tipler daha iyi not aldılar..çok sinirim bozuldu açıkçası..hayır üç kağıtsa biz de yapalım madem öyle çok zor bir şey değil..insanı zorla kötü yola sevkeder bunlar..ayrıca adelet yükünü omuzuda taşıyamayacak kadar aciz olan hocalar öğretmenlik yapmasınlar..bir de bizlere örnek diye sunuluyorlar eğitim fakültesinin 'mihenk taşları' olarak..tamam herkes için geçerli değil bu durum elbette..duyarlı işine öğrencisine saygısı olan kişiler çoğunlukta ama arada illa bir kaç çürük yumurta çıkıyor işte..aslında onları böyle nitelendirmeyi bile kendime yakıştıramıyor çünkü ben de bir eğitici olacağım ve bu şekilde etiketlenmeyi hiç istemem..bu yüzden belki 'abartmış' gözüküyorum çok basit bir konuyu..ya da fazlasıyla duyarlıyım bilemiyorum..tek istediğim artık bu konuda şikayete muhtaç ettirmemeleri beni..BİRAZ ADELET
*** artık umursamaz olmak istiyorum..doğum günümün yaklaşmakta olduğu şu zamanlarda alabileceğim en anlamlı karar bu olur diye düşünüyorum..herkesi her davranışı her ince detayı kafama takmayayım istiyorum..çünkü bunların içinde boğuluyorum okyanusa düşmüş bir yağmur tanesi misali..ve bu durumu benden başka takan olmuyor bu beni daha çok deli ediyor...detay görme kusurumun ya da yetenek fazederseniz her ne ise beni bırakıp gitmesini istiorum..
***aldırma deli gönlüm giden gitsin sen şarkılar söyle içinden boşver..
*** öğretmenlik tecrübem 1 ayını doldurdu geçen pazar :) hafta sonları 2 saatliğine gönüllü öğretmenlik yapıyorum halk eğitimde..ilk zamanlar baya bir ürktüm ben yapabilirmiyin ne yapcam ne etcem aman allahım diye..ama şimdi de alıştım öğretmenliğe hatta öğrencilikten daha keyifli olduğunu gördüm..öğrencilerim (ilk kurbanlar :P) 7. sınıf öğrencileri..acayip haylazlar bir yerlerinde durmuyorlar..ama cin gibiler valla her anlattığımı havadan kapıyorlar..geçen hafta ödev vermiştim onlara baktım en haylazı dersi takmıyor gibi gözükenleri bile yapmış..bu durum cidden insanı mutlu ediyormuş (hocalarımın niye sevindiğini şimdi daha iyi anlıyorum)..he bir de sınıfta disiplini sağlamak ne zor işmiş..hele öğreci grubunun yaşı küçükse iş daha da zorlanışıyor çünkü yaşları gereği çok hareketli oluyorlar bir de dikkatleri çabuk dağılıyor..işte o zaman metod bilgisiymiş yok efenim teknikmiş falan çözmüyor..okulda gördüklerimizin en fazla %50 sinin işe yarayabileceiğini düşünüyorum..geri kalan %50 lik dilimde kendimize özgü metodlar geliştirmemiz gerekebiliyor..bunun da zamanla ve tecrübeyle olcağını düşünüyorum..HADİ HAYIRLISI
*** bu yıl hayatımda bazı değişikliklerin olacağını seziyorum garip bir şekilde..bu değişikliklerin hangi çapta hangi alanda olacağı konusunda bir fikrim yok..ama değişecek bir şeyler..inşallah mutluluk yoluna çıkar bütün bu değişimler..
şimdilik bu kadar..
*** artık umursamaz olmak istiyorum..doğum günümün yaklaşmakta olduğu şu zamanlarda alabileceğim en anlamlı karar bu olur diye düşünüyorum..herkesi her davranışı her ince detayı kafama takmayayım istiyorum..çünkü bunların içinde boğuluyorum okyanusa düşmüş bir yağmur tanesi misali..ve bu durumu benden başka takan olmuyor bu beni daha çok deli ediyor...detay görme kusurumun ya da yetenek fazederseniz her ne ise beni bırakıp gitmesini istiorum..
***aldırma deli gönlüm giden gitsin sen şarkılar söyle içinden boşver..
*** öğretmenlik tecrübem 1 ayını doldurdu geçen pazar :) hafta sonları 2 saatliğine gönüllü öğretmenlik yapıyorum halk eğitimde..ilk zamanlar baya bir ürktüm ben yapabilirmiyin ne yapcam ne etcem aman allahım diye..ama şimdi de alıştım öğretmenliğe hatta öğrencilikten daha keyifli olduğunu gördüm..öğrencilerim (ilk kurbanlar :P) 7. sınıf öğrencileri..acayip haylazlar bir yerlerinde durmuyorlar..ama cin gibiler valla her anlattığımı havadan kapıyorlar..geçen hafta ödev vermiştim onlara baktım en haylazı dersi takmıyor gibi gözükenleri bile yapmış..bu durum cidden insanı mutlu ediyormuş (hocalarımın niye sevindiğini şimdi daha iyi anlıyorum)..he bir de sınıfta disiplini sağlamak ne zor işmiş..hele öğreci grubunun yaşı küçükse iş daha da zorlanışıyor çünkü yaşları gereği çok hareketli oluyorlar bir de dikkatleri çabuk dağılıyor..işte o zaman metod bilgisiymiş yok efenim teknikmiş falan çözmüyor..okulda gördüklerimizin en fazla %50 sinin işe yarayabileceiğini düşünüyorum..geri kalan %50 lik dilimde kendimize özgü metodlar geliştirmemiz gerekebiliyor..bunun da zamanla ve tecrübeyle olcağını düşünüyorum..HADİ HAYIRLISI
*** bu yıl hayatımda bazı değişikliklerin olacağını seziyorum garip bir şekilde..bu değişikliklerin hangi çapta hangi alanda olacağı konusunda bir fikrim yok..ama değişecek bir şeyler..inşallah mutluluk yoluna çıkar bütün bu değişimler..
şimdilik bu kadar..
12 Aralık 2009
11 Aralık 2009
8 Aralık 2009
3 Aralık 2009
yetenek fışkırıyorum evet :p
okuldan dönüşte akşamın yedi buçuğunda tramvay beklerken bilmediğim bir dil olan ama dinleme zevkinden bir türlü kendimi alamadığım ispanyolcadan bir şarkı çalıyordu..çok hoşuma gitti böyle uzaklara aldı götürdü beni..ve 3 dk boyunca dinlerken kulağıma takılan 3 sözcükle(luna,noche,amor) ve tabiki google sayesinde şarkıya ulaştım..ay nasıl mutluyum anlatamam..bu şarkıyı en son ortaokula falan giderken duymuştum 9 senelik büyüsü var içimde paylaşayım madem :)))
la ultima noche(son gece)-diego torres
la ultima noche(son gece)-diego torres
1 Aralık 2009
şikayetim var be !
Şu erkek milleti kadar iki çift güzel laf duydumu anında gaza gelen gelmekle kalmayıp kendini pek bir nimetten sanan insan türevi görmedim..anında bu özelliklerini başka hemcinslerimiz üstünde test etmeye falan çalışırlar bir de..biz kadınlar duyarız iki çift güzel lafı hoşumuza gider ve unuturuz zamanla..erkek milleti ise bulunmaz hint kumaşı sanır kendini anındabilmez ki çaputtan bile beterdir kendisi
valla sinir bozucu
kimsin sen be çık dışarı çııık
edit: pişmanım evet..
30 Kasım 2009
27 Kasım 2009
...
keşke hislerimi duyurabilecek ifade edebilecek sözcükler olsa dağırcığımda
ne zaman lafa başlasam unutuyorum sana dair hitaplarımı
ve yine içime döküyorum dışarı taşırmak istediğim yüreğime sığmayan bu aşkı
ve susuyorum yine
apansızca
biliyorum çünkü
aptalca bir oyun bu seninki
ve benim rolüm kapılıp gitmek her kör aşık gibi
kapat artık perdeni
öldür bu figüranı
ve başrolde sen kal hep
çünkü hiç unutulmayacaksın
ben bitsem dahi..
ne zaman lafa başlasam unutuyorum sana dair hitaplarımı
ve yine içime döküyorum dışarı taşırmak istediğim yüreğime sığmayan bu aşkı
ve susuyorum yine
apansızca
biliyorum çünkü
aptalca bir oyun bu seninki
ve benim rolüm kapılıp gitmek her kör aşık gibi
kapat artık perdeni
öldür bu figüranı
ve başrolde sen kal hep
çünkü hiç unutulmayacaksın
ben bitsem dahi..
25 Kasım 2009
seviyorum bu adamı
23 Kasım 2009
uff
naber blogcan..beni soracak olursan parçalı bulutluyum..ara ara güneş gülümsüyor bana ara ara kayboluyor..bundan sebep ellerim hiç ısınmıyor hep soğuk..içimdeki soğukluk elime vurmuş desem olmuyor çünkü içimdeki ben nadir durumlar dışında dışardan görüldüğü gibi taş kalpli hissiz falan değil..ama inancımı yitirmişsem bir konuda dönüşü olmuyor..bütün hislerim düşüncelerim sanki hiç olmamışçasına silinip gidiyor..umursamıyormuyum bunu umursuyorum yazabilecek ölçüde..ama cidden 'silme' fikrine alıştırmışsam kendimi dönemiyorum..
zaten en iyisi bu..sıkıldım çünkü oyunlardan..iyi niyet sınırım aşıldı..bitsin gitsin
hem kimi kandırıyoruz ki!
zaten en iyisi bu..sıkıldım çünkü oyunlardan..iyi niyet sınırım aşıldı..bitsin gitsin
hem kimi kandırıyoruz ki!
20 Kasım 2009
günün kırıntısı
çok manidar bu şarkı bu aralar..
On the way to work one morning
Down the path along side the lake
A tender hearted woman
Found a poor half-frozen snake
His pretty colored skin
Had been all frosted with the dew
"Poor thing" she cried, "I'll take you in
Aand I'll take care of you."
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
She wrapped him up all cozy
In a comforter of silk
And laid him by the fireside
With some honey and some milk
She hurried home from work that night
And as soon as she arrived
She found that pretty snake she'd taken in had been revived.
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
She clutched him to her bosom
"You're so beautiful" she cried
"But if I hadn't brought you in by now you might have died."
Well she stroked his pretty skin again
And kissed him really tight,
Instead of saying thanks,
the snake gave her a vicious bite.
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
"I saved you!" cried the woman
"And you've bitten me but why?"
"You know your bite is poisonous
And now I'm gonna die."
"Ha shut up, silly woman."
Said that reptile with a grin.
"You knew darn well I was a snake before you took me in."
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
Take me in tender woman
Sighed the Snake.
herşeyi başta kabullenmişsen zehirlenmeye katlanacaksın sözün özü..
shivaree-the snake
On the way to work one morning
Down the path along side the lake
A tender hearted woman
Found a poor half-frozen snake
His pretty colored skin
Had been all frosted with the dew
"Poor thing" she cried, "I'll take you in
Aand I'll take care of you."
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
She wrapped him up all cozy
In a comforter of silk
And laid him by the fireside
With some honey and some milk
She hurried home from work that night
And as soon as she arrived
She found that pretty snake she'd taken in had been revived.
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
She clutched him to her bosom
"You're so beautiful" she cried
"But if I hadn't brought you in by now you might have died."
Well she stroked his pretty skin again
And kissed him really tight,
Instead of saying thanks,
the snake gave her a vicious bite.
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
"I saved you!" cried the woman
"And you've bitten me but why?"
"You know your bite is poisonous
And now I'm gonna die."
"Ha shut up, silly woman."
Said that reptile with a grin.
"You knew darn well I was a snake before you took me in."
Take me in tender woman
Take me in for heaven's sake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
Take me in tender woman
Sighed the Snake
Take me in tender woman
Sighed the Snake.
herşeyi başta kabullenmişsen zehirlenmeye katlanacaksın sözün özü..
shivaree-the snake
19 Kasım 2009
sanane
naber blog..benden idare eder diyelim..asllında an itibariyle saçmalayabilirim..önemli değil olurmu çünkü cidden uykum var..gerçi 12 gün tatil verdiler zaten bol bol yatarım..uyumak cidden güzel farklı bir dünyaya gidiyorsun kısa süreliğine..unutuyorsun dünyanın saçmalıklarını kendinde kalanları şişeye tıkıp denize fırlatıyorsun umursamazcasına..evet umursamamak iyidir bazen..
gamsızlığın gözünü seveyim
peeh
gamsızlığın gözünü seveyim
peeh
7 Kasım 2009
feragat et(me)mek
insan geleceğini göremiyor malesef..anca varsayımlarda bulunabiliyoruz..ideallerimiz için yaşıyoruz ideallerimizin gerçekten mutluluk getirip getirmeyeceğini bilmesek bile..bundan sebep kopamayız onlardan feragat edemeyiz..çünkü onlar her türlü sonucuyla bize aittir .bu artık bizim 'alışkanlığımızdır bir nevi ve alışkanlılardan kurtulamayız...mutluluk ve idealler yol ayrımına geldiğimizde ise kalbimiz her ne kadar kısa yoldan mutluluğu seçmek istese de bilincimiz buna müsade etmeyecektir..bilinç hırsla doludur çünkü sadece 'almak' ister..
biz ne kadar korksak da o 'riski' alırız ve artık seçtiğimiz yol o olduğu için geriye dönemeyiz...
o yolu seçerken kimi zaman aşklarımızı kimi zaman yapmaktan hoşlandığımız şeyleri çıkartırız cebimizden teker teker..engel olamayız buna..çünkü yolun sonundadır mutluluk bize göre..kısa yoldan gelecek olana pek ihtimal vermeyiz sahici bulmayız..yine de bir muammanın içinde ilerliyoruzdur bir ışık bulmak umuduyla..
biz ne kadar korksak da o 'riski' alırız ve artık seçtiğimiz yol o olduğu için geriye dönemeyiz...
o yolu seçerken kimi zaman aşklarımızı kimi zaman yapmaktan hoşlandığımız şeyleri çıkartırız cebimizden teker teker..engel olamayız buna..çünkü yolun sonundadır mutluluk bize göre..kısa yoldan gelecek olana pek ihtimal vermeyiz sahici bulmayız..yine de bir muammanın içinde ilerliyoruzdur bir ışık bulmak umuduyla..
4 Kasım 2009
25 Ekim 2009
kronik melankoli

şu sıralar çok fazla mutlu olduğumu söyleyemicem..bunu insanın kendine itiraf etmesi ve karşı tarafa ifade edebilmesi gerçekten güç..çünkü mutluluğun tanımı parmak izi gibi değişken..anlatıldığında anlamsız gelmesi muhtemel..farklı bedenlerde renklerde elbiseler gibi hepsini üstüne uyduramazsın..ben şu sıra hiç bir şey uyduramıyorum üstüme...kalabalıkla çevrili bir yerde çıplak kalmış gibiyim..kimse görmesin diye utanç duyuyorum sanki..kaçıyorum her şeyden, herkesten..kendime varıyor sürekli olarak..ki en acısı da bu..insanın KENDİ !
sebebini de netleştirebilmiş değilim açıkçası..çünkü insan kafaya bir şey takınca sebebleri üzerinde düşünmez..neticeye giden götüren yollardan çok neticenin iyiliği ya da kötülüğüyle oyalar kendini..arada susar..bilmiyormuş gibi davranır ama en ufak bir şeyde yeniden patlak verir bu mutsuzluk durumu..mutluluk oyunu uzun sürmüyor anlayacağınız..ya da melankoliye yatkınsan bu durum hepten feci..
uzun zamandır blog'a yazamamın nedeni ya da yazıyormuşçasına bulunma nedenim galiba bu..içimdeki soruların cevaplarını ararken herşeyi unutuyorum..kimseyi dumak istemiyorum kimseye ses vermek istemiyorum..maskeli balo gibi bu dönemlerim..balo bitip kendime döndüğümde o maskenin bana pek uymadığını farkediyorum..kendimle çelişip duruyorum..sonra bir zaman geliyor herşey yoluna giriyor..unutuyorum bu dönemlerimi, hatalarımı,pişmalıklarımı..yine bildiğim gibi ilerliyorum yolumda..ama her yolda bir köşeye rasgeliyorsun yine..kimi zaman tökezliyorsun kimi zamansa yere kapaklanıyorsun..galiba bunlar yeni bir yola girmenin ya da eskisinden kurtulabilmenin işaretleridir bilemiyorum..tek bildiğim şey o köşeyi geçtikten sonra yeni bir yolda devam edeceğimdir..o yol iyi mi kötü mü bir yere vardırır mı bilmiyorum..tek istediğim gökten mutluluğa giden bir harita düşmesi..yoksa bu tökezlemeler hiç çekilmiyor..
21 Ekim 2009
17 Ekim 2009
hastayım hiçkimse bilmiyor
8 Ekim 2009
Bazen
Fevrilik..hayatımda bu kavrama yer vermemiişimdir çoğu zaman..benim için fevrilik 'mantıksızlıkla' eşit durumdaydı..çünkü insan ölçüp tartıp sonunu görüp bazı işlere kalkışmalıydı..ama bu seneki ben diğer senelerden daha farklı..görüşlerimin geçirdiği bu değişikliklere artık kendim de inanamıyorum..fevrilik artık anahtar kelime benim için..bugün gerçekleştirdiğim şeyde fevriliğin ilk adımını attım..sonunu çok merak etmiyorum açıkçası..her zaman tartıp hareket eden bu bünye aksi bir durumda ne gibi tepkiler alacaktı acaba..şimdi sadece hissettim ve davrandım.. ve içimde mantıkla hareket ettiğim zamanların verdiği sorularla dolu huzursuzluktan eser yok nedense..hepsi bu..zaman yine gösterecek bana doğru yolu..sonunda ölüm yoksa herşeye çare bulunmazmıydı sanki..
2 Ekim 2009
fala inan(ma)
Sevgili Yaylar, bugün aşk hayatınızı yakından ilgilendiren konularda hassas olabilirsiniz. Aşık olma dürtünüz oldukça yüksektir. Bu sayede, hem üzerinizdeki sorumluluklardan bir parça olsun uzaklaşacak hem de sınırlarınızdan kurtularak kendinize bir dünya kurabileceksinizdir. Doğru veya yanlış olmasının önemi yoktur. Önemli olan ruhunuzun canlanmasıdır. Bu istek karşı cinsle bağlantılar kurmanızda etkilidir. Bazılarınız için bu enerjinin anlamı ise, bir türlü vazgeçemediğiniz ancak sorunlu olan ilişkinizin üzerinizde yarattığı gerilimden kaçmak ihtiyacınızdır. Bazen bu durum öylesine canınızı sıkmaktadır ki, çareyi uzaklaşmakta bulabilirsiniz.
Bazılarınız için anlamı ise, gizli bir sevdadır. Bu kişinin duygularınızdan haberi yoktur fakat sizin için onun varlığı son derece önemlidir. Bir başka olasılık ise, yaşadığınız hayal kırıklığına rağmen, yanlış olduğunu bile bile eski aşkınıza geri dönmek arzunuzdur. Hangi seçenek olursa olsun, hesapta olmayan tahmin bile edemeyeceğiniz sürprizler gündeme gelebilir. Duygularınız doruktadır. Mantığınızın dur dediği birşeye yüreğiniz yeşil ışık yakmaktadır. Yaşanan olaylar sizi hep bir yana çekiyor gibidir. Gerçekçi olmak günün sır olgusudur. Ne kadar kaçarsanız kaçın, problemin kökü kazınmadıkça gelinecek nokta yine aynı olacaktır.
from mynet
Bazılarınız için anlamı ise, gizli bir sevdadır. Bu kişinin duygularınızdan haberi yoktur fakat sizin için onun varlığı son derece önemlidir. Bir başka olasılık ise, yaşadığınız hayal kırıklığına rağmen, yanlış olduğunu bile bile eski aşkınıza geri dönmek arzunuzdur. Hangi seçenek olursa olsun, hesapta olmayan tahmin bile edemeyeceğiniz sürprizler gündeme gelebilir. Duygularınız doruktadır. Mantığınızın dur dediği birşeye yüreğiniz yeşil ışık yakmaktadır. Yaşanan olaylar sizi hep bir yana çekiyor gibidir. Gerçekçi olmak günün sır olgusudur. Ne kadar kaçarsanız kaçın, problemin kökü kazınmadıkça gelinecek nokta yine aynı olacaktır.
from mynet
17 Eylül 2009
Kısa ve öz
Nev'in dediği gibi
'' İnsan kendine rağmen yaşamayı bilmeli bazen ''
kendimi ifade etmede zorlandığım şu sıralar şarkı sözlerine vurmakta hayat beni..
'' İnsan kendine rağmen yaşamayı bilmeli bazen ''
kendimi ifade etmede zorlandığım şu sıralar şarkı sözlerine vurmakta hayat beni..
8 Eylül 2009
Mevsim hazandır...
Kimi zaman başlangıçların kimi zamansa sonların mevsimi olmuştur sonbahar..bu sefer neyin nesiydi acep
14 Ağustos 2009
yorumsuz
Yazdığım şeyleri yayınlamaktan vazgeçip şimdi kaydet butonuna yönelmek canımı sıkıyor..keşke daha açık olabilsem..
4 Ağustos 2009
Müziği yaşamak
13 Temmuz 2009
Tatil Notlarım
Uzun bir aradan sonra yine sana döndüm blogcan..görüyorsun ya gidecek başka yerim yok..
Bu zaman diliminde ne yaptığıma gelince klasik sıralamayı vereyim : okulun bitişi, tatil ve şimdi de istanbul..Teker teker açmak gerekirse
İki sağsalim bitti..Darısı 3. sınıfın başına..tatil gelecek tatil geliyor derken bir ayı doldurdum nerdeyse..hadi bakem daha neler görcez..
Tatilde- yani bizim insanımızın anladığı manada deniz-kum-güneş üçlemesi içersinde 10 gün geçirdim.Bu yaz didimde de bulundum efenim..didime en son sekiz sene önce gelmiştim uzun bir aradan sonra yine keşifte bulundum oralarda..kaldığmız yer öyle beşbuçuk yıldızlı bir yer falan değildi..kamuya bağlı bir tesisti diyebilirim..açıkçası böyle yerleri daha çok seviyorum..değişik insanları tanıma fırsatın oluyor yer küçük olduğu için..beş yıldızlı otellerdeki aktivite kirliliğinde de uzak kendini direk huzura bırakıyorsun..Değişik insanlar tanıdım bahsettiğim üzere..her biri ayrı teldi..mesela bir tanesinin adı cırcır böceğiydi..kadına takıldınmı yanıyordun vesselam..başlıyor hayat hikayesini anlatmaya..kaçıyorsun dubada buluyor..ordan kaçıyorsun yemekhanede yakalıyor..böyle bir kişilikti kendisi..bir de kadının tek çocuğu var böyle hafif şumarıkımsı salak bir tip..bu sene öss ye girmiş annesi onu nereye yerleştireceğini şaşırmış bir o üniv nasıl bu üniv nasıl diye soruyordu..aldığı puanla anca özel üniv e girebilecek bir çocuk bu da..annesi bana sordukça garip garip triplere biniyordu..diyorum ya tek çocuk şımarıklığı hakimdi kendinde..küçük dağları ben yarattım misali geziyordu ortalıkta bebe..
bir de bu cırcır böceği üçe geçtiğimi duyduğunda ayyh ne kadar genç duruyorsun valla lafını gidene kadar tekrarladı fenalık geçirecektim..ilkinde dedim övgü farzet unut gitsin..ama milletin önünde ellibin kez vurgu yapınca dayanamadım..genç gözükmek ne lan..ben zaten 20 yaşında insanım ve tabikide gencim yani:D kırk yaşıma gelince övgü gibi gelirdi herhalde ama 20 yaşında bir insana genç duruyorsun demek de tuhaf değilde ne..zaten kadının kafaya vurmuştu bazı şeyler..git geller yaşıyordu kendi içinde yazık...
bir tanesi vardı..genç bir kadın çok çok 26 sında falan..zavallı bütün gün çocuklarının peşinde koşuyordu..o çocuklarla mücadele halindeyken bunun kocasıda kadını bırakıp gecelere akıyordu..sürekli kavga ediyorlardı milletin önünde..mekan da tatil yeri tabi herkes sıcaktan dökünmüş..çarşıdaki kızları kesiyordu adam radar gibi.. kadında haliyle isyan halindeydi..o an çok üzüldüm blogcan..dedim ulan madem karı kıza bakcaktın ne diye evlenip o kadına eziyet ediyorsun ki..bir de genç yaşında hapsetmiş onu iki çocukla kendi orda bekar hayatı yaşıyor..valla ne tip erkekler var ya düşman başına..
bir tanede teyze vardı..teyze dediğim 50 lerinde biri işte..böyle hoşsohbet bir insandı kendisi..ama o da oğlundan şikayet edip duruyordu..internetten bir kız bulmuş kendiden büyük..illada isteyin isteyin diye tutturuyormuş..bir de 23 yaşındaymış..daha erkenmiş falanmış filanmış..helal süt emmiş bir kız lazımmış..o kız çocuğunu kandırıyormış vb. milletinde ne çok şey içinde kalmış da herşeylerini anlatıyorlardı vala hayret ettim..
didim'in bir de ingilizi meşhur malum..adamların kültürünü orda baya iyi inceledim..sanki londrayı ayağma getrimiş gibilerdi valla..çarşıda heryerde publar barlar..satıcıların hepsi ing konuşuyor şakır şakır..bense şaşkın tavırlarla etrafımı süzmekteydim..bir kere ingilizler 7 den 70 e eğlence insanı..akşam yemekleri yeniyor ve daha sonra publara akılıyordu..hepsinde bir kopuş havası..hele o kadınları yokmu ne seviyor onlar kendilerini öyle..abiylerle akıyorlardı çarşıya..ayaklarda koca koca topuklar..insan hangi birine bakacağını şaşırıyordu valla...ya hangi ara o manikür yaptırılıyor topuz yaptırılıyor o değişik değişik takılar alınıyordu hayret ettim..ya 80 yaşındaki teyzenin bakımıını görüp kendimden utandım..biz onların yaşına gelince orayı burayı salıp oturuyoruz ..onlarsa süsüsnden püsünden eğlencesinden hiçbirşeyi eksik etmiyorlar mübarek...valla helal olsun..onların kocaları da kadınlarının kıymetini acaip biliyorlar..ne zaman evli çift görsem hep elelelerdi..bir de yanındaki kadın tipsiz birşey olsa bile ingiliz herifler başlarıını çevirip kimseye bakmıyorlar..sadece yanlarındakiyle ilgileniyorlardı..bizimkilerse yarı çıplak ingiliz kızlarını süzedursunlar..karıları arkalarından gelsin..ne kültür bu ne adalet peeh..
işte tatil izlenimlerim bu şekilde..yüzdüm bool bol..güneşlenmedim çünkü o eylemden pek hazzetmiyorum...böylece geçip gitti 10 gün..yine de dolu doluydu benim için..
şimdiyse istanbuldayım..özlemişim buraları..şimdilik akraba ziyaretlerindeyim..(teyze,hala,amca vs.) yakında başlıyacağım keşiflerime...alışveriş yapıcam arkadaşlarımla buluşacağım prob olmaz ise..inş iyi geçer burda günlerim ve enerji depolamış bir şekilde dönerim..
not: bloga çok ara vermemek lazımmış onu anladım..özletiyor kendini kerata :)
Bu zaman diliminde ne yaptığıma gelince klasik sıralamayı vereyim : okulun bitişi, tatil ve şimdi de istanbul..Teker teker açmak gerekirse
İki sağsalim bitti..Darısı 3. sınıfın başına..tatil gelecek tatil geliyor derken bir ayı doldurdum nerdeyse..hadi bakem daha neler görcez..
Tatilde- yani bizim insanımızın anladığı manada deniz-kum-güneş üçlemesi içersinde 10 gün geçirdim.Bu yaz didimde de bulundum efenim..didime en son sekiz sene önce gelmiştim uzun bir aradan sonra yine keşifte bulundum oralarda..kaldığmız yer öyle beşbuçuk yıldızlı bir yer falan değildi..kamuya bağlı bir tesisti diyebilirim..açıkçası böyle yerleri daha çok seviyorum..değişik insanları tanıma fırsatın oluyor yer küçük olduğu için..beş yıldızlı otellerdeki aktivite kirliliğinde de uzak kendini direk huzura bırakıyorsun..Değişik insanlar tanıdım bahsettiğim üzere..her biri ayrı teldi..mesela bir tanesinin adı cırcır böceğiydi..kadına takıldınmı yanıyordun vesselam..başlıyor hayat hikayesini anlatmaya..kaçıyorsun dubada buluyor..ordan kaçıyorsun yemekhanede yakalıyor..böyle bir kişilikti kendisi..bir de kadının tek çocuğu var böyle hafif şumarıkımsı salak bir tip..bu sene öss ye girmiş annesi onu nereye yerleştireceğini şaşırmış bir o üniv nasıl bu üniv nasıl diye soruyordu..aldığı puanla anca özel üniv e girebilecek bir çocuk bu da..annesi bana sordukça garip garip triplere biniyordu..diyorum ya tek çocuk şımarıklığı hakimdi kendinde..küçük dağları ben yarattım misali geziyordu ortalıkta bebe..
bir de bu cırcır böceği üçe geçtiğimi duyduğunda ayyh ne kadar genç duruyorsun valla lafını gidene kadar tekrarladı fenalık geçirecektim..ilkinde dedim övgü farzet unut gitsin..ama milletin önünde ellibin kez vurgu yapınca dayanamadım..genç gözükmek ne lan..ben zaten 20 yaşında insanım ve tabikide gencim yani:D kırk yaşıma gelince övgü gibi gelirdi herhalde ama 20 yaşında bir insana genç duruyorsun demek de tuhaf değilde ne..zaten kadının kafaya vurmuştu bazı şeyler..git geller yaşıyordu kendi içinde yazık...
bir tanesi vardı..genç bir kadın çok çok 26 sında falan..zavallı bütün gün çocuklarının peşinde koşuyordu..o çocuklarla mücadele halindeyken bunun kocasıda kadını bırakıp gecelere akıyordu..sürekli kavga ediyorlardı milletin önünde..mekan da tatil yeri tabi herkes sıcaktan dökünmüş..çarşıdaki kızları kesiyordu adam radar gibi.. kadında haliyle isyan halindeydi..o an çok üzüldüm blogcan..dedim ulan madem karı kıza bakcaktın ne diye evlenip o kadına eziyet ediyorsun ki..bir de genç yaşında hapsetmiş onu iki çocukla kendi orda bekar hayatı yaşıyor..valla ne tip erkekler var ya düşman başına..
bir tanede teyze vardı..teyze dediğim 50 lerinde biri işte..böyle hoşsohbet bir insandı kendisi..ama o da oğlundan şikayet edip duruyordu..internetten bir kız bulmuş kendiden büyük..illada isteyin isteyin diye tutturuyormuş..bir de 23 yaşındaymış..daha erkenmiş falanmış filanmış..helal süt emmiş bir kız lazımmış..o kız çocuğunu kandırıyormış vb. milletinde ne çok şey içinde kalmış da herşeylerini anlatıyorlardı vala hayret ettim..
didim'in bir de ingilizi meşhur malum..adamların kültürünü orda baya iyi inceledim..sanki londrayı ayağma getrimiş gibilerdi valla..çarşıda heryerde publar barlar..satıcıların hepsi ing konuşuyor şakır şakır..bense şaşkın tavırlarla etrafımı süzmekteydim..bir kere ingilizler 7 den 70 e eğlence insanı..akşam yemekleri yeniyor ve daha sonra publara akılıyordu..hepsinde bir kopuş havası..hele o kadınları yokmu ne seviyor onlar kendilerini öyle..abiylerle akıyorlardı çarşıya..ayaklarda koca koca topuklar..insan hangi birine bakacağını şaşırıyordu valla...ya hangi ara o manikür yaptırılıyor topuz yaptırılıyor o değişik değişik takılar alınıyordu hayret ettim..ya 80 yaşındaki teyzenin bakımıını görüp kendimden utandım..biz onların yaşına gelince orayı burayı salıp oturuyoruz ..onlarsa süsüsnden püsünden eğlencesinden hiçbirşeyi eksik etmiyorlar mübarek...valla helal olsun..onların kocaları da kadınlarının kıymetini acaip biliyorlar..ne zaman evli çift görsem hep elelelerdi..bir de yanındaki kadın tipsiz birşey olsa bile ingiliz herifler başlarıını çevirip kimseye bakmıyorlar..sadece yanlarındakiyle ilgileniyorlardı..bizimkilerse yarı çıplak ingiliz kızlarını süzedursunlar..karıları arkalarından gelsin..ne kültür bu ne adalet peeh..
işte tatil izlenimlerim bu şekilde..yüzdüm bool bol..güneşlenmedim çünkü o eylemden pek hazzetmiyorum...böylece geçip gitti 10 gün..yine de dolu doluydu benim için..
şimdiyse istanbuldayım..özlemişim buraları..şimdilik akraba ziyaretlerindeyim..(teyze,hala,amca vs.) yakında başlıyacağım keşiflerime...alışveriş yapıcam arkadaşlarımla buluşacağım prob olmaz ise..inş iyi geçer burda günlerim ve enerji depolamış bir şekilde dönerim..
not: bloga çok ara vermemek lazımmış onu anladım..özletiyor kendini kerata :)
17 Haziran 2009
15 Haziran 2009
günün kırıntısı
*** Sonunda tatile kavuştum..okul zamanı ne kadar iple çekiyordum bu zamanları..şimdi ise yapacak birşeyler yaratmaya gidiyor vaktim..şimdilik eskişehirde olduğum için yapacaklarım kısıtlı..bundan sebep bende vaktimin çoğunu yatarak ve türk filmleri izleyerek geçiriyorum..bu ara çok entresan bir şekilde takmışlığım var bu filmlere..her ne kadar klişeleşmiş de olsalar hepsini seviyorum ya..ediz hunlar,kartal tibetler nasıl unutulur..
*** Az önce kuaföre gittim..Çok kalabalık olduğu için bekledim yarımsaaat bir saat kadar..kendimi çok garip bir boşluk içersinde hissettim be blogcan..ait olmadığım bir topluluğun içinde bulunmanın verdiği huzursuzluk kapladı içimi..işim biterbitmez kaçtım ordan..o ne muhabbettir öyle..aman aman
***Ezginin günlüğünden ne zaman sigaramın dumanınına sarsam şarkısını dinlesem içim bir hoş oluyor..gözüm gereksiz yere uzaklara dalıyor iç geçiriyorum..nasıl özlem kokan dizelerdir onlar..'gitme gittiğin yollardan dönülmez geri, gitme el olursun sevdiğim incitir beni ' off of dertlendim yine
***Bir vakte kadar istanbuldayım..özledim memleketi ya..
*** Şu dizilerin tatilde sezon finali yapmasına uyuz oluyorum...Normalde ders güç oluyor izlenmiyor..yazında sürüsüne bereket zaman var diziler ortadan yok oluyor pef:/
*** josh groban dan with you, you raised me up,when you say you love me şarkılarını dinlememiş bir insan evladı kalmamalı bence yeryüzünde..hatta josh'un her şarkısı dinlenmeli..ya şunun tipine bir bakın ya..sesinin güzelliği yüzüne vurmuş yirin onu yirin :)
*** Az önce kuaföre gittim..Çok kalabalık olduğu için bekledim yarımsaaat bir saat kadar..kendimi çok garip bir boşluk içersinde hissettim be blogcan..ait olmadığım bir topluluğun içinde bulunmanın verdiği huzursuzluk kapladı içimi..işim biterbitmez kaçtım ordan..o ne muhabbettir öyle..aman aman
***Ezginin günlüğünden ne zaman sigaramın dumanınına sarsam şarkısını dinlesem içim bir hoş oluyor..gözüm gereksiz yere uzaklara dalıyor iç geçiriyorum..nasıl özlem kokan dizelerdir onlar..'gitme gittiğin yollardan dönülmez geri, gitme el olursun sevdiğim incitir beni ' off of dertlendim yine
***Bir vakte kadar istanbuldayım..özledim memleketi ya..
*** Şu dizilerin tatilde sezon finali yapmasına uyuz oluyorum...Normalde ders güç oluyor izlenmiyor..yazında sürüsüne bereket zaman var diziler ortadan yok oluyor pef:/
*** josh groban dan with you, you raised me up,when you say you love me şarkılarını dinlememiş bir insan evladı kalmamalı bence yeryüzünde..hatta josh'un her şarkısı dinlenmeli..ya şunun tipine bir bakın ya..sesinin güzelliği yüzüne vurmuş yirin onu yirin :)
12 Haziran 2009
Çekil tv'nin önünden
Az önce komik bir durumla karşılaştım desem yeridir. Bizim muhafazakar bildiğimiz bir akrabımız var. Öyle çok uzaktan falan da değil gayet yakından..Evlerinde resim, biblo bulundurmazlar. Bulundurulan yerlerden pek haz etmezler.Evlerinin her köşesi dini kitaplarla kaplıdır. Çocukları bütün tatillerini abla abi diye tabir edilen kişilerin yanında geçirmektedir vs. Bu kısma kadar olan bölüm beni bağlamaz. Herkes istediğini yapmakta istediği fikre sabit kalmakta özgürdür elbet. Fakat az önce o ailenin kızının facebook profilinde hazal kayanın-yani şu aşk-ı memnu dizisinin nihali- dizideki resmi vardı. Çok garibime gitti açıkçası..Niye mi..efendim şöyle oluyor ki tv denen kutudan günah geçisi gibi sözeden, herhangi bir misafir geldiğinde kanal 7 ve stv gibi muhafazakar kanalları açan bu insanların çocukları aşkı memnuyu hangi arada izleyip hayran kitlesi oluşturmuşlardır anlamadım valla. Hayır yani izleyebilecekleri başka ortamlar da yok..Bir an o aileyi aşk-ı memnuya kilitlenmişken hayal ettim komiğime gitti ya :D kızım kapa gözünü ayıp çekil sen tv nin önünden hatta çık dışarı ben izleyeceğim politikası mı oluyor bu acaba...ya da gözleri mi takılmıştır bir arada orasını bilemeyeceğim...tüm ilgilimi çeken keskin tezatlıklar..aileyle ilgili tek gariplik bu da değil..evin annesi platese gidiyor efenim postiş ve lens takıyor o biçim de göz makyajı yapıyor..ya ben çok geri kaldım modern muhafazakar aile tanımına ya da bunlarda bir gariplik var.
Yine de durumu mevlanın sözüyle bağlamakta fayda var
' Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol '
Yine de durumu mevlanın sözüyle bağlamakta fayda var
' Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol '
10 Haziran 2009
günün kırıntısı
kusursuzluk, mükemmellik değil aradığım, istediğim
bugünüm dünümden güzel olsun
bu kadarı yeter
not : bu da bu ara dinlemekten bıkamadığım şarkı...huzur dolu ...
now i'm looking for you
or anyone like you
...
bugünüm dünümden güzel olsun
bu kadarı yeter
not : bu da bu ara dinlemekten bıkamadığım şarkı...huzur dolu ...
now i'm looking for you
or anyone like you
...
6 Haziran 2009
günün itirafı
bazen çokkıskanç oluyorum ben ya bu duygudan nefret etsem de
bazen de acaip kaprisli
neye kime belli değil
ne garip bir insan oldum be böle yahu
belkide hep öyleydim
aslında biraz zaman tanınmalı bana
çok değil biraz anlamaya çalışılmalı
bence ben sevimli bir insanım yahu
valla bak
sıkıldım bunaldım işte öylesine
off of
hay şu pikniğe gitmez olaydım
günün özlü sözü: bahçelerde maydanoz bu ne biçim lacivert
bazen de acaip kaprisli
neye kime belli değil
ne garip bir insan oldum be böle yahu
belkide hep öyleydim
aslında biraz zaman tanınmalı bana
çok değil biraz anlamaya çalışılmalı
bence ben sevimli bir insanım yahu
valla bak
sıkıldım bunaldım işte öylesine
off of
hay şu pikniğe gitmez olaydım
günün özlü sözü: bahçelerde maydanoz bu ne biçim lacivert
25 Mayıs 2009
günün kırıntısı
Mantık ve hissiyatın savaşı bu aslında..
Mantığı kazananları taş kalpli, hisleri galip gelenleri ahmak sayıyorlar..
Peki ben hangi taraftayım
bilmiyorum
Mantığı kazananları taş kalpli, hisleri galip gelenleri ahmak sayıyorlar..
Peki ben hangi taraftayım
bilmiyorum
11 Mayıs 2009
Romeo değil cameo bebeeem
Yaf ben şu yabancıların cameo olarak nitelendirdikleri süslü püslü oymalı kakmalı kolyelerden istiyorum. Zaten nerde nostaljik bir öge orda ben..Çok hoşuma gidiyor vallahi..şu duruşa şu asalete bak hele oy oy..Burda bir kaç yere baktım ama kafama yatan gösterişte bir tane bulamadım. Ya gördüklerim çok pahalı oluyor-ki bunlarında da zinciri kolye ucuyla çok alakasız. Alsam o kadar parayı sadece bir kolye ucuna baymış olcam ki gerek yok-ya da böyle eften püften dandik tarzda yapılşmış olanları var. Gönlüme göre bir tane buluversem aldığımda çıkarmaycağım hiç..o derece yani..bilen gören hediye yolüüm gıs sana nolcek diyiveren varsa buyrun buraya..çok makbule geçer valla :D






zorlasam ananemden falan çıkarmı ki tarz bu kolyeler..
gerçi sanmıyorum sanki britanyada mı yaşıyoruz
heç






zorlasam ananemden falan çıkarmı ki tarz bu kolyeler..
gerçi sanmıyorum sanki britanyada mı yaşıyoruz
heç
7 Mayıs 2009
Günün kırıntısı
**Bazı insanlar içlerinde kendilerini kurt gibi kemiren hasetliklerini savaşma arzularını her ne kadar bastırmaya çalışsalarda ele veriyorlar kendilerini bir şekilde…özellikle o gözleri.nasıl da parıl parıl hırstan..yazık
**Okulda İngiliz dilinin tarihini öğrendikçe ne kadar dandik ve toplama bir dile hayranlık beslediğimizi anladım ama bu onu sevmememe neden olmadı. Sadece kendi dilimin kıymetini daha iyi anladım.
**Bazı insanları sevmiyorum. Zorlasam da çabalasam da yok ı ıh. Baştan tiksinmişsem mümkünatı yok bir daha kaynaşmamın. Bazen kızıyorum bu yönüme. Çok önyargılıyım gibime geliyor. Ama ne yapayım yahu. Gıcıklara ve sümsüklere dayanamıyorum!
**Müziğin bir dili olacaksa bu Fransızca olmalı arkadaş! Anlayanı da anlamayını da içine alan nasıl melodik bir dildir o öyle. Başlatmayın politikaya sarkoziye avrupa birliğine. Dil şiir gibi..ötesi var mı
**Eskişehirin her köşesine tünemiş olan yılışık sevgilileri görmek istemiyorum ben artık .Kıskanma seni seni deme. Kıskanılacak hiç bir halleri yok. Bütün yol boyunca yapış yapış, yolun ortasında özellikle kalabalık varsa birbirlerinin içlerine düşmeye ne lüzum var. Vallahi onları gördükçe aşka olan inancım azalıyor. İğrençsiniz topunuz ..Herşeyin bir adabı, usülü vardır. Bu ne ki ya ! Eskilere dönelim istiyorum bazen...aşkın ve sevginin daha seviyeli yaşandığı yıllara..
**Dün nerdeyse kazaya kurban gidiyordum blog kardeş. Okula giderken kırmızı ışıkta geçen bir motor karşı caddeye geçmeye çalışan beni az daha ezicekti. Bacağımı teğet geçti. Allah korudu resmen..Savrulup gidebilirdim…Nasıl korktum anlatamam.
**Bugün yürüyüşümü yaptıktan sonra bir çocuk parkına oturdum ve çevreyi seyredaldım. İki tane çocuk birbirlerini itiyorlardı oyun niyetine. Biri yere düşünce öbürü elini uzatarak özür dilerim. Öpeyim barışalım dedi. Öbürünü yerden kaldırdı ve kollarını birbirlerinin omzuna atarak yürümeye devam ettiler.İki küçük çocuk o an kısa metrajlı bir hayat dersi verdiler..Hem de haberleri bile yokken..Ah ne güzel onların temiz dünyası..hepimize ders
niteliğinde her yaptıkları..
**Geçen gün günlüğümü kurcalarken gördüm de geçen sene bu zamanlarda aşıkmışım ben. Demek bir sene olmuş ve bitmiş dedim içimden. Bir senedir bu duygudan yoksun bir ben varmış demek.
**Bu diziler ne zaman aristokratik sınıfı bırakıp halka daha yakın diziler çekmeye başlayacaklar çok merak ediyorum. Hangi kanalı açsam yalılar, konaklar, içkiler, pahalı takılar ha bi de yüksek topuklar..hepimiz öyle geziyoruz zaten..( bkz: hepimiz bihteriz )
**Artık havalar hep güneşli olsun. İçim açılıyor yahu..Rengarenk giyinip, hareketli müzikler dinleyip coşmak istiyor bünyem...
**Akraba ziyaretini özler oldum yahu. Gurbetlik kötü şey!
**Yarın sınavlarım bitiyor. Yaşasın yuppi!
**Okul da bitse ya
o da olur :)
**Okulda İngiliz dilinin tarihini öğrendikçe ne kadar dandik ve toplama bir dile hayranlık beslediğimizi anladım ama bu onu sevmememe neden olmadı. Sadece kendi dilimin kıymetini daha iyi anladım.
**Bazı insanları sevmiyorum. Zorlasam da çabalasam da yok ı ıh. Baştan tiksinmişsem mümkünatı yok bir daha kaynaşmamın. Bazen kızıyorum bu yönüme. Çok önyargılıyım gibime geliyor. Ama ne yapayım yahu. Gıcıklara ve sümsüklere dayanamıyorum!
**Müziğin bir dili olacaksa bu Fransızca olmalı arkadaş! Anlayanı da anlamayını da içine alan nasıl melodik bir dildir o öyle. Başlatmayın politikaya sarkoziye avrupa birliğine. Dil şiir gibi..ötesi var mı
**Eskişehirin her köşesine tünemiş olan yılışık sevgilileri görmek istemiyorum ben artık .Kıskanma seni seni deme. Kıskanılacak hiç bir halleri yok. Bütün yol boyunca yapış yapış, yolun ortasında özellikle kalabalık varsa birbirlerinin içlerine düşmeye ne lüzum var. Vallahi onları gördükçe aşka olan inancım azalıyor. İğrençsiniz topunuz ..Herşeyin bir adabı, usülü vardır. Bu ne ki ya ! Eskilere dönelim istiyorum bazen...aşkın ve sevginin daha seviyeli yaşandığı yıllara..
**Dün nerdeyse kazaya kurban gidiyordum blog kardeş. Okula giderken kırmızı ışıkta geçen bir motor karşı caddeye geçmeye çalışan beni az daha ezicekti. Bacağımı teğet geçti. Allah korudu resmen..Savrulup gidebilirdim…Nasıl korktum anlatamam.
**Bugün yürüyüşümü yaptıktan sonra bir çocuk parkına oturdum ve çevreyi seyredaldım. İki tane çocuk birbirlerini itiyorlardı oyun niyetine. Biri yere düşünce öbürü elini uzatarak özür dilerim. Öpeyim barışalım dedi. Öbürünü yerden kaldırdı ve kollarını birbirlerinin omzuna atarak yürümeye devam ettiler.İki küçük çocuk o an kısa metrajlı bir hayat dersi verdiler..Hem de haberleri bile yokken..Ah ne güzel onların temiz dünyası..hepimize ders
niteliğinde her yaptıkları..
**Geçen gün günlüğümü kurcalarken gördüm de geçen sene bu zamanlarda aşıkmışım ben. Demek bir sene olmuş ve bitmiş dedim içimden. Bir senedir bu duygudan yoksun bir ben varmış demek.
**Bu diziler ne zaman aristokratik sınıfı bırakıp halka daha yakın diziler çekmeye başlayacaklar çok merak ediyorum. Hangi kanalı açsam yalılar, konaklar, içkiler, pahalı takılar ha bi de yüksek topuklar..hepimiz öyle geziyoruz zaten..( bkz: hepimiz bihteriz )
**Artık havalar hep güneşli olsun. İçim açılıyor yahu..Rengarenk giyinip, hareketli müzikler dinleyip coşmak istiyor bünyem...
**Akraba ziyaretini özler oldum yahu. Gurbetlik kötü şey!
**Yarın sınavlarım bitiyor. Yaşasın yuppi!
**Okul da bitse ya
o da olur :)
28 Nisan 2009
Öylesine esti içim bugün
İçimde tarifi zor bir huzur hakim bugün..Sanki yarınlar hep güneşli mutlu ve umutlu geçecekmişçesine..Türlü türlü hislerin akışında yüreğim...Çiçek kokularının ve gün batımının güzelliğinin bile farkına vardım uzun zamandan sonra..pollyanna oldum çıktım belki geçici bir süreliğine..Yine de üstümdeki bu farklılığı hissetmek güzel şey...Zamanla kenara attığım, bana yakışan bir elbiseyi yeniden giymek gibi hayatım şimdi...çıkarmak istemiyorum
27 Nisan 2009
günün kırıntısı
19 Nisan 2009
kime ne benim bu halimden
lürlürlürü lürülürü lürü....blog a uzun süre ara verince huzursuz oluyorum ya..ama bazen hiç yazasım gelmiyor.zorlamamak adına ben de hiçbir şey yazmıyorum..yoksa burası saçmalama merkezim haline gelir..nasılım nasılım diye sorcak olanlara bunalım takılıyorum cevabını verebilirm..okuldan soğumaya başladığım, kafamın ve dünyamın başka başka yerlerde kol gezdiği bir dönem içersine girmiş bulunmaktayım..niye diye sorma öyle işte..okuldan ödevler verilmez verilmez..verildimi de üst üste gelir..ve hepsi de haftasonuna yığılır...hava da mütamadiyen güneşlidir..herkes kendini dışarı atar..ben ve kendim ise hiç bir halt yapmayacağımı bile bile evde geçirmeyi yeğlerim..sanki evdeyken ödevlerle uğraşıyorumdur peeef..sırf vicdanın verdiği azaptan kurtulmak içindir bu yaptığım..şu zamana kadar hiç bi işe yaradığı görülmemiştir..
bi de bu aralar üstümde bir boşvermişlik var...böyle hayat boş eğlen coooş amaaan o ne işe yarar bu çok saçma tavırlarındayım...bundan sebeptir ki ilk sınavlarım tam fiyasko oldu..ufff..okul hayatı dışında da hiçbir atraksyona ev sahipliği yapamıyorum..sıkılıyorum lem ben..kitaplar bile kesmiyor artık yaa...en güzeli yaklaşmakta olan yaz tatilinin hayaliyle yaşamak...o zaman ne değişecek bilmiyorum ama yine de geleceğe ilşkin umutlar barındırmak bünyeme iyi geliyor...bitsin artık bu çile şala la la çekemem bile bileeeeee şala la la
bi de bu aralar üstümde bir boşvermişlik var...böyle hayat boş eğlen coooş amaaan o ne işe yarar bu çok saçma tavırlarındayım...bundan sebeptir ki ilk sınavlarım tam fiyasko oldu..ufff..okul hayatı dışında da hiçbir atraksyona ev sahipliği yapamıyorum..sıkılıyorum lem ben..kitaplar bile kesmiyor artık yaa...en güzeli yaklaşmakta olan yaz tatilinin hayaliyle yaşamak...o zaman ne değişecek bilmiyorum ama yine de geleceğe ilşkin umutlar barındırmak bünyeme iyi geliyor...bitsin artık bu çile şala la la çekemem bile bileeeeee şala la la
17 Nisan 2009
günün kırıntısı
sıkıntıdan dolaşıyordum öylece...msn testi denk geldi yapi dedim bakam ne çıkcam aman peef diye..Geçmişinizdeki Kapanmayan Hesap Nedir testini yaptım şu çıktı :
Kaçırılmış Fırsatlar
Geçmişte büyük ihtimalle büyük bir fırsat elde ettiğinizi düşünmüşsünüz. Ve bir şekilde bu fırsat ellerinizden kayıp gitmiş. Siz hala bu kaçan fırsatın yasını tutuyorsunuz ama düşünün ki bu "fırsat" diye tanımladığınız olay aslında belki de ileride şanssızlık olarak tanımlayacağınız bir şey olacaktı, belki şu anki hayatınızda edindiğiniz bir çok güzelliğe erişmenize engel olacaktı. Kısacası siz kaçırılmış fırsat olarak algılıyorsunuz ama büyük ihtimalle herşey olması gerektiği gibi gelişti hayatınızda. Bu nedenle keşkelerinizden biraz sıyrılıp mevcut hayatınızın tadını çıkarmaya çalışın. Deniz Seki'den sizin için 'Pişman Olmadım' şarkısı gelsin.
ahahaha belki de bu ara en çok kafamı yorduğum konuya açıklık getirmiştir..kim bilir..
bkz : bu kadar olur
:)
Kaçırılmış Fırsatlar
Geçmişte büyük ihtimalle büyük bir fırsat elde ettiğinizi düşünmüşsünüz. Ve bir şekilde bu fırsat ellerinizden kayıp gitmiş. Siz hala bu kaçan fırsatın yasını tutuyorsunuz ama düşünün ki bu "fırsat" diye tanımladığınız olay aslında belki de ileride şanssızlık olarak tanımlayacağınız bir şey olacaktı, belki şu anki hayatınızda edindiğiniz bir çok güzelliğe erişmenize engel olacaktı. Kısacası siz kaçırılmış fırsat olarak algılıyorsunuz ama büyük ihtimalle herşey olması gerektiği gibi gelişti hayatınızda. Bu nedenle keşkelerinizden biraz sıyrılıp mevcut hayatınızın tadını çıkarmaya çalışın. Deniz Seki'den sizin için 'Pişman Olmadım' şarkısı gelsin.
ahahaha belki de bu ara en çok kafamı yorduğum konuya açıklık getirmiştir..kim bilir..
bkz : bu kadar olur
:)
12 Nisan 2009
günün kırıntısı
sıkıcı pazar günlerinde elvis le kederlenmeyi seviyorum yahu...kederlenmenin nesi sevilir be demeyin..dostoyevski'nin yeraltından notlarında belirttiği gibi :' Acılarda hazların en tatlısı saklıdır, hele bir de insan durumunun umarsızlığını çok iyi anlarsa '
Maybe I didn't love you quite as good as I should have
Maybe I didn't hold you quite as often as I could have
4 Nisan 2009
Ben böyleyim..
Baktım etrafta nicedir dönüyor kendini tanıtmaca mimi dedim ben de kendi kendimi mimliyim de yazayım şu konuya iki üç bir şey..
Ben acaip kaprisliyimdir..sanki böle assolist ya da büyük bir devlet adamıymış edasında takıntılarım vardır..her şey dörtdörtlük önüme sunulsun isterim olamadımı surat yaparım..canım sıkılırım, moralim bozulur, ceyran kesilir..bir daha da davosa gitmem zaten :D
Ben dürüstlük abidesiyim bee..yalan söylemekten, gizli işler çevirmekten acaip korkarım..beceremem de zaten..birisi için bile uyduruktan bir iş yapmam..herşey kuralına düzenine uygun olcak...karşı taraftan da aynı şeyi beklerim...bi yalanını bulsam anında şutlarım..çok titizim bu konuda
Acaip tembelimdir...böle sırf canım yapmak istemediği için önemli bir işimi bile erteleyebilirm..o gün yangelip yatmam gerekiyorsa öyle olur :D bazen eşyalarıma ulaşmak için altı tekerlikli olan çalışma sandalyemle heryeri gezebilirim...yeren düşen kağıdı ayak parmaklarımla alabilirim..o derece yane...
her ne kadar yenilikçi gözüksem de içimde pis gelenekçi tavrı hakimdir..herşey usulü neyse ona göre olmaldır o kadar..
maceraperestlik hakimdir bende...beni bıraksalar üüüüüü...bavulumla nerde bulurlar acep :D (pink maldivlerde, pink afrikalı hayvanlar koruma derneği üyesi, pink yamaç paraşütünde, pink köpek balıklarıyla yüzyüze vs vs )
hayalperestim..böle fonda müzik olsun benim kafa nerelerde süzülür nerelere gider bilemezsiniz...bunun için bulunduğum mekanın önemi yok...herşeyden soyutlanmış olmam yeterli..
hayattaki en büyük gücü bilgi olarak görürüm...kişiler beni en çok bilgisiyle şaşırtabilir...özellikle benden çok bileniyle karşılaştığımda vaay bee..demek böylesi de varmış deyip daha çok öğrenmeye çalışırım...konu kısıtlaması da yok valla..her halta ilişkin bilgim olması için habirem okurum..çünkü benim için bilmişliğin verdiği gururu hiç bir şey veremez..böle ben biliyom ben biliyom tarzını da sevmem hatta iğrenirim...bilmenin verdiği bir ağırbaşlılık olmalı insanda..yeri ve zamanına uygun bilmişliktir hoşladığım tarz :D
dışardan bakıldığında soğuk bir imaj çizdiğim söylenir..ama aslında heç öyle değilimdir..bana güven veren , iki güleryüzünü gördüğüm herkes arkadaşımdır...somurtuk meymenetsizlerden nefret ederim..muhattap olmaya tenezzül bile etmem zaten...insancıl olmak mühim şey..
çaktırmasamda kıskançlık duygusuna sahibimdir...yok ben kıskanmam çok modernim aman bak çağa ayak uyduruyorum tavırları bana sökmez..amma velakin kıskandığımı çok belli etmem..içim içimi yese bile dillendirmem...ama karşı taraf anlar zaten bakışlarımdan..çözmek zor beni:D
sevgimi kolay kolay belli etmem..bir şarkı vardı sen beni tanımazsın severim de söylemem hah işte o benim tam olarak :) sanki duygularım dillendirdiğimde anlamını ve samimiyetini yitirimiş gibi hissederim..içimde tutmayı yeğlerim..davranışlarımdan anlasın isterim karşı tarafın..zor benim için seni seviyorum cümlesi kurmak..valla elimde değil
hırslıyımdır...özellikle bir şeyi kafaya çok pis takmışsam illaki yaparım..yapmasam içime dert olur uyuyamam falan..ama hırslandığım şeyi elde ettikten sonra saatlerce oyuncak için zırlayıp da alınca kenara atan çocuklar gibiyimdir...sora ver elii ense yapma durumları..anlıktır bu hallerim yane..
bi anım bi anıma uyuşmaz...alışılması gereken bir durumdur bu..bi an acaip mutluyken öbür anda beni melankolinin uçurumlarında dururken bulmak mümkündür..değişkendir ruh hallerim yani..yakalayabilene aşk olsun..iyi zamanımda gelin siz :D
çocuk ruhluyumdur...böle saçma sapan uçarı kaçarı herşey beklenebilir benden...bu yüzden çocuklarla acaip ii anlaşırım..onlarla evcilik oynarım ip atlarım..anlattıklarını heycanla dinlerim..çoğu kimse tam tersini yapıp yetişkin sandıkları kimseleri ciddiye alırlar..ahh halbuki o çocukların dünyası o kadar incelenmeye değer ki bilmezler
acaip kararsızımdır..ekmek alırken, kıyafet seçerken hayattaki önemli şeylerin seçiminde bile çok kararsızlık gösteririm..en basidinden bir elbise alcam diyelim..saatlerce mağazada hangi rengi alsam o olmadı ııh bu uymadı diye herkesin canından bezdiririm...mağaza görevlileri benden nefret eder bilirim :D
şimdilik aklıma gelenler bunlar...aklıma geldikçe yazarım belki..ya da yazmam kim bilir
Ben acaip kaprisliyimdir..sanki böle assolist ya da büyük bir devlet adamıymış edasında takıntılarım vardır..her şey dörtdörtlük önüme sunulsun isterim olamadımı surat yaparım..canım sıkılırım, moralim bozulur, ceyran kesilir..bir daha da davosa gitmem zaten :D
Ben dürüstlük abidesiyim bee..yalan söylemekten, gizli işler çevirmekten acaip korkarım..beceremem de zaten..birisi için bile uyduruktan bir iş yapmam..herşey kuralına düzenine uygun olcak...karşı taraftan da aynı şeyi beklerim...bi yalanını bulsam anında şutlarım..çok titizim bu konuda
Acaip tembelimdir...böle sırf canım yapmak istemediği için önemli bir işimi bile erteleyebilirm..o gün yangelip yatmam gerekiyorsa öyle olur :D bazen eşyalarıma ulaşmak için altı tekerlikli olan çalışma sandalyemle heryeri gezebilirim...yeren düşen kağıdı ayak parmaklarımla alabilirim..o derece yane...
her ne kadar yenilikçi gözüksem de içimde pis gelenekçi tavrı hakimdir..herşey usulü neyse ona göre olmaldır o kadar..
maceraperestlik hakimdir bende...beni bıraksalar üüüüüü...bavulumla nerde bulurlar acep :D (pink maldivlerde, pink afrikalı hayvanlar koruma derneği üyesi, pink yamaç paraşütünde, pink köpek balıklarıyla yüzyüze vs vs )
hayalperestim..böle fonda müzik olsun benim kafa nerelerde süzülür nerelere gider bilemezsiniz...bunun için bulunduğum mekanın önemi yok...herşeyden soyutlanmış olmam yeterli..
hayattaki en büyük gücü bilgi olarak görürüm...kişiler beni en çok bilgisiyle şaşırtabilir...özellikle benden çok bileniyle karşılaştığımda vaay bee..demek böylesi de varmış deyip daha çok öğrenmeye çalışırım...konu kısıtlaması da yok valla..her halta ilişkin bilgim olması için habirem okurum..çünkü benim için bilmişliğin verdiği gururu hiç bir şey veremez..böle ben biliyom ben biliyom tarzını da sevmem hatta iğrenirim...bilmenin verdiği bir ağırbaşlılık olmalı insanda..yeri ve zamanına uygun bilmişliktir hoşladığım tarz :D
dışardan bakıldığında soğuk bir imaj çizdiğim söylenir..ama aslında heç öyle değilimdir..bana güven veren , iki güleryüzünü gördüğüm herkes arkadaşımdır...somurtuk meymenetsizlerden nefret ederim..muhattap olmaya tenezzül bile etmem zaten...insancıl olmak mühim şey..
çaktırmasamda kıskançlık duygusuna sahibimdir...yok ben kıskanmam çok modernim aman bak çağa ayak uyduruyorum tavırları bana sökmez..amma velakin kıskandığımı çok belli etmem..içim içimi yese bile dillendirmem...ama karşı taraf anlar zaten bakışlarımdan..çözmek zor beni:D
sevgimi kolay kolay belli etmem..bir şarkı vardı sen beni tanımazsın severim de söylemem hah işte o benim tam olarak :) sanki duygularım dillendirdiğimde anlamını ve samimiyetini yitirimiş gibi hissederim..içimde tutmayı yeğlerim..davranışlarımdan anlasın isterim karşı tarafın..zor benim için seni seviyorum cümlesi kurmak..valla elimde değil
hırslıyımdır...özellikle bir şeyi kafaya çok pis takmışsam illaki yaparım..yapmasam içime dert olur uyuyamam falan..ama hırslandığım şeyi elde ettikten sonra saatlerce oyuncak için zırlayıp da alınca kenara atan çocuklar gibiyimdir...sora ver elii ense yapma durumları..anlıktır bu hallerim yane..
bi anım bi anıma uyuşmaz...alışılması gereken bir durumdur bu..bi an acaip mutluyken öbür anda beni melankolinin uçurumlarında dururken bulmak mümkündür..değişkendir ruh hallerim yani..yakalayabilene aşk olsun..iyi zamanımda gelin siz :D
çocuk ruhluyumdur...böle saçma sapan uçarı kaçarı herşey beklenebilir benden...bu yüzden çocuklarla acaip ii anlaşırım..onlarla evcilik oynarım ip atlarım..anlattıklarını heycanla dinlerim..çoğu kimse tam tersini yapıp yetişkin sandıkları kimseleri ciddiye alırlar..ahh halbuki o çocukların dünyası o kadar incelenmeye değer ki bilmezler
acaip kararsızımdır..ekmek alırken, kıyafet seçerken hayattaki önemli şeylerin seçiminde bile çok kararsızlık gösteririm..en basidinden bir elbise alcam diyelim..saatlerce mağazada hangi rengi alsam o olmadı ııh bu uymadı diye herkesin canından bezdiririm...mağaza görevlileri benden nefret eder bilirim :D
şimdilik aklıma gelenler bunlar...aklıma geldikçe yazarım belki..ya da yazmam kim bilir
30 Mart 2009
Kahrolsun yazlık giysiler !
Yaf şu kilo alma olayı ne illet ne pis bişi yaa ! Hele bir de yaz yaklaşmış kazaklar hırkalar vs vs si atılacak göbecikler hooop diyen meydana fırlayacak kırkpınar güreşçisi gibin...Aslında ben son zamanlara kadar memnundum halimden...Lem dedim ne öle hastalıklı gibi gezcem zayıf zayıf kadın dediin accık kilolu olcak diye :p ( züğürt tesellisi) Ama bütün olay haftasonu mağazalar şöyle bir bakınayım derken dank etti...girdim kabine giycem en basidinden iki üç badi..amanııı göbek nassı tiksinç ne iğreti durdu anlatamam....yan kabinden kızlar çıkıyor aynı aynaya bakiyoruz..kızlar incecik giriyor her türlü elbisenin içine hooop diye...bense nefesimi tutup göbeği içeri çekmekten harap ve bitap düşmüşüm..onlara baktım yandan yandan...İçim çok pis haset doldu be...bir de böle tip kızlar benim on katım yiyiyor örnekleri var biliyorum..fakat yağ adına hiç bi halt yok ! ben ise bizim türkişi deyiyimizde belirtildiği gbi su içsem yarıyor ya...Şu zamana kadar hiç dert etmedim kiloyu vs sini..19 senelik yaşamımda bi kerem bile diyet miyet yapmışlığım boğazımdan kesmişliğim yok...eskiden çok bi problem değildi..şimdi ise gözüme gözüme giriyor..büyüttükçe büyütüyorum...10 dk yürüyüşten sonra bile du bakam ne değişti diye tartılıyorum :D o derece vahimim yauu :( Aslında ben yazın otomatik olarak kilo veriyorum deniz kum güneş yürüyüş bol su sayesinde...fakat yazı bekleyene kadar da birşeyin içine giremiycem..hele penye tarzı giyimlerde yine saklanıyor az buçuk ama o badiler...amaan yeraap...sırf bu yüzden alışwerişten soğudum...kıyafetlerim arasında gidip geliyorum 1500 kez hangisini giysem nasıl örtsem..en güzel yöntem de ince bir hırka son üç düğmesi itinayla kapatılması şartıyla :D
İstiyorrum kilo veriyim efenim her kıyfetin içine girebileyim diye...ancak ne zaman karşıma pasta börük çörük gelse dayanamıyorum...dayansam mutsuzluktan bi karış suratla geziyorum..etrafa trip atıyorum..psikolojim bozuluyor yaa..sonra diyorum amaaaan yemişim kalorisini hop hop götüüüüüüür...ve akabinde acaip bir huzur kaplanıyor..pek bir sevimli geziyorum...yaşamak için yemiyorum anliyacağınız yemek için yaşıyorum :D:D
Kilo verincede yüzüm çöküyor bu da ayrı konu...amanun yeuufruum süzülmüşsün sen al accık bundan yo...yo yo dur yanaklarını dolduralım şundan da all hoop aferem diyorlar...ben dursam çewremdekiler durmuyor...herkes diyetteyken ben yiyorum..ben diyete niyet etsem evden tatlılar tuzlular eksik olmuyor...ne yapcam ne etcem bilmiyorum...biri beni durdursun yauu
Bu konularda ben de öleyim valla tıpkısının aynısıyım deyip de çözüm önerebiliyorsanız minnettar olaceğim..6 kilo kadar fazlam var...yürüyüşlere başlicam işalla bi ara...ekmek şeker çikolata :(( kıscam...bu sefer söz veriyorum herkesin önünde...kendime de sıla'dan sözünden dönen nağmert ossun bizde böyle bundan soraa şarkısını armağan ediyorumm
aksi takdirde akrep nalandan nihavent okicam :D
çaw
27 Mart 2009
Mektub
Bir mektup dedi son görüşmemizde..herşeyi anlatacağın, saçlarından sonra dokuncağım son şey olacaktı sana ait..daha fazla konuşmamızın anlamı yitik..sadece yaz bana..senden son isteğim bu olacak..hissederek duyumsayarak dudaklarından dökülemeyenleri, kalbinden taşıp gitmiş olan her sözü yaz bana..ve şimdi..şimdi elveda..mektubunu bekleyeceğimdedi giderken...
elimde simsiyah mürekebi bulaşmış bir kalem, önümde hasret sarısı nostaljik bir kağıt parçası..ne yazmalıydım ona..söyleyemediklerimi söylemek ne kadar işe yarayacaktı bu saatten sonra...aslında ona ait hiç bir şey yazmak istemiyordum..hayatımın ona ait kısmı siste bir görünüp bir kaybolan dağ gibiydi..söküp atamıyordum..ayazda üşümüş ellerimi hissettiğim gibi hissediyordum onu..biraz acılı biraz savunmasız..neyse dedim sonra..hayalimdeki onu yazmalıydım ben..ne karşımdaki o, ne tanıdığım o..hiçbirine yer vermemeliydim bu son satırlarda..son söz yığınlarımda..onun hakkındaki en güzel varlığım hayallerimdi çünkü..artık başlamalıydım..madem senle başladı herşey senle devam etmeliydi..bu yüzden hitabım 'sen' olcaktın imzam sen..
Sen ,
Sen ,
sonbaharımdaki gökkuşağıydın; yağan yağmurun ardından beliren, hayatıma kısa süreliğine renk katan ve öylece çekip giden...biliyordum bu reddeştikteki sebep aklında olmamam değil ardından bırakacağın hüzün kırıntılarını göremeyişindendi...içimize dokunan acıydı tek paylaştığımız.uzun ve sessizdi ikimizin de yolu...ilerliyorduk usulca...tanımıyorduk belki birbirimizi..tanıyamamıştık bu hırçın fırtınalarda...gözlerimizi kapattığımıda hissettiğimiz yalnızlıktı yollarımızı birleştiren...kader dedi kimisi..bazısı kara yazgı.biz hangisini yükleyecektik bu yüklerin çaresizce çöken omuzlarımıza...sen yüklenmemeyi tercih ettin..öyle olsun
gözlerine ilk baktığım o gün...ne kadar uzak geliyor şimdi...bildiğim tanıdığım bakışlar değildi beni süzen...bir zamanlar içimi titreten şimdiyse buruk hüzün bırakan...sen o sen değildin sanki..bilmiyorum..en korktuğum şeydi bilememek zaten.. sen çok iyi bilirsin ya da bilmek istemezsin..zaten bilmek için hiç çabalamadınki..
son satırlar bunlar..'sen' le ilgili son şeyi bırak bana dedin..peki dedim..her zamanki gibi hayır diyecek gücü hissetmedim kendimde..ama gerçekten bir son olabilecek mi acaba şu yazdıklarım...mektubu her okuyuşunda kalbindeki hisler dayanmayacakmı kapına..uzaklara dalmayacakmı benden sonra yetim kalan gözlerin..kendini kandırmana sonsuz müsade benden...ben bu sözü veremem..zaten hiç cesaret edememki..
Aslında sen gitsen hayalin bırakmaz beni..sen kalsan hayalinin peşinde olurum yine...hayata benim gözümden bakmadın ki hiç..madem içimden ne geliyorsa yazmalıyım işte söylüyorum : ben seni aslında hiç sevmedim...sadece aşkı hissettim sende..verdiği heycanı tattım her damlasında..sense içimdeki oyunun bir figuranı oldun sadece..dürüstlük buysa..ben de buyum o zaman..tanımamışsın değil mi, mühim değil..
bütün bunları okuduktan sonra şaşırma lütfen..sıcacık bir kahve yap kendine dışarda camına vuran damlaların sesine kaptır kendini..gerisi gerçekten mühim değil..sevdiğimiz müzikleri de dinleme sık sık..anılarına ilmek ilmek işleyen her melodiden sakın kendini...arada canın sıkıldığında kulak ver zamana ve doğumgününde sana aldığım, bitirmeye sabredemeyip yarıda bıraktığın kitabı al eline..kaybettiğin manaları bulmaya çalış onda...gülümse kendine her satırda..her zamanki çocuk masumluğunda..
oku bunları ya da okumayıp sakla sadece..bu artık sana son armağanım..cevap da yazma bana...bundan sonraki satırlar inancımı daha da azlatır aşka dair..sukunet hakkını kullan her zamanki gibi..sessiz sedasız bit benim için...geride kalan tek izin kalbimdeki yerin olsun..
imza
'Sen'
24 Mart 2009
Nayır nolamaz
İnsiyatifimin dışında olanlar beni her zaman korkutmuştur.
Bu bir tesadüf mü
yoksa
kader
ya da başka bahaneler
ama ama ama ben
lanetlimiyim lan
nefertiti gbi çarpcam şimdi haa
o lanetlimiydi acep
olmayadabilir
aman beaa
canı sıkkın duran yüzünde merak ifadeseyle dolu kızgın suratlı smile ahanda buraya
şarkı da gelsin : elma değil ayva bu yediğimiz galiba
ayvaaaaaağ
şappi
Bu bir tesadüf mü
yoksa
kader
ya da başka bahaneler
ama ama ama ben
lanetlimiyim lan
nefertiti gbi çarpcam şimdi haa
o lanetlimiydi acep
olmayadabilir
aman beaa
canı sıkkın duran yüzünde merak ifadeseyle dolu kızgın suratlı smile ahanda buraya
şarkı da gelsin : elma değil ayva bu yediğimiz galiba
ayvaaaaaağ
şappi
23 Mart 2009
günün kırıntısı
Bugünüm çok güzel gidiyordu
ta ki birinin bana çok kızdığını anlayana kadar
çok kırılmış
sinirlenmiş belli
e postasını kapatmış
diğer tüm bağları koparmış
sesi sedası falan da çıkmıyor
5 ay öncesinda olmuş bitmiş bir şeyin bu kadar iz bırakması da ilginç
ben ne yaptım acaba onu bu kadar gücendirecek
aslında o bildiğini sandığı hiçbir şeyi bilmiyor
bilse zaten gitmezdi
böyle de yapmazdı
bense galiba özlemişim
niye kurcalıyorum ki hala
neyse
kısmet...
ama içimde kaldı söyleyemedim ya
Gitme !
ta ki birinin bana çok kızdığını anlayana kadar
çok kırılmış
sinirlenmiş belli
e postasını kapatmış
diğer tüm bağları koparmış
sesi sedası falan da çıkmıyor
5 ay öncesinda olmuş bitmiş bir şeyin bu kadar iz bırakması da ilginç
ben ne yaptım acaba onu bu kadar gücendirecek
aslında o bildiğini sandığı hiçbir şeyi bilmiyor
bilse zaten gitmezdi
böyle de yapmazdı
bense galiba özlemişim
niye kurcalıyorum ki hala
neyse
kısmet...
ama içimde kaldı söyleyemedim ya
Gitme !
17 Mart 2009
ŞİİR
Duvarımda aslıdır bu şiir..her okuyuşumda ayrı zevk alırım..uyandığımda gözlerim ilk ona çarpar...paylaşayım dedim bilmeyeniniz varsa diye :) zaten Can Yücel..daha ne olsunÖyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, oh ne güzel yine uyandım diye sevin.
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin…
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin…
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart…
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine…
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle bir hafifle.
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık…
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa…
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak…
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al…
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak…
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun…
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun…
Saklama tabakları, bardakları misafire…
Sizden ala misafir mi var bu dünyada…?
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının…
Gece evinde, dostların olsun…
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun…
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illaki sağlık olsun
CAN YÜCEL
16 Mart 2009
günün kırıntısı
Selam blogcaaan....yine uzun ara verdim yazmaya....aslında varya herşeyi herşeyi biiir biir anlatasım var amma çeneme vuran bu güç malesef ki elime vurmuyuyor...Üşeniyorum iştee...günlerim bilindik akışında akıp gidiyor...arada güneş açıyor sonracııma kar yağıyor...ben de anlamadım dışarda neler olüü...aslında düşündüğümde hava durumuyla benim ruh halim endeksli...hava karlı ben melankolik...hava yağışlı ben depresif...hava güneşli ben neşeli böcüük..Şu an da dışarda acaip soğuk var..ve kar atıyor ara ara...içimde bir şeyler baaaaaby it's coold outsideee şarkısına eşlik ediyor....hatta içimdeki aynı şey şu an yazıcak bir şey bulamadığım için havalardan bahsetmekten dolayı utanç duyuyor....oscar wilde ın mıydı ne tam hatırlamıyorum bir sözü vardı ne zaman birileri benle hava ile ilgili konuşmaya başlasa ben onların aslında başka bir şeyler ima ettiklerini hissederim şeklinde...şu an yaptığımda onun gibi bir şey herhalde....oscar baba beni eleştirmiş mütemadiyen..her neyse
biliyonmu blog bazen acaip şanslı olduğu düşünyorum...öyle böyle değil acaip...sanki süper lotodaki bütün paralar bana vurmuşçasına yani...bazense ne .oktan şansım var ne talihsizim ben yaaaf deyip dolanıyorum etrafta..galiba bu duruma göre değişen bir şey...en sonki yaşadığım talihsizlik mi değil mi bilmiyorum...şu aşağıda mevzuu bahis ettiğim şeker kutusu galiba başkasına hediye...ben de emin değilim ama öyle tahmin ediyorum...net camiasında yaptığım derin araştırmalar sonucunda kendisini feysbukta bir kızla poz vermişkene buldum..ilk dedim akrabadır...sonra baya bi ikna oldum yok yok kesin kuzenidir şu kaşa şu göze bak tıpkısının aynısı bunlar bee diyerekten..ama sonunda bütün kendimi kandırma çabalarım son buldu...dedim niye kuzeniyle resmini koysun ki..hem feysteki moda sevdicekle çekilmiş fotoların profile konulması yönünde...o da öyle yaptı muhtemelen...bilsem en başta bakardım be..gerçi kendimi o kadar kaptırmış değilim...sevimli geliyor ama yaa...sadece koridorda görüyorum kendisini görürsem de..gone with the wind bebeğeem durumları yane..
kendimden nefret ettim be şu an..aslında anlatmak istediklerim bunlar değildi...yarın sunumum var onla ilgileniyor olmam gerekir...sonraa vize haftam var bi de azcık...belki bahar güzel ama baaaaaby it's cold outside :)
şimdi ise aya uçamaya gidiyorum...bakam jüpiterde ve marsta bahar nasıl imişş

fill my life with song and let me sing forevermore...
in other wordsssss....?
....
...
..
.
:)))
biliyonmu blog bazen acaip şanslı olduğu düşünyorum...öyle böyle değil acaip...sanki süper lotodaki bütün paralar bana vurmuşçasına yani...bazense ne .oktan şansım var ne talihsizim ben yaaaf deyip dolanıyorum etrafta..galiba bu duruma göre değişen bir şey...en sonki yaşadığım talihsizlik mi değil mi bilmiyorum...şu aşağıda mevzuu bahis ettiğim şeker kutusu galiba başkasına hediye...ben de emin değilim ama öyle tahmin ediyorum...net camiasında yaptığım derin araştırmalar sonucunda kendisini feysbukta bir kızla poz vermişkene buldum..ilk dedim akrabadır...sonra baya bi ikna oldum yok yok kesin kuzenidir şu kaşa şu göze bak tıpkısının aynısı bunlar bee diyerekten..ama sonunda bütün kendimi kandırma çabalarım son buldu...dedim niye kuzeniyle resmini koysun ki..hem feysteki moda sevdicekle çekilmiş fotoların profile konulması yönünde...o da öyle yaptı muhtemelen...bilsem en başta bakardım be..gerçi kendimi o kadar kaptırmış değilim...sevimli geliyor ama yaa...sadece koridorda görüyorum kendisini görürsem de..gone with the wind bebeğeem durumları yane..
kendimden nefret ettim be şu an..aslında anlatmak istediklerim bunlar değildi...yarın sunumum var onla ilgileniyor olmam gerekir...sonraa vize haftam var bi de azcık...belki bahar güzel ama baaaaaby it's cold outside :)
şimdi ise aya uçamaya gidiyorum...bakam jüpiterde ve marsta bahar nasıl imişş

fill my life with song and let me sing forevermore...
in other wordsssss....?
....
...
..
.
:)))
12 Mart 2009
10 Mart 2009
zıkkım ve kökü arasındaki nazik ilişki
Bu ara çok mu arabeskim ne...Aslında bu ara değil ara ara böyleyim ben..Eser bazen saçma sapan şeyler yaparım...Ama saçma olsa bile hiçbiri amaçsız değildir...İlla bir şey vardır bunlara neden..bElki bu şekilde dışavurum yapıyorumdur içimde birikenleri..Birikmek derken gerçekten de canımı sıkan çok şey var...her gün canımı sıkacak şeyleri nasıl bulabiliyorum bilmiyorum...Bu da bir yetenek..Ota böceğe insanlara herşeye kızıyorum...Kendi kendime sinir oluyorum..Kendi çapımda triplere giriyorum...Yaptıklarımın hiçbirşeyi değiştirmeyeceğini bile bile...Aslında karamsar biri de değilim...Herşeyi dert eden bir yapım yok ama yine de detaylara çok takılırım...Ve en çok takıldığım soru da ' Neden' dir...Şu neden bu neden vs vs...Belki de cevabını vermeye en çok çekindiğim soru olduğu için onu seçmişimdir...cevaplamaktan her adımda korkmak...cevaplansa bile hiçbir şeye çözüm oluşturamayacak bir olgu..Şu an saçmalıyor olmak umrum bile değil...kendi blogum istediğim gibi kullanırım..kimse de laf edemez işte...nerden başlamak gerekir nerde bitirilirir muamma...şifre çözmede üstüne olmayanlar buyrun meydana...ama kendim bile bazı şeylerin ayırdına varamamışken siz nasıl varırsınız, nasıl çabalarsınız görmek lazım ...fakat kanımca çok meraklı olmamak lazım...herkes kendi işine gücüne baksın...kıssadan hissi arabeskim en koyusundan..içimde orhan babalar müslüm babalar fink atıyor...sonu nereye varır, kurtarıcı kimdir, kurtulma durumu mu vardır, öyle bir durum varsa kim kurtarılmaya muhtaçtır, niye kurtulsunki, noldu bi durum mu var kim ölmüş, sen değil arkandaki, sanane beeee sananeeeeeeeeeee
7 Mart 2009
Dinle coş
Bu kadın dinlenmeli yahu...country nin babası johnny cash se anası bu bayan olmalı kanımca
sesi çok güzel
şarkıları sevimli
böyle amerikan filmleri misali sessiz bir yolda üstü açık bir arabayla saçlarım uçuşarak boynumda fularla gidişi hatırlatıyor bana
dinleyem bakam ben de diyorsanız bakınız
yetmedi buraya da bakınız
4 Mart 2009
kdlısaefkıuhmdscnbm
bana bak bahar
bi halta yaramiceksen
beni boşuna heveslendireceksen
sonra foooos çıkacaksan
sağ gösterip sol vuracaksan
şakkaaaa deyip pis pis güleceksen
olmaz artık ben vazgeçtim diyeceksen
git kendini çok sevdirmeden
git git git tamammı
olmüü böle olmüü
lütfen rica ederim
bi halta yaramiceksen
beni boşuna heveslendireceksen
sonra foooos çıkacaksan
sağ gösterip sol vuracaksan
şakkaaaa deyip pis pis güleceksen
olmaz artık ben vazgeçtim diyeceksen
git kendini çok sevdirmeden
git git git tamammı
olmüü böle olmüü
lütfen rica ederim
28 Şubat 2009
25 Şubat 2009
kim bilir...
Bugün o 'adamı' gördüm...hani her seferinde varlığından sözettiğim ama nerde olduğundan birhaber olduğum adam..hem de olmasını düşlediğim yerde gördüm...Elinde eski kapaklı bir kitap, üstünde gri kazak ve boynuna doladığı ince siyah atkısıyla öylece dalmıştı bir yerlere...Esmer yüzünde anlamını çözemediğim bir sukunet gizliydi...Dalgalı saçları tek tük dağılmıştı alnında...Bir süre hakim olamadım gözlerimin kayıtsızca akıp gitmesine...İçim çoktandır unutulmaya yüz tutmuş fakat en ufak bir şeyde tekrar alevlenen bilindik heycanla kaplandı..O ise farkında değildi..Kendisini öyle bir kaptırmış ki uzaklara..derinliğini bilemediğim bir düşün ortasındaydı gözleri.. satırlarda süzülmekte...Böylesi daha işime geldi..yakalanmanın vereceği suçluluk duygusundan biraz olsun sakınmıştım kendimi... bitmesini istemediğim anlardan birini yakalamıştım...sanki bulmuştum 'o' nu...senelerdir bildiğim tanıdığım biriydi sanki...yüzü tanıdık gelen fakat kendi bir zaman sonra karşıma çıkan..Kafamda kurduklarımın hepsi onu gösteriyordu usul usul..Fakat biliyordum ki bu an da karışıp gidecekti su misali akan zamanda..daha fazla düş istemedim...hayallerimi daldaki gül misali koparıp attım...çünkü dokunmaya kalksam dikenlerin verdiği acı hakim olacaktı ruhumda.. yoluma devam ettim..aklım ise hala orda..belki dedim..belki bir gün..yine aynı yerde..ya da boşver..unutulmuş farzet hepsini...geride bıraktığın silüetin olsun sadece...
there's not much justice in the world...james blunt ın dediği gibi
there's not much justice in the world...james blunt ın dediği gibi
24 Şubat 2009
Fısıltım
Şu sıralar yapay uğraşılarla oyalıyorum kendimi...Yapacak birşeylerim olmadığından değil, yapmak istediğim birşey bulamamaktan sebep..Kayıtsız da değilimdir aslında..Kuralları iyi bilirim..Yenilgiyi ve yenmeyi de...Fakat mecalim yok işte..Körebe oynayıp bir karanlığı kovalamak gibi amaçsız tüm yaptıklarım..Aslında umursamıyorum da bu durumu..Alışılagelmişliğin verdiği tekdüze bir huzur belki de içimi kaplayan..Ya da tam tersi keskin bir huzursuzluk..Battıkça canımı yakan ama bir süre sonra hissizliğe mahkum eden tarzda...Bütün bunlar bir umutsuzun satırları da değil..Avucumda kavradığım anahtarların ait olduğu kapıları unuttum yalnızca...Henüz delirmedim de..Gerçi delilik daha seçkin olmaktır herkesin akıllı gezdiğini farzettiğimiz dünyada..Şu ya da bu şekilde fark yaratmak...bundan ibaret hepsi..Öyleyse neden bütün bu akıl oyunları? Deliler oyun oynamazlar ki...İzlemek ve daha da delirmektir görevleri olanlar karşısında..Gerisi akıllılara kalmış..
Yazdıklarımı ne kadar anlamlandırdığımı da sorgulamadım...Herşeye kafa yoran birisi de olmadım hiç..Olmayacağım muhtemelen de..O detayların satır aralarında içten pazarlıklı insanlar, kıskançlıklar ve ince motifli planlar saklıdır...İlk sayfasından silip attığım kitaplarda gizlidir bütün bunlar...Okumam, okumak için de feda etmem kendimden parçaları..O parçalar koptuğunda kendim olmanın manasını yitireceğimi bilirim çünkü..
Varsın bütün olanlar olduğu gibi usulca gömülsünler kurak toprağa..O toprak meyve veremeyeceğinden, yağmur hiç düşmeyeceğinden hapsolsunlar oldukları yerde..O zaman ne değişir bilmiyorum..Çıkışı gözükmeyen labirentlerimde dolanırım bir süre daha...Biraz da yapay uğraşılarla oyalanırım yorulana kadar....Mühim değil..
18 Şubat 2009
KüÇük BiR not
Defterlerimi kurcalarken buldumm bu şiirimsiyi...hangi duygularla yazmışım bilmiyorum...çok mu duygusalım..hımm pek sanmıyorumHangi yarım kalmışlığın matemi bu
Kime ağlıyor yaştan yoksun bu gözler
Yaşanmamış bir yalanın habercisi miydi bütün olan biten
Yoksa ben herşeyden öte
Gittiğimde mi kalmıştım sende
Belki de sendeyken gitmiştim çoktan
Şimdi bütün bunlar neye çözüm olur
Farklı çizilen yollar kesişmez ki hiç
Bundandır susup dinlemek akan zamanı
Gönlü avutmak bir tutam umutla
Ve devam etmek hayata
Bir şekilde
Nasıl diye sorma
İnandırcak söz bulamam
13 Şubat 2009
Olmalı mı olmamalı mı
Cesaret göstermeyi, bir şeye cesaret etmeyi gerçekten de üstün bir meziyet gibi görüyorum..Çünkü ben de lafta kalıyor bu işler..Kendimi ne kadar hazırlasam, kafamda bir şeyler sürekli muhakeme içersinde oluyor..Yapsam mı yapmasam mı..Tutar mı tutmaz mı..Sonucu ne olur ve benim için ne gibi etkileri olur şeklinde sürekli bir gelgit içersindeyim...Aslında cesaret biraz da bu evreyi atlamak gibi bir şey...Gözlerin aniden kararması, aklın bloke olması ve sadece hislerle hareket etmek...Sonuçta bir işi kafada ölçüp tartıp ona göre hareket etmek planlamaktan ötesi değil...Ama dediğim gibi ben his insanı olamıyorum bir türlü...Mantık engel olamadığım bir şekilde kalbimi solluyor...Şu an bunları söylerken bile içimde ikilemler oluşuruyor...Bilemiyorum..Bazen başkalarına danışmak gerekiyor bu konularda..Risk almaya değer mi, yapılmalı mıdır acaba diye ikinci bir görüşe ihtiyaç duyuyorum...Aldığım cevaplarda çoğunlukla tatmin edici olmuyor..Çünkü ben kendi duymak istediğim cevabı arıyorum onlarda...Onlar da aksi yönde görüş bildirince kabullenemiyorum...Onların sunduğu görüşler tamamen kendi hayata bakış açılarına göre yani kendi yaşam tarzlarına ait..Ama hiç kimse ben olamaz ki...Kimse karşıdaki insanın ne hisettiğini, ne düşündüğünü tamamen anlayamayacağı için doğru bildiği şeyi örnek gösteriyor hiç kuşkusuz...Bunlar bir yana, sadece kendi kafama estiği gibi davranmak da beni rahatsız ediyor...Çünkü olayın içinde olunca insan obcektif olamıyor..Dışardan bakan nasıl düşünür diye merak da ediyorum...Söylenenleri de dinlemek istemiyorum...İçimde hep bir şeyler rahatsız ediyor..Sonunda da kendi bildiğimle kalıyorum..İçten içe her şekilde onu savunuyorum ama yine de hiçbir şekilde faaliyet gösteremiyorum..
Belki de bu kadar kasmamam lazım...Herşey olacağına varır derler..Bu ifadeler bile içinde çifte anlam taşırken ben ne yapayım şimdi...Onlar bile ikilem içinde :D olayları kasmamak cesaretle atılıp halletmek ya da oluruna bırakmak anlamına geliyor....Off off bilmiyorum..Ne çok bilmediğimin de farkındayım..Başımı alıp uzaklara gidesim var...Kaçasım geliyor kendimden ara ara..
I love your bilog
Bi dostcuum mimlemiş beni...Hemmen gerekli kuralları yerine getirerekten iade-i mim yapalım bare...
Ödülün gönderilmesiyle ilgili 3 kural varmış:
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek(ki ben bunu gerçekleştirmişim)
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.
Sıradaki ödüller sevdiğim blogçulara gitsin :
~voodoo girl~
ronaldinho
Üfürükten Prenses'S
ayrodinamik yarr
yediye tamamlayamadım çünkü çoğu zaten almışlar mimimimi :)
Ödülün gönderilmesiyle ilgili 3 kural varmış:
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek(ki ben bunu gerçekleştirmişim)
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.
Sıradaki ödüller sevdiğim blogçulara gitsin :
~voodoo girl~
ronaldinho
Üfürükten Prenses'S
ayrodinamik yarr
yediye tamamlayamadım çünkü çoğu zaten almışlar mimimimi :)
9 Şubat 2009
Sevgililer Günü Yanılgısı
Malum şu meşhur gün yaklaşmakta..Tv lerde yayınlanan tektaş reklamlarından ,haberlerde iyi gelirli insanların sevgililerine sunabileceği imkanlardan bahsedildiği anda kavrıyoruz biz bu gerçekle yüzyüze geleceğimizi..Hele 14 şubata bir kaç gün kala iyice sapıtılıp akşam haberlerinde ülke gidişatından ziyade çiçek fiyatlarına, yeni piyasaya sürelen sevgi saçan elektronik aletlerinin tanıtımına daha çok önem veriliyor...Belki bu sene tam tersi bir tablo çıkar karşımıza..Kriz sevgililer gününü de vurdu sayın izleyiciler ..Az soooonra..Çiçek fiyatları el yakıyor... vs şeklinde :)
Bir de mağazalar uğrayacak bu akım..Her vitrinde kalp içine alınmış sevgililer gününe özel indirim yazılarıyla karşılaşacağız (diyorum ama hazırlık çoktan başlamıştır bile)..Her şey kırmızı ağırlıklı olacak o gün..Hediye kaplayan kağıttan tutun sevdiceğin kıyafetine kadar...Sonra lüks restoranlarda rezarvasyon yarışları olacak zengin sevgilililerin adına..Aksi durumlar elbette varolacaktır fakat genel itibariyle durum bundan ibaret olmuştur ve olcaktır kuşkusuz..
Sevgililer daha bir sırnaşıktır bu günde..Ben seni seviyorum sen beni seviyorsun biz sevgiliyiz ve bir güne sahibiz ölsün yalnız takılanlar havasında gezecekler bugün boyunca...başkalarının gözüne gözüne sokacakacaklar aldıkları hediyeleri ya da karşı tarafın sözde sürprizlerini(!) Fakat hiç bir zaman farkında olamayacaklardır ki herkes aslında birbirinin üç aşağı beş yukarı aynı şekilde kutlamış olacaktır bugünü..Yani işin içinde özgünlükten eser olmayacaktır..Mesela birisi orkide sunacaktır karşı tarafa bir diğeri ise daha makul bir çiçek seçimi yapacaktır..Biri evde kutlayacaktır her ne ise..Bir diğeri ise boğaza nazır bir eğlence mekanında..
Aslında kimse bilmez ki bugün sevgilisizlere itaftır...Eskiden sevgilisi olmayan fakat birisinden hoşlanan kişiler küçük bir karta 'will you be my valentine' yani sevgilim olurmusun yazıp isimsiz bir şekilde sevdiklerinin kapılarına bırakırlarmış bir buket çiçekle birlikte...Kartı alan kişiyse bu kartın kime ait olduğunu bulmaya, tahmin etmeye çalışırlarmış...Düşünüldüğünde gayet ince bir davranıştır bu..Şimdikinin alışılageldik kutlamalarından abartılarından uzak gayet naif ve romantiktir..Fakat biz bunu bilmeyiz..Çünkü kimse bize tektaş fiyat listeleri sunacağına nerden gelirmiş 14 şubat nasıl kutlanırmış acaba diye bilgilendirmelerde bulunmaz...Onların ilgi alanı duygusal sömürü yoluyla rant sağlamaktır..Kimse olayın iç yüzünü gösterip bilinenleri değiştirmek için uğraşmaz da zaten bu saatten sonra..Bari bilen bilsin :)
Kısa ve öz olarak bugün masraftan ve tekdüzelikten ibarettir..Çünkü herşey insanların olayı algılayış biçmiyle ilgilidir..Siz zaten sevgiliyseniz ya da evliyseniz böyle bir güne ihtiyaç duymuyorsunuz demektir...Eğer ihtiyaç duyuluyorsa da ilişki sorgulanmalıdır..İnsan sadece bir günde karşı tarafı hatırlayacaksa hiç hatırlamasın daha iyi...Beni soracak olursanız sevgilim yok ama 14 şubatta herhangi bir kart alabilme olasılığım var mı yok mu onu da bilmiyorum..Öyle çok büyük beklenti içinde değilim..Zaten aşk beklemekle gelmez ki...Kapımın altına imzasız bir kart bırakır sadece ve usulca karışır kayıplara..Ama ben birgün rastlaşacağımızı bilirim..
7 Şubat 2009
Pink'in seyir defteri
Vayyy bee...Uzun zaman oldu yazmayalı..Özlemişim blogçuuğumuu :)..Malumunuz tatil..Ben de güzel bir kaç tatil turu yaptığım içün nette takılmaya pek fırsat bulamadım ve dolayısıyla blog u da ihmal ettim..Neyse naptım nettim anlatayım bare.. ilk durak adapazarıydı benim için...dedemler vs vs kaplıcaya gidicez siz de gelin dediler..Ben kardeşceğizim ve anneciim düştük yollara..Tabi ben kaplıca sularına girmek için gitmedim :D Kaplıcanın dağ havasını almak, doğayla başbaşa bir kaç gün geçirmekti amacım...Otobüsle gittiğimiz için haliyle değişik değişik insanlarla karşılaştık..Bi tanesi adapazarından kaplıcaya giden otobüste yakaladı bizi:D yaşlıca bir teyze..Amma allah bi çene vermiş ki bır bır bır bır bütün yol boyunca konuştu da durdu..Nerdeyse bütün hayat hikayesini, gelinlerinin çaçarozluğunu oğullarının pasif kalışına kadar aile içi paparazileri bile dinlemek zorunda kaldım..Yüzümü cama çevirmeye çalışıyorum bu sefer eliyle dürtüyor dinliyormuyum dinlemiyormuyum diyee..ne kadar konuşmaya hasretmiş..bense tam tersi kimseyi duymamak, kafa dinlemek için dağ yamaçlarına kaçıyorum :D işte anlattı da anlattı...bir tane torunum var dedi inşaat mühendizi..o da buraya gelicek yarın falan diye ahh yavrum ne de özlemişim vs vs diye de ekliyor..Yahu teyzeciim banane senin inşaat meendizi torunundan yaa..Sonra bir ara sustu..Korkmadım değil hani fırtına öncesi sessizliği anımsattı bana...baktı baktı öylee dışarı bir süre..Döndü dedi yaa benim bir de kız torunum var bizimkiler gitti okuttular kızı..Kaymakamlık sınavına da soktular kazanamadı zati..Boşu boşuna okudu onca yıl..Biizimkilere direttim dedim kız okusa ne yazar evlendirin göreyim ölmeden mürvetini..Ama onlardaki katır inadı..dinlerler mi heç analarının sözlerini...şimdi kimse de almaz onu...23 yaşında gelini kim napsın..Biz 15 mizde varırdık heriflere..ahh ah şimdikiler dedi..Ben tabe koptum kopcam..Ona okumanın önemini anlatacak kadar da gözümü karartamadım..Çünkü teyzenin ideolojisi 70 senede değişmemişse 2 dakikada hiç değişmezdi..He he tabi tabi teyze dedim..O konuştu ben kafa salladım..Allahtan bana sorular sormadı..Dicekti kızım yol yakınken dön bırak okulu evlen :D nihaa..Ah ülkemin değişmeyen yüzleri..cahil kesimi ahh...
Neysem işte...Sağ sağlim vardık kaplıcalara..Orda bütün gün dağ bayır arşınlamakla geçiyordu günler..Mis gibi hava..Her on metrede karşına çıkan çaylar..Fışır fışır sular çok güzeldi...Köy hayatı hakimdi çevrede..Tavukların ortada fink attığı, evlerin derme çatma olduğu, tarlaların boylu boyunca uzandığı hayat dolu ama herşeyden bir o kadar da uzak bir resmin çerçevesi içindeydim..Tv hiç izlemedim, net cafeye hiç gitmedim..Telim bile çoğunlukla kapalıydı...Huzur doluydu benim için o saatlerce yaptığım yürüyüşler, dağdan gelen buz gibi suyu lakır lakır, dudaklardan taşarcasına içmek..4-5 gün geçirdim orda..Belki fazlası sıkabilirdi..Ne de olsa şehir insanıydık..Bir kaç günlük kaçamak iyi ve yeterliydi..
Adapazarından sonra İstanbul gittim..doktor işim vardı..Dişçiye kontrole gitmek bahanesiyle aldım bavulu kaçtım taşı toprağı altın memlekete:) Özgürlüğü tadı bir başkaydı orda...tek başıma olmanın verdiği havayla içimden gelen neyse yaptım..İlk gün doktora gittim işlerimi hallettim..O gün de hava baya yağışlıydı..Yağmurlu havalarda şemsiye taşıma özürlüsü olan ben, yanımda getirmediğim için hastanede bekleme kararı aldım yağmur dinene kadar....Dışarıyı izlerken amcanın biri yanıma oturdu...(bütün yaşlıların gözdesiydim :D) Kızım dişlerin mi bozuldu senin de dedi..Yok amca dişlerim bozuk falan değil kontrolüm vardı onun için geldim dedim..Hımm iyi iyi diye onayladı..Amca da böyle iyi giyimli konuşması düzgün bir insandı..İçimden bu amca kesin ya askerdi ya da örtmendi diye geçirdim..Bunları kafamda kurarken amca mekteplimisin kızım dedi..He amca dedim ing ört okuyorum vs vs...Güzelmiş yavrum güzelmiş dedi..Lisan bilmek büyük ayrıcalıktır dedi..Ben de yıldız teknik üniv de hocaydım dedi..(Ben tabi içten içe yıh yıh tahmin etmiştim diye seviniyordum)...Kendisi mimarmış..Mimarlık öğrencilerini okutuyormuş yani vakti zamanında..artık emekliymiş..Sonra yaşımı falan sordu..Baya gençmişsin dedi..Ben de 82 yaşındayım diyince benim gözler büyüdü anında tabi..Amca gayet dinç görünüyordu..hiç 82 havası yoktu anlicağınız...Ben Atatürkün elini öpmüş insanım kızım dedi..Ardından kendi çocuklarını anlattı..Hepsi de gayet güzel yerlere gelmişler..Biri avukatlık yapıyormuş biri ise doktormuş..İşte öylece anlattı dinledim anlattı dinledim..Bu sohbet teyzenin sohbetinden daha keyif verdi...Ne de olsa görmüş geçirmiş, bilgili kültürlü dünyadan haberdar bir kişiydi..Bir ara tel im çaldı..Babam arıyordu..Amca da içeri girdi bişiler sormak için herhalde..Ben de gitmiştir diye düşünerekten merdivenlerden inmeye başladım...Sonra onu gördüm geri geldiğini..Ama yolu yarıladığım için dönmekten üşendim..Elveda diyemedim kendisine yani....Kesin arkamdan laf etmiştir..ama benim suçum değil gülegüle demek için gittiğimde ortadan kaybolmuştu ne bilim ben yani..
Hastaneden ayıldıktan sonra kankamla haberleştik....Onun yanında da okuldan bir arkadaşıyla, bizim okula yatay geçişle gelen bir arkadaşı vardı..Tabe yatay geçişle geleni ben tanıyorum..O tanıyor vs vs...İlginç bir grup oluşturarak ilk önce beyazıta gittik..Orda sahafları gezdik, kitaplar aldık kendimize...Sonracığıma sultanahmete gittik..Güzelce gezdik orda, yerebatan sarnıcına gittik..ordan yürüyerek gülhane parkına uğradık ve tepenin başındaki bir çay bahçesinde soluklanıp geri döndük..Eğlenceli bir gündü...Ertesi gün yine buluştuk kankam ve arkadaşlarıyla..Alışveriş yaptık..Gezindik sağda solda..Ayaklarım su topladı o kadar yürümekten..Yine de tatlı bir yorgunluktu bu benim için...
Dün de biletimi aldım ve eskişehire geldim..İlk defa o kadar uzun yola tekbaşıma çıktım..Güzel bir tecrübeydi benim için...Eve vardığımda ilk iş blogger alemini gözlemek oldu..Her şey yerli yerindeymiş..Çok bir şey kaçırmamış olduğumu görünce sevindim...insan bir kere bir şeye alışmayagör..Özlüyorsun işte kaçarı yok :)
28 Ocak 2009
Kızıl Gece
Dipsiz bir gecenin en kuytu yerindeYalnızlığın kol gezdiği ıssız bir anda
Acılı bir melodi kulağına usulca fısıldadığında
Üzerinde hasret kızılı bir kazakla
İçinde kan ağlayan
Sükuta çaresizce gömülmüş bir kalple
Elindeki nar suyunu
Şarap misali yudumlayıp
Umarsızca sarhoş oldun mu hiç
Üzerinde hasret kızılı bir kazakla
İçinde kan ağlayan
Sükuta çaresizce gömülmüş bir kalple
Elindeki nar suyunu
Şarap misali yudumlayıp
Umarsızca sarhoş oldun mu hiç
Olmadın, olmazsın bilirim
Senin arşınlamayı unuttuğun o aşk yokuşlarını
Ben çoktan çıktım
İniyorum akıp giden zaman misali hızlıca
Şimdi gözlerin isimsiz masallarda saklı
İsminse başka bir romanın kahramanı
Ve artık gölgem bile sensiz
Güle güle...
Senin arşınlamayı unuttuğun o aşk yokuşlarını
Ben çoktan çıktım
İniyorum akıp giden zaman misali hızlıca
Şimdi gözlerin isimsiz masallarda saklı
İsminse başka bir romanın kahramanı
Ve artık gölgem bile sensiz
Güle güle...
26 Ocak 2009
Bahar mı geliyor ne
Bu ara hakim olan sıcak havalar içimde acaip duygular uyandırıyor blogçum..Sanki böyle bahar gelmiş, ağaçlar çiçekler açmış, güneş hep havada asılı insanlar hep mutluymuymuş gibime geliyor..Valla bana yüz verdimi iki güzel hava ben hemen astarını isterim zaten, bilirim..Anında montu atkıyı atmaya incecik şeylerle gezmeye müsait bu bünyem..Kışı seviyorum sevmesine de..Ne bileyim işte havanın çoğunlukla kapalı olması, yolların çamurdan geçilmemesi ve daha bir çok sebep insanı ister istemez bir karamsarlığa itiyor, nefret duygusunu perçinliyor..Kendi doğduğum mevsimden nefret edecek kadar da karamsar değilim hani..Sadece hevesimi aldım diyorum..Kardı yağdı kardanadamımızı yaptık...Atkıydı bereydi taktık...İçimizdeki ürpertiyle sıcak mekanlara kaçtık içimizi ısıttık..Eee tamam artık bahar gelsin işte...Ama biliyorum kesin geldi o..Bugün dışarı hava almak için çıktığımda çoğu dükkanın indirime girip, siyah ve kahve ağırlıklı renkleri sarılar, yeşiller ve pembelerle değiştirdiğini gördüm..Demem o ki baharlık kıyafetleri bile çıkartmış sayın üreticiler...E güneşimiz de var..Oooh daha ne olsun beaa...Hem kendimi psikolojik olarak da hazır hissediyorum..İçimde yeni başlangıçlara acilen ihtiyaç var...Ruhun tazelenmesi, yenilenmesi ve kendini bahar rüzgarının o tatlı sert akışına bırakması lazım...Bir de hareketli müzikler, rengarenk kıyafetler eklendimi üstüne kim dizginler bu coşkuyu...Sonra da ver elini güzelim yaz..ve hafif kavrulmuş deniz kokuları ..
Umarım umutler başka bahara kalmaz :)
Elephant Gun - Beirut
23 Ocak 2009
Bir tutam kış ve Sen -2
bkz : Bir tutam kış ve Sen -1
Gün ışıkları odanın her tarafını sarmış ve sonunda göz kapaklarına çarpmıştı sabahın habericisi olarak..Kaç saattir böylesine uzanıyordu yerde acaba..Kaskatı kesmişti her yeri.. Boynunda hafif bir sızı..Geçen geceye dair hiçbir şey hatırlamıyor gibiydi.Elini alnına dokundurdu ve hafifçe ovaladı üstündeki ağırlık geçer ümidiyle..Fakat belliydi ki böyle hemen geçecek bir şey değildi bu. Sıcak bir duşun iyi geleceğine kanaat verdi.Yavaşça yerinden doğruldu.. Kapıya doğru yanaştığında duvar saatiyle göz göze geldi..Saat sekiz buçuğu gösteriyordu…Suratına bir avuç kar yemişçesine o mayışık halinden bir anda sıyrılarak sıçradı..Aman allahımm toplantım 9 daydı..Nasıl yetişiceğim şimdi..yarım saat trafik var, nasıl hazırlanacağım of off diye koşarak odasına gittiği gibi gardrobunu açtı..Telaştan ne yapacağını bilemiyordu..Kararsız bir şekilde bakındı dolaptaki kıyafetlere...Çoğu ya ütüsüz ya uyumsuzdu..Gözüne bir şey kestiremedi..Neyse artık ne yapalım süslenmeye vakit ayırarak patrondan azar işitmeyi hiç istemiyorum dedi ve üstüne alalede bir şeyler çekerek çantasına da gerekli evrakları tıkıştırarak kendini dışarı attı..
Bugün aksiliklere uyanmıştı sanki gözleri..Her zaman bindiği otobüsü de kaçırmıştı..Yeniden gelmesi en az yarım saati bulurdu..En iyisi daha fazla oyalanmadan bir taksiye atlamaktı...Caddenin başına varana kadar adımlarını hızlandırdı fakat yine de eski temposunda yürüyemiyordu..Malum her yer ya çamur ya karla kaplıydı…Bata çıka caddenin ortasına kadar ilerledi..Nefesi kesilmişti nerdeyse..Ne zor işte böyle havalarda düz yolda yürüyebilmek diye içinden geçirdi…Tam o anda taksinin biri perişanlığını görüp yanaşmıştı yürüdüğü tarafa doğru…Taksiye kurtarıcısı gözüyle baktı ve can havliyle kendini arabaya attı…Hiçbir şey söylemeden bir of çekti..Derince iç geçirdiğini gören taksicinin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme yerleşmişti…Sanki sabahtan beri olanlara şahit olmuşçasına bakıyordu ona…Anlamıştı bütün başından geçenleri..O da aynı belirsiz gülümsemeyle karşılık verdi ve gideceği istikameti de söyledikten sonra huzurlu bir şekilde sırtını koltuğa yasladı…Bu saatten sonra yapabileceği en mantıklı şey, trafiğin hızlı akmasını dilemek ve kendini taksicinin cambazlığına bırakmaktı…
Yolculuk yaparken en sevdiği şey dışarıda süzülen silüetleri izlemekti..İnsanlar, arabalar, denizde salınan gemiler hayat misali hızlıca akıp gidiyordu gözlerinden…Kendi de böyle yaşamıyormuydu sanki…Hayatı silüetten ibaretti..Hergün gördüğü bu yüzler, gülüşler, tokalaşmalar, hızlıca işe gidip gelmeler ve yine yoldan geçmekte olan çehresiz insanlar…Sürekli aynı döngü içinde bir ileri bir geri gidiyordu…Tıpkı ilkokulda çözdüğü problemler gibi biri doldurdukça biri boşaltıyordu havuzunu…Eskilerin dediği gibi bu böyle gelmiş böyle geçerdi…Eskilerin dediği şu anda geçerli olduğuna göre kimse çare bulamamıştı bu gidişata..Benden de bulmamı beklemiyor kimse zaten diye dudak büktü…Aynadan müşterinin sıkılmış yüz ifadesini sezen taksici, radyonun düğmesine bastı…Her taksiden duymaya alışık olduğu alaturka bir şarkı başlayıverdi tam o anda..Sözleri gibi müziği de alaturka olan ve insanı illa bir tarafından yakalayıp vuran tarzda bir şarkıydı bu...Şarkıyı dinlememe gibi bir lüksü olmadığı için kafasını nefesinden buharlaşmış cama doğru çevirdi..Şimdi her şeyi buğulu görüyordu..Buğu lafı dün geceyi çağrıştırdı ona..Dün gece..tabi ya.. telaşla unutuverdiği daha doğrusu unutmak istediği o ana geri döndü şimdi…Sahlebini içtikten sonra uyuyakalmıştı oturduğu yerde..Yoksa uyumuyormuydu..Telefonu çalmıştı sanki..O aramıştı..Yok yok telefon falan çalmamıştı..Bunlar muhtemelen daldığı uykunun içinde yaşanmış ve bitmişti..Tamamen bilinçaltının bir oyunuydu ona…Peki ya gerçekse ? Ya gerçekten aramışsa? Arar mıydı ki o bunca zaman sonra…aramazdı tabi ya..Hem niye arasındı ki..Bu sadece bilinçaltının bir oyunuydu..Evet evet öyleydi..O aramazdı artık..
Kendi içinde düştüğü ikilemlerden ve radyoda çalan acılı müziğe kapılıp gitmekten yetişmek zorunda olduğu toplantıyı unutmuştu…Saatine baktı..On dakikası kalmıştı..Varmasına da pek bir şey yoktu zaten..Yetişmiş sayılırdı..İçi rahattı şimdi..Taksiciye sağa çekmesini söyledi..Ücreti ödediğinde taksicinin yüzünde yine o belli belirsiz gülümseme belirmişti..İyi günler hanımefendi dedikten sonra gaza basarak anında ortadan kayboldu..Bu olay şaşırtmıştı pnu haliyle…Az önce burada olan adam sanki kuş olup uçmuştu bunca trafikte..Onlar da hızlı yaşamın hızlı insanları ve akıp giden silüetleri.. Naparsın işte dedi ve şirketin asansörüne binerek toplantının yapılacağı kata geldi..
İş arkadaşlarıyla kısa bir günaydınlaşma töreninden sonra gerekli belgeleri toparlamak üzere Eylül’ün yanına gitti..Eylül şirkette en sevdiği arkadaşıydı..Çok bir şey paylaşmışlıkları yoktu iş güç dışında..Yine de ona karşı tarif edemediği bir yakınlık besliyordu..Bazı insanlarla çok zaman geçirilmese bile varlıkları acaip huzur verirdi..O da böyle bir insandı işte..Ufak tefek ince yapılı bir kızdı..İşleri her zaman titizlikle yerine getirir, disiplinden ödün vermeden çalışırdı…Ondaki bu azmi görüp her seferinde kendinden utanırdı..Hiç bir zaman onun kadar istekli olamamıştı…
Eylül onun geldiğini gördüğünde büyük bir heycanla elindekileri almak üzere yaklaştı..Nerde kaldın sen bu kadar gecikmezdin dedi..Üstüne giydiği uyumsuz elbiseyi göz ucuyla süzerek hayırdır bir problem mi var Nisan dedi..Yok yok hiçbir problem yok…Saat çalmadı da ben de alelacele geldim işte..Merak etme bir problem yok diyerek yalancı bir gülümsemeyle baktı Eylülün suratına…Her ne kadar bu cevap Eylül ü tatmin etmemiş olsa da o da kafasını hafifçe sallayarak Nisan a teminat verdi..
Toplantı boyunca aklı işten çok her şeyle ilgileniyordu..Özellikle bu anlarda patronuyla gözgöze gelmekten kaçınıyordu..Sanki her şeyi öğrenecek ve açığa vuracakmış hissi uyanıyordu içinde…Kendini işe bir türlü veremiyordu..Eline tutuşturulan kağıtları gözden geçirdikten sonra imzalıyor ve elindeki kalemi umursamaz bir şekilde sağa sola sallıyordu..İki saat boyunca aynı tavırları takındı..Arasıra gözleri uzaklara dalıyor, birisi bir konuda fikir danışınca kafasıyla onaylamaktan başka tepki vermiyordu..Bu tavırları patronun gözünden kaçmamıştı..Toplantıdan sonra onu yanına çağırdı..Nisan’ın gözleri bahar yağmuru gibi damla damla olmuştu..Patronun yanına gitmeden tuvalete doğru koştu..Onu kesin kovacaktı..Başka ne diye çağıracaktı ki yanına..Al işte uğursuz başlayan günün aynı uğursuzluktaki sonuna doğru ile ilerliyordu..Aynaya baktı gözlerini hafif el hareketleriyle temizledi..Patronun odasına doğru ilerlediğinde içinde tarif edilemez korku hakimdi..İlk onu kaybetmişti..ve şimdi..ve şimdi sıra işindemiydi ? Gözlerini kapadı ve isteksizce odanın kapısını tıklattı..
Gün ışıkları odanın her tarafını sarmış ve sonunda göz kapaklarına çarpmıştı sabahın habericisi olarak..Kaç saattir böylesine uzanıyordu yerde acaba..Kaskatı kesmişti her yeri.. Boynunda hafif bir sızı..Geçen geceye dair hiçbir şey hatırlamıyor gibiydi.Elini alnına dokundurdu ve hafifçe ovaladı üstündeki ağırlık geçer ümidiyle..Fakat belliydi ki böyle hemen geçecek bir şey değildi bu. Sıcak bir duşun iyi geleceğine kanaat verdi.Yavaşça yerinden doğruldu.. Kapıya doğru yanaştığında duvar saatiyle göz göze geldi..Saat sekiz buçuğu gösteriyordu…Suratına bir avuç kar yemişçesine o mayışık halinden bir anda sıyrılarak sıçradı..Aman allahımm toplantım 9 daydı..Nasıl yetişiceğim şimdi..yarım saat trafik var, nasıl hazırlanacağım of off diye koşarak odasına gittiği gibi gardrobunu açtı..Telaştan ne yapacağını bilemiyordu..Kararsız bir şekilde bakındı dolaptaki kıyafetlere...Çoğu ya ütüsüz ya uyumsuzdu..Gözüne bir şey kestiremedi..Neyse artık ne yapalım süslenmeye vakit ayırarak patrondan azar işitmeyi hiç istemiyorum dedi ve üstüne alalede bir şeyler çekerek çantasına da gerekli evrakları tıkıştırarak kendini dışarı attı..Bugün aksiliklere uyanmıştı sanki gözleri..Her zaman bindiği otobüsü de kaçırmıştı..Yeniden gelmesi en az yarım saati bulurdu..En iyisi daha fazla oyalanmadan bir taksiye atlamaktı...Caddenin başına varana kadar adımlarını hızlandırdı fakat yine de eski temposunda yürüyemiyordu..Malum her yer ya çamur ya karla kaplıydı…Bata çıka caddenin ortasına kadar ilerledi..Nefesi kesilmişti nerdeyse..Ne zor işte böyle havalarda düz yolda yürüyebilmek diye içinden geçirdi…Tam o anda taksinin biri perişanlığını görüp yanaşmıştı yürüdüğü tarafa doğru…Taksiye kurtarıcısı gözüyle baktı ve can havliyle kendini arabaya attı…Hiçbir şey söylemeden bir of çekti..Derince iç geçirdiğini gören taksicinin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme yerleşmişti…Sanki sabahtan beri olanlara şahit olmuşçasına bakıyordu ona…Anlamıştı bütün başından geçenleri..O da aynı belirsiz gülümsemeyle karşılık verdi ve gideceği istikameti de söyledikten sonra huzurlu bir şekilde sırtını koltuğa yasladı…Bu saatten sonra yapabileceği en mantıklı şey, trafiğin hızlı akmasını dilemek ve kendini taksicinin cambazlığına bırakmaktı…
Yolculuk yaparken en sevdiği şey dışarıda süzülen silüetleri izlemekti..İnsanlar, arabalar, denizde salınan gemiler hayat misali hızlıca akıp gidiyordu gözlerinden…Kendi de böyle yaşamıyormuydu sanki…Hayatı silüetten ibaretti..Hergün gördüğü bu yüzler, gülüşler, tokalaşmalar, hızlıca işe gidip gelmeler ve yine yoldan geçmekte olan çehresiz insanlar…Sürekli aynı döngü içinde bir ileri bir geri gidiyordu…Tıpkı ilkokulda çözdüğü problemler gibi biri doldurdukça biri boşaltıyordu havuzunu…Eskilerin dediği gibi bu böyle gelmiş böyle geçerdi…Eskilerin dediği şu anda geçerli olduğuna göre kimse çare bulamamıştı bu gidişata..Benden de bulmamı beklemiyor kimse zaten diye dudak büktü…Aynadan müşterinin sıkılmış yüz ifadesini sezen taksici, radyonun düğmesine bastı…Her taksiden duymaya alışık olduğu alaturka bir şarkı başlayıverdi tam o anda..Sözleri gibi müziği de alaturka olan ve insanı illa bir tarafından yakalayıp vuran tarzda bir şarkıydı bu...Şarkıyı dinlememe gibi bir lüksü olmadığı için kafasını nefesinden buharlaşmış cama doğru çevirdi..Şimdi her şeyi buğulu görüyordu..Buğu lafı dün geceyi çağrıştırdı ona..Dün gece..tabi ya.. telaşla unutuverdiği daha doğrusu unutmak istediği o ana geri döndü şimdi…Sahlebini içtikten sonra uyuyakalmıştı oturduğu yerde..Yoksa uyumuyormuydu..Telefonu çalmıştı sanki..O aramıştı..Yok yok telefon falan çalmamıştı..Bunlar muhtemelen daldığı uykunun içinde yaşanmış ve bitmişti..Tamamen bilinçaltının bir oyunuydu ona…Peki ya gerçekse ? Ya gerçekten aramışsa? Arar mıydı ki o bunca zaman sonra…aramazdı tabi ya..Hem niye arasındı ki..Bu sadece bilinçaltının bir oyunuydu..Evet evet öyleydi..O aramazdı artık..
Kendi içinde düştüğü ikilemlerden ve radyoda çalan acılı müziğe kapılıp gitmekten yetişmek zorunda olduğu toplantıyı unutmuştu…Saatine baktı..On dakikası kalmıştı..Varmasına da pek bir şey yoktu zaten..Yetişmiş sayılırdı..İçi rahattı şimdi..Taksiciye sağa çekmesini söyledi..Ücreti ödediğinde taksicinin yüzünde yine o belli belirsiz gülümseme belirmişti..İyi günler hanımefendi dedikten sonra gaza basarak anında ortadan kayboldu..Bu olay şaşırtmıştı pnu haliyle…Az önce burada olan adam sanki kuş olup uçmuştu bunca trafikte..Onlar da hızlı yaşamın hızlı insanları ve akıp giden silüetleri.. Naparsın işte dedi ve şirketin asansörüne binerek toplantının yapılacağı kata geldi..
İş arkadaşlarıyla kısa bir günaydınlaşma töreninden sonra gerekli belgeleri toparlamak üzere Eylül’ün yanına gitti..Eylül şirkette en sevdiği arkadaşıydı..Çok bir şey paylaşmışlıkları yoktu iş güç dışında..Yine de ona karşı tarif edemediği bir yakınlık besliyordu..Bazı insanlarla çok zaman geçirilmese bile varlıkları acaip huzur verirdi..O da böyle bir insandı işte..Ufak tefek ince yapılı bir kızdı..İşleri her zaman titizlikle yerine getirir, disiplinden ödün vermeden çalışırdı…Ondaki bu azmi görüp her seferinde kendinden utanırdı..Hiç bir zaman onun kadar istekli olamamıştı…
Eylül onun geldiğini gördüğünde büyük bir heycanla elindekileri almak üzere yaklaştı..Nerde kaldın sen bu kadar gecikmezdin dedi..Üstüne giydiği uyumsuz elbiseyi göz ucuyla süzerek hayırdır bir problem mi var Nisan dedi..Yok yok hiçbir problem yok…Saat çalmadı da ben de alelacele geldim işte..Merak etme bir problem yok diyerek yalancı bir gülümsemeyle baktı Eylülün suratına…Her ne kadar bu cevap Eylül ü tatmin etmemiş olsa da o da kafasını hafifçe sallayarak Nisan a teminat verdi..
Toplantı boyunca aklı işten çok her şeyle ilgileniyordu..Özellikle bu anlarda patronuyla gözgöze gelmekten kaçınıyordu..Sanki her şeyi öğrenecek ve açığa vuracakmış hissi uyanıyordu içinde…Kendini işe bir türlü veremiyordu..Eline tutuşturulan kağıtları gözden geçirdikten sonra imzalıyor ve elindeki kalemi umursamaz bir şekilde sağa sola sallıyordu..İki saat boyunca aynı tavırları takındı..Arasıra gözleri uzaklara dalıyor, birisi bir konuda fikir danışınca kafasıyla onaylamaktan başka tepki vermiyordu..Bu tavırları patronun gözünden kaçmamıştı..Toplantıdan sonra onu yanına çağırdı..Nisan’ın gözleri bahar yağmuru gibi damla damla olmuştu..Patronun yanına gitmeden tuvalete doğru koştu..Onu kesin kovacaktı..Başka ne diye çağıracaktı ki yanına..Al işte uğursuz başlayan günün aynı uğursuzluktaki sonuna doğru ile ilerliyordu..Aynaya baktı gözlerini hafif el hareketleriyle temizledi..Patronun odasına doğru ilerlediğinde içinde tarif edilemez korku hakimdi..İlk onu kaybetmişti..ve şimdi..ve şimdi sıra işindemiydi ? Gözlerini kapadı ve isteksizce odanın kapısını tıklattı..
21 Ocak 2009
Mimci geldi haaanııım :P
Dostum mimlemiş beniii...bakalım bakalım neymiş mimin konusuuuu...
*Yaptığım 4 iş: iş ucu çok açık bir kavram...ben de şimdiye kadar hiç bir kurumda çalışmadığım içün kendi çapımda yaptıklarımı yazacağıım :
1- Blog yazarım :p
2- kardeşime yardım ederim sınav zamanı (çok büyük meziyettir herkeş yapmaz :D)
3- işime geldiğinde ev işleri :)
4- canım sıkıldığında yemek (yapmak ve afiyetle yemek :p)
*Defalarca izleyebileceğim 4 film: bakalım..düşün düşün düşün..hmm..hmm..hmm..ben genelde tarihsel dönem filmlerini severim liste şöle olurdu herhal :
1- pride & prejudice : hayatımın darcy si orda :D
2- becoming jane
3-stardust
4-karayip korsanları her serisi :D
*Yaşadığım 4 yer: Yaşamadığım bölge kalmadı ki :D
1-Sakarya
2-K.Maraş
3-İstanbul
4-Eskişehir (mezun olana kadar : )
*İzlediğim 4 tv programı: Ben hiç tv izlemem..çok banal buluyorum..:P :D
1- tnt ve cnbc-e de denk gelen herhangi bir dizi :D
2-Yaprak dökümü (olmazsa olmaz bitsede kurtulsam :D)
3-Komedi Dükkanı
4- robin hood (yeni başladım :D)
*Tatil için gittiğim 4 yer :
1- Ayvalık..iki üç senedir takıldığım mekan..çok severim zaten ayrı bir huzuru vardır
2-kumbağı-tekirdağ
3-Didim-aydın
4-Lara-antalya
*Sevdiğim 4 yemek: yaa şimdi hangi birini söyleyiveriyim...bir sürü varrr
1- Dolmaa...hele de şöyle ekşi ekşi olcak oyh oyh..canım çekti beaa :D
2-içli küfte
3-lahmacun
4-güveç
*Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:
1- Bir yelkenlinin dümeninde okyanusun ortasında
2-ayvalıkta..
3-laplandeki bir eskimo evinde(finlandiya)
4-boğaza karşı bir kafede
*Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer :
1- bir damla suyun değerinin bilindiği bir yere
2- zıkkımın dibine (hep merak etmişimdir nihuhuahah)
3-Seveceğim adamın avucunun içine (kaderim ellerinde oğluuum havasında :P)
4-dört yapraklı yoncanın tam orta yerine
*Yaptığım 4 iş: iş ucu çok açık bir kavram...ben de şimdiye kadar hiç bir kurumda çalışmadığım içün kendi çapımda yaptıklarımı yazacağıım :
1- Blog yazarım :p
2- kardeşime yardım ederim sınav zamanı (çok büyük meziyettir herkeş yapmaz :D)
3- işime geldiğinde ev işleri :)
4- canım sıkıldığında yemek (yapmak ve afiyetle yemek :p)
*Defalarca izleyebileceğim 4 film: bakalım..düşün düşün düşün..hmm..hmm..hmm..ben genelde tarihsel dönem filmlerini severim liste şöle olurdu herhal :
1- pride & prejudice : hayatımın darcy si orda :D
2- becoming jane
3-stardust
4-karayip korsanları her serisi :D
*Yaşadığım 4 yer: Yaşamadığım bölge kalmadı ki :D
1-Sakarya
2-K.Maraş
3-İstanbul
4-Eskişehir (mezun olana kadar : )
*İzlediğim 4 tv programı: Ben hiç tv izlemem..çok banal buluyorum..:P :D
1- tnt ve cnbc-e de denk gelen herhangi bir dizi :D
2-Yaprak dökümü (olmazsa olmaz bitsede kurtulsam :D)
3-Komedi Dükkanı
4- robin hood (yeni başladım :D)
*Tatil için gittiğim 4 yer :
1- Ayvalık..iki üç senedir takıldığım mekan..çok severim zaten ayrı bir huzuru vardır
2-kumbağı-tekirdağ
3-Didim-aydın
4-Lara-antalya
*Sevdiğim 4 yemek: yaa şimdi hangi birini söyleyiveriyim...bir sürü varrr
1- Dolmaa...hele de şöyle ekşi ekşi olcak oyh oyh..canım çekti beaa :D
2-içli küfte
3-lahmacun
4-güveç
*Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:
1- Bir yelkenlinin dümeninde okyanusun ortasında
2-ayvalıkta..
3-laplandeki bir eskimo evinde(finlandiya)
4-boğaza karşı bir kafede
*Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer :
1- bir damla suyun değerinin bilindiği bir yere
2- zıkkımın dibine (hep merak etmişimdir nihuhuahah)
3-Seveceğim adamın avucunun içine (kaderim ellerinde oğluuum havasında :P)
4-dört yapraklı yoncanın tam orta yerine
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







