31 Aralık 2010

Hangi 'yeni' yıl?

'bizler aynı kalmadık ki hayat değişirken'

geçen yıl bu zamanlar da var gücümüzle yeni yılın o kadar da önemli birşey olmadığıyla ilgili kelimeler tüketirken, bütün yılın aynı müsriflikçilikle geçip gideceğini ve duyguların düşüncelerin, hayata dair herşeyin de bunun kenarından köşesinden etkileneceğini hesaba katmamıştık..

şimdi pek önemi yok gerçi..sadece geçen yılı ve şimdiyi düşünüp garipsiyorum..belki de düşlerden ibaretiz

uyanınca biteceğiz, uyudukça devam edeceğiz

30 Aralık 2010

günün kırıntısı

***sabah fakültede kapıdan girerken bana 'merhaba hoşgeldiniz' diyen genç adam, tepkisiz kalmamı ilginç bulmuş olmalı ama bilmeli ki kendisi daha ilginçti..

*** ben de zaman zaman ilginç olabiliyorum mesela..eski zamanlarda dilimden düşürmediğim biriyle aynı ortamda bulunduğumuz bugünde 'sizi tanıyorum galiba simanız yabancı gelmiyor birlikte ders falan almıştık herhalde' demem de aynı derecede sahtekarlık :D gerçekleri söyleyip kendisini önemli kıldırmanın ne alemi varki şimdi( kendini birşey sanmaya meyilli olan bünyelere karşı işe yarayan taktik)

*** fotoğraf dersinin son basamaklarını yerine getirdik bugün..çektiğimiz fotoları bastık hoş biraz mide bulantısı ve baş dönmesi olmadı değil kimyasalllardan ötürü ama fotolarımı beğendim..hatta paylaşabilirim belki bir tanesiniii(bu arada ürün analog makinadan ve fotoyu tarayıcıdan attım/ mekan: odunpazarı)

' They were sweet and shadowy houses where my thoughts could hide.'

29 Aralık 2010

bütün vedalar hoş değil..

bugün stajımızın son günüydü..eğlenceli bir dersle kapanış yaptık ve daha sonrasında veda ettik sınıfa..onları bilmiyorum ama ben hüzünlendim ya..öğretmenliğin tadına varılabilecek aktif, sevimli çocuklarla doluydu sınıfım..her zaman pozitif düşüncelerle girdim sınıfa çünkü öğrenmeye istekli cıvıl cıvıl çocuklar vardı içeride..şimdi ise binbir hevesle başladığım stajımın ilk bölümü sona erdi..vedalar neden her zaman hüzün verir ki?? yarın öbür gün okulumuz bitince arkadaşlarımızla yaşayacağımız duygu boşluğunu hüznü tanımlamak yordamak da çok zor olmaz herhalde.. ahh ayrılıklar..

ve doldurulması zor boşluklar

25 Aralık 2010

rüzgar dedi

kırık bir vücut, yanıp yaşaran gözler(tamamen gripten) ve yıpranmış bir ruh haliyle hala hayatta neyin daha önemli olduğunu anlamaya çalışıyorum..birşeye karar kılsam öbürünün yokluğu acıtıyor beni..bir diğer amaca yönelsem vicdan azabı vuku buluyor..iki ya da üç kaç parçaya bölünmüşse hayat bir araya getiremiyorum her parçayı işte..ya biri karmaşaya gizlemiş bulunmuyor da yanlış yere yerleştirilmeye çalışılıyor.. kağıt, kalem kitap dolu masama saçılmış yapboz parçaları gibi hedefler, hayaller, beklentiler vs..bazen bu kadar da iyimser olmuyorum (ki iyimserlik denebilirse buna)..ya saçılan o parçalardan biri çalınmışsa ya da çoktan kaybetmişsem diyorum..bir daha nereden bulacağım ki onu? diğer parçalar tastamam bile olsa onun yokluğu hep sırıtacak ortada bir yerde ya da kenarında köşesinde..ya da en kötü ihtimalle tamamlanması istenmiyordur hayatım belki bizi titreten bir güç tarafından

dediğim gibi kendime bir 'hayat' budur tanımı oluşturabilmiş değilim..diğer insanların ne derecede 0luşturduklarını ya da oluşturmakla yetinilip yetinilmediği konusunda da fikir sahibi değilim..tek rahatsız olduğum şey bir eksikliğin peşinde koşup elimde olanları da yitirmek..tanımlayamadığım, ismini cismini bilmediğim birşeyler uğruna kendimi de üzmek, sıkmak istemiyorum..çıkış yolunun ya da gizlenmiş parçanın zamanın kulağına fısıldanarak bana ulaşmasını istiyorum..ve soyut havada uçuşan bir benlikten ziyade somut şeylerle yetinmeyi bilen bir ben istiyorum

ve ona şuna buna takılmayan, onlar üstüne kafa yormayan huzur dolu bir zihin

24 Aralık 2010

günün kırıntısı

Vücudum titriyor..ellerim cebimde sisle kaplanmış sessiz yolda ilerliyorum..gözlerim uzaklara dalıyor ara ara..damlalar süzülüyor yüzümden, düşerken farkettiğim..boğazımda düğümlenip kalıyor sanki birşeyler..bu beden bu baş bana ait değil sanki..hiç kimseyi hiçbirşeyi duymak istemiyorum..içimdeki ses bile suskun artık konuşmaya çabalasam da gücüm yetmiyor..yemek yemek aklıma bile gelmiyor..uyumak, hiç bıkıp usanmadan uyumakla geçiriyorum günlerimi ..öylece akıp gidiyor ve nihayet buluyor bu günler farkında olmadan.benliğimi sarıp sarmalayan bu ağırlıktan nasıl kurtulacağımı ise bilmiyorum..belki de tek çare, tek çare sensin ahh

nane limon

'grip' oldum..

20 Aralık 2010

Ne demeli??

Stajda kaynak olarak kullandığımız bir kitap var ve bu hafta işleyeceğimiz ünite de bu kitaptan..ve şarkılı bir kısım var sorumlu olduğum..Roxette'nin Spending My Time adlı şarkısı üzerinden aktiviteler geliştirilmiş..adamlar basit gramer yapısı var diye bu şarkıyı seçmişler..peki bu hafta şarkıyı dinlettikten sonra 9. sınıf çocukları sormayacaklar mı

Hocam, 'This silly game of love you play, you win only to lose ' ne demek diye..

nasıl anlatacağım bunu, neresinden başlayacağım..

hiç bilemiyorum


en iyisi bunlara hiç bulaşmadan şarkı değişikliğine gitmek olacak galiba..britney, backstreet boys fln vs.


13 Aralık 2010

günün kırıntısı

21'e dört kala

buz kesmiş bir hava
arada serpen kar tanecikleri
ebruliye karışmış duygu ve düşünceler
boğazdan inen sıcacık çay


ve yine bildiğimiz aralık, keşke farklı olsaydı dedirtecek cinsten..

9 Aralık 2010

bilinçaltının oyunlarına gelmemek lazım..

oh yeah

***stresli zamanlarımda buzdolabının üstüne 'lütfen ama lütfen uzak durunuz' yazısı yapıştırmam gerekiyor..hayır millet strese binince yemeden içmeden kesilir bense tam tersi..özellikle çikololata türevi şekerlemeler..get out!

***bir işe başlamanın en önemli yolu başlığı yazmakla ya da kapağı tasarlamakla oluyor...işte o an dünyalar benim başlık varsa bitmiştir sanki olay..ee başlamak bitirmenin yarısıdır bir yerde..

***okulun fotoğraf stüdyosunda çektiğimiz resimleri baskı yapma işi daimi rolüm haline geldi..banyo yaptırma işi de güzel ama o kimyasallara dokunasım gelmiyor bir türlü..kötü kokuyor be zehirli zehirli

*** 2 seneye kadardır görüşmediğim arkadaşımın msn iletisinde 'evli, mutlu ve çocuklu' ibaresini görmenin şaşkınlığı! offline forever

*** insanoğlulları olarak garibiz ya bundan sebep herrrrşeyin sebebini birilerine bağlayarak sorumluluktan kaçıyoruz..ama yine de seni suçlamaktan alıkoyamıyorum kendimi..'gariplik farkındalığı'

*** anlık ruh halimle anlamsızlık dolu tepkiler ya da davranışlar gösterince kendime uyuz oluyorum..çünkü olmadığım biri gibi tanıyor sonra kişiler beni..o benim nadir hallerim öyle değilim aslında çarpa çarpa size çarptı tesadüfen..bunları demek istiyorum

*** anacığım şehr-i istanbula gitti..evin bütün sorumluluğunu üstüme yığdı..dönüştede teftiş eder sağı solu kesin..yalnız çok enteresan bişidir ki kendisi gittiğinden beri ev hep derli toplu dağıtan annemmiş meğer :P o değil de bizimkiler pek dikkatliler o gittiğinden beri bir düzen bir intizam..annem görse gözleri dolar ..öyleki babam mutfak merakını annemin yokluğunda gidermeye çalışıyor.. yemek yapma girişimlerinde bulunuyor ben de mutfak çok dağılmadığı sürece sesimi hiiiç çıkarmıyorum zaten yoğun bir dönem sunumlar raporlar vs. kendi kendilerini beslesinler bakalım :D

***bu tarz anlam bütünlüğü arz etmeyen şeyleri yazmak daha eğlenceli nedense..okumak da öylemidir acep

***rüyamda fransızca 'sağa dön' dedim evet evet ciddiyim:D şimdi bu benim dili bitirip aştığımın mı işaretidir..tabiki hayır ama kaynağını da bildiğimi söyleyemeyeceğim..oh la la!

*** geçen stajdan sonra otobüs beklerken lisede sevdiğim elemana birebir benzeyen biriyle karşılaştım..aynı saç göz rengi, muntazam yüz hatları..enteresan bir his vuku buldu böyle geçmişe dair...kendi kendime gülümsedim otobüse doğru ilk adımlarımı atarken..

***silmem ben herkesi öyle kolay kolay..gaddar değilim, umursamaz da..sadece değer veriyorum hepsi bu

***işim var gider ben uzaklara yiğen..

8 Aralık 2010

...

'' Why's and what if's have since long played out

left us short on happy endings..''

hayattaki tüm hayal kırıklıklarının,mutsuzlukların ve pişmanlıkların altında bu sorular yatmakta..

7 Aralık 2010

günün kırıntısı

bugün kantinciden çay istedim bitki çayı ama kendisi bildiğin türk çayı verdi duymadı herhalde..dedim ben bitki çayı demiştim ama siz normal çay verdiniz diye.. ilk bozuldu gibi oldu çayı geri döktü sıcak su verdi sonra..teşekkür edince de 'hiç önemli değil yeter ki yüzünüzdeki tebessüm hiç eksik olmasın, her şey hallolur' dedi..

ironi mi yaptı ciddi duygularını mı dile getirdi bilmiyorum ama sabah sabah tanımadığım birinden bunu duymak güzeldi.. onun hatrına bütün gün eksik etmedim gülümsememi..ödeşmiş olduk böylece :)))

5 Aralık 2010

dan sonra?

**silüetler düşümdeyken güzel..ete kemiğe bürünerek göz önüne serilen gerçekler cidden kötü, tiksindirici ve anlamsız..artık göresim dahi gelmiyor..

**şu sıralar tarkanın eski şarkılarına sarmış durumdayım..sözleri müziğiyle insanı sürükleyen şarkılar bunlar..her birinde ayrı bir tat..belki de çocukluk anılarımı yakaladığı için bu kadar özeldir tarkan diyorum sonra ters düşüyorum kendime..o değil de iyi iş yapıyor adam

Sorma kalbim, o'na sor, beni anlama ve daha birçokları

** 'haksızsam hak verme, haksızsan hak alma, dur'

** çayı şekersiz içmenin verdiği buruk tat gibi bir şey şimdilerde(sorma)

**alışmak da ağır bir yük aslında.heycanla şevkle başladığım şeylerin bir süre sonra rutine bağlaması çok can sıkıcı ..artık yemek, içmek gibi bir şey oluveriyor gözümde..hevesim kaçıyor

** havaların soğuması iyi oldu..doğumgünüm karlı geçer belki iyi olur güzel olur..ama bulanmasın kar çamura kire..

**sahte üniversite diplomaları 700 tl ye satılıyormuş haberlerin söylediğine göre.. polis yakalamış sahtecileri..o değil de bu kadar ucuz mu 4 yıl, emek ve daha bir çokları..

**Dalgaların, denizlerin selamı var herkesin.
Öp dediler yanaklarından, bir kere de bizim için...

4 Aralık 2010

Son sınıf ruhu

son sınıf olmak zor zanaat...bu işi bitiridim şimdi çok rahatım şeklinde bir söylemde bulunamıyorsun hiçbir şekilde..sürekli bir diğerinin yerini alıyor yapılacak şeyler..herşey bir taraftan geliyor..kpss,ales staj raporları, sunumlar, ders planları ve daha birçokları..biliyorum seneye bugünleri özleyeceğim belki artık öğrenci olmamanın verdiği buruklukla..ama şu an içinde bulunduğum duruma sempati besleyemiyorum malesef...herşey o kadar mekanik ilerliyor ki zevk alamıyorum çoğu zaman yaptığım işlerden..staj okulumda derse girene kadarki kısmın hepsi senaryo..asıl güzellik sınıf ortamında bulunubilmek ama onda da tepende birilerinin seni gözlüyor olmasının verdiği rahatsızlık ve imkan kısıtlılığı sebebiyle yapmak istediklerimin 'şimdilik' içimde kalması durumu mevcut..diğer taraftan acaba seneye böyle bir yerde olabilecek miyim iyi bir puan alırmıyım acaba tarzı endişeler mevcut..ah azizim dediğim gibi zor zanaat son sınıf olmak..manevi olarak da ayrı bir hüznü var..son sınıf olmamdan ötürü kendimi üniversiteli gibi hissedemiyorum. misafirliğe gittiğinde rahat oturamazsın ya bir şekilde kalkma girişimlerinde bulunursun işte öyle birşey..çevremdeki çoğu insan (son sınıflar hariç) yabancı, çoluk çocuk..geçen fransızca dersinin çıkışında etrafıma şöyle bir bakındığımda tek bir tanıdık sima çarpmadı yüzüme..bir hüzün doldum bir uzaklara daldım ki anlatamam..daha da yabancı oldum o an fakülteye..

neyseki bunları bana özgü yaşanmışlıklar değil..benim durumumdaki birçok kişinin de aynı şeyleri yaşadığını düşünmekteyim..ahh zaman da geçiyor bu dönemin bitmesine az kaldı..zaten ikinci dönem de su gibi geçiyor..ve sonra elveda öğrecilik hayatı ve hoşgeldin geçimsiz gerçekler dünyası

belki de şu an çok şikayet etmeden bu karmaşanın tadını çıkarmam gerekiyor..nerde kalmıştık çarşamba günkü dersin planında..hadi bakalım

26 Kasım 2010

Yorumsuz?


10. sınıf meb ingilizce kitabından kareler..uzaylıyı karşılama ekibi:D

Ne demiş Shakespeare

''Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin.Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz.Bütün mesele hazır olmakta.Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış, erken bırakmış ne çıkar, ne olacaksa olsun!''

her durumda mantığı savunmak çok iyi bir şey değil bence..başımıza ne geliyorsa kibirden, gururdan ve bencillikten geliyor..yaşadığınız kadarıyla ömürünüze şöyle dönüp bir bakın..en çok takıldığımız cümlelerimiz 'keşke'lerle başlamıyormuki sanki..bu keşkelerin hepsinin sorumlusu kibirinden ölecek akıldan başkası değil..şapkayı önümüze koyup 'düşünmek' değil de 'hissetmek' zamanıdır bence..he ayrıca sonuçlarını da gözardı etmeli bazen..bahsettiğim deli cesaretliliği değil..tabiki akıllı varlıklarız ama bazen teraziyi öbür tarafa ağır kılsak çok büyük sorun olmaz ..ölmeyiz mesela ya da hastalanmayız, delirmeyiz aşağılanmayız ne kadar saçma hem bütün bunlar..unut gitsin hepsini ne işe yarıyor sanki..

Karşındaki en fazla insan..en az senin kadar..olmasa bile öyle farzet boşver..geçen vefat eden komşu ninemin de söylediği gibi 'sen iyilik yap, iyi düşün bırak onlar istediklerini söylesinler, istediklerini yapsınlar'

ne olacaksa olsun..olmasa da canı sağolsun

14 Kasım 2010

...

herşeyin sorumlusu sensin

EVET SEN

ne bakiyon

13 Kasım 2010

bi durun ya

malum bayram gelmekte..herkes tatil moduna girmiş şenlenmiş içini içine sığmıyor(!) vs hepsine anlam verebiliyorum ne ala..ama lütfen çarşıda şaşkın tavuklar gibi bir sağa bir sola gitmeyin..sanki hiçbirşeyiniz yokmuşçasına dükkanlara saldırmayın..önündeki insanı göremeyecek kadar dip dibe sokulmayın..bu ne ya herkes sanki bir yere yetişmeye çalışıyorcasına ve son kıyafet ya da son besin ürününü kapmazsa seneler ve senelerce açıkta kalacakmışçasına bir telaşla atıyor kendini çarşıya..yapmayın etmeyin yaa herşey güzel hoş bayramımız var kaynaşçaz vs ama ABARTMAYIN bee..

bir de her bayram aynı manzara. kaçışan 'danalar' artan şeker çikolata fiyatları, memleketlerine gidecek insanlarla yapılan ropörtajlar vs çek çek bavullar suratlardaki anlamsız ifadeler alışverişten şuur kaybı yaşamalar vs

bi sakin olun oturun derin nefes alın..zamanın(tatilin), tadını yavaş yavaş çıkarın..atlı koşturmuyor arkanızdan yahu...bayram herkese yetebilecek birşey..tek lokma yutarsan bir şeyi boğazında kalır sırtına vuran da olmaz görebileceğin son bayram olur bu

mazallahh

12 Kasım 2010

ilerleme var

neredeyse 3 senedir yazıyorum blogu..bugün geçmişte yazdıklarıma baktım ve güldüm kendime..çok çocuksu geldi komik komik ifadeler genç kızlık hayalleri falan bildiğin ergenimsi beklentiler hayata dair vs.hoş 3 sene önce 18 dim..değil her senenin her günün bile birşeyler eklediği çıkardığı zaman diliminde sabit kalmak ya da kalmayı beklemek çok gerçekçi olmazdı zaten...silmeyi düşündüm bir an hepsini ama yapamadım..kalsın madem öyle ilerde bakar bakar gülerim

11 Kasım 2010

günün kırıntısı

'Water, water, everywhere, nor any drop to drink'

okyanus ortasında içilebilecek su bulamamak misali..

9 Kasım 2010

günün kırıntısı

'Bazı şeyler' o vakitte tutmayabilir..
Bu 'bazı şeylerin' yanlış olduğu anlamına gelmez.
Kötü olduğu istenmediği anlamına da gelmez.
Sadece o an öyle olması gerekiyordur bu 'bazı şeylerin'...

zaman uygunsuzdur
yer
koşul
ruh halleri
ve daha birçokları...

durumun farkında olmak işe yaramaz çünkü farkındalıkla önüne geçemezsin 'bazı şeylerin'

en arabesk tabiriyle kader dedikleridir bu kadere inananların..

yine de belli olmaz sağı solu 'kaderin'

uygun zaman
yer
koşul
ruh halleri
ve daha birçoklarını yakaladığında neler yapcağını tahmin bile edemeyiz.

bekleyelim velhasıl, 'bekleyelim'

picture from http://www.blakeyart.com/visual.html

8 Kasım 2010

Buble times

Her ne kadar Sinatra çakması olarak itham etseler de Micheal Bubble, gönlüme taht kurmakla kalmamış, mp3 player ın her yerini işgal etmiş bu da yetmiyormuş gibi hayatımın fonuna oturmuştur..sokakta dinlemek biraz riskli oluyor tabi ritime kaptırıp gitmişsen özellikle..şu stresli sınav dönemlerinde bire bir..


You know how i feeeel

im feelin gooooooood


daha daha fazlası: haven't met you yet, i've got the world on a string, save the last dance for me...

7 Kasım 2010

...

Sakin bir kasım pazarı..etrafta sokak çalgıcılarıyla, hafif rüzgarın etkisiyle sağa sola savrulan sarı yapraklarla, su üstünde usulca salınan gondollarla, rengarenk ışıklarla bezenmiş sokaklarıyla güzel bu şehir..yorgunluk olsa da bedeli buna değer..

2 Kasım 2010

günün kırıntısı

hayat ne kadar amaçsız bugün..gerçekten ne için yaşıyoruz, bilmiyorum..yat kalk uyu yemek ye çalış çalış uyu yemek ye sev unut düşün yat kalk düşün oku unut sinirlen unut uyu uyu uyu yemek ye yat kalk öl

30 Ekim 2010

29 Ekim 2010

günün kırıntısı

herşeyin raf ömrü var hayatta..hayatın kendinin bile..bazen kullanamadan çöpe atarız umarsız, bazılarının yeni farkederiz gününü ucu ucuna yetişiriz kullanmaya..bazen yenisini almayı, yerini bir başkasıyla doldurmayı 'güç' buluruz bazense buna yeltenemeyiz bile..çünkü biliriz ki dolmaz o boşluk kolay kolay..'manevi gücümüz' yetmez bir sonraki ayın başını bekleriz hiç gelmeyeceğini bile bile..bu durumda ne yaparız çaresizce beklermiyiz boşlukların dolmasını..kimi zaman evet, kimi zaman hiç..hatta 'yemek' yapmaya bir çeşni sunmaya her kalkışımızda gözümüze takılmasın o boşluklar diye yanaştırırız elimizde kalan kavanozları birbirine. daha sıkı dursunlar boşluğun verdiği hüzne kapılmasınlar, kendilerini koyvermesinler diye..

ben de şimdi kendi mutfağıma çeki düzen veriyorum..yemeğin lezzeti kimin umrunda yeterki yerli yerinde dursun her şey..


hiç bozulmamışçasına

27 Ekim 2010

_Potpori_

*** 'Kızımın hayatta iki şeye sahip olmasını çok istiyorum; birincisi severek yaptığı ayakları üstünde durabileceği bir meslek, ikinicisi de aşık olduğu biriyle evlilik yapması.'

dedi staja gittiğim okuldaki hocalardan biri..meslek için değil de hayat için staj yapıyormuşum hissi yaratıyor diyaloglarına kulak misafiri olmak..kendi payına bir şeyler alma ihtiyacı hep mevcut ve bunu sağlayacak imkanlara sahip olabilmek de güzel bir şey..


*** Vintage havam geldi yine bugünlerde..dizi müptelası olmadığım halde hanımın çiftliğini denk geldikçe izlerim..ordaki eski kıyafetleri, eski evleri görmek mutlu ediyor beni..50 lerin saç stillleri, eldivenleri, şapkaları kadınların zarif görüntüsü muhteşem.. hep diyorum zaten zaman kayması yaşıyorum ben diye..o zamanlarda bir yerlerdeyim ruhen, manen.

(bu tip yakaları ve yakanın tamalayıcısı boynu tam saran kolyeleri çok seviyorum.saça diyecek yok zaten...pek romantik)
*** gençlik müzik türüme döndüm bugün..punk rock yaptım kesmedi hard a bağladım..rock you babe o yeaa

***iki gün tatil bize..bu kadar yoğun tempodan sonra iyi gelir, yaşasın sabahın köründe kalkmak zorunda olmamanın verdiği huzur.

*** burası bilimsel makale bulabileceğiniz bir yer değil..düzen, konu bütünlüğü ya da vs vs ne arıyorsan sana diyim arama boşuna..bu alan bana ait istediğim gibi saçmalarım, akıl yorarım ya da çizer çıkarım..sarmadıysa gelme istemeeem...


'smile with your face, with your mind and with your livers'

EAT

PRAY

AND LOVE....

26 Ekim 2010

günün kırıntısı

mehter marşı dinlemeyi seven, dinlemekle yetinmeyip coşabilen bir bünyeye sahibim ben..

24 Ekim 2010

benden bu kadar arkadaş

artık çok düşünmicem blok..çok sorgulamayacağım hayatı, her türlü gereksiz ayrıntıyı kafama takıp ölçmeler biçmeler yapmicam..cevapsız kaldığımda moralimi bozmicam..çünkü düşünmemek daha karlı...malın biri olcaksın hayata sana güzel..bilmeyeceksin ve birşey bilmemenin mutluluğuyla uçup duracakssın semalarda..birileri sana bildiğin bir şey bile anlatsa bilmemiş edasıyla elllerini çırpıp sevinç nidaları atacaksın..ne güzel dimi pek iştah açıcı!

ayrıntıların, şüphelerin, yordamaların 21 yaşıma kadar kişiye birşey kazandırdığını görmedim..rahat insan olcam ben artık..bu ne ya salla, bu da kim ne önemi var..iki sene sonra ne olur ne biter aaamaan kimin umurunda tavırlarını takınacağım..


zorlicam zorlicam ama biliyorum olmayacak..

bu doğuştan getirdiğime inandığım bir özellik ya da lanet. ne kadar çabalasam da kurtulamayacağım galiba..diğer insanları mı değiştirsem peki ya?

bu daha beter.. :z

16 Ekim 2010

Civa kadar yoğun olmak

şu sıra çok meşgulüm..istendik yönde bir yoğunlaşma durumu değil bu..mecburen mecburen mecburiyetten..gönül kitap okumak ister, uzun süredir görüşülmeyen kişilerle muhabbet ister, bol bol uyumak ve ayırca gösterimde olan uyarlama filmlerden birini raahat rahat izlemek ister..

dünyayı kurtarma gibi bir misyonum yok..ölesiye mi çalışıyorum hayır..sadece sorumluluklar yığını ve benim bir yerinden başlayamayışım yoruyor beni büyüyor da büyüyor gözümde herşey..emeğin verdiği omuz çöküklüğü değil yani bahsettiğim

sadece kendime ait güzel zamanlar arıyorum


hüff

15 Ekim 2010

So fell autumn rain..

hava kapalı olduğu günlerde sabah kalkarken zorlanıyorum..sanki hiç sabah olmamışçasına kapkaranlık oluyor odam dolayısıyla çalar saati kapalı gözlerle susturup kaldığım yerden devam ediyorum uyumaya..zaten böyle günlerde dışarıda çıkasım da gelmiyor özellikle bu yağmur haftasonuna denk gelmişse beni evden çıkarabilene aşk olsun..sıcacık ev, hafif müzik ve rahatlatıcı bir bitki çayı dışarıda saatlerce boş boş dolanmanın verdiği yorgunluktan daha güzel etkiler bırakıyor bünyede..evdekiler zaman zaman sinirlensede bu huyuma tepki vermiyorlar artık..zaten bütün hafta fakültede koşuşturmakla, staj okuluna gidip gelmekle dışarıda geçiyor bir de haftasonu aynı mekanlarda bulunmak sıkıyor beni(malum şehir küçük)..kalk giyin hazırlan yağmur altına çok farzmışçasına ne yapacaksam hafta içine sığdırıyorum bu üşengençlikten sebep...


nerden esti bu muhabbet dersen bilmiyorum..aslında bunlardan bahsetmeyecektim ama yine aklımdakileri kenara ittim alalede şeylere yer açmak için. Artık hep virgüller var elimde öncesi var cümlelerin sonrası Allah kerim..

13 Ekim 2010

günün kırıntısı

okumak her türlü okumak olmalı hayatımızda

sadece kitap değil insan da okumalı çoğu zaman

herkes bir çeşit herkes ayrı bir dünya

sayfaların sunamadığını seriyor bazen gözler önüne

ilginç ve bir o kadar da zorlu uğraş

insan okumak/ okuyabilmek

11 Ekim 2010

günün kırıntısı

bugün enerjiğim nedenini bilmiyorum..jüpiterin venüsle dik açı yapmasından kaynaklı olabilir rivayete göre..amaan ne önemi var gezegenlerin :P

az önce müzik eşliğinde günlüğümü-günlük genel manada verilen bir isim ama günlük değil o anılık- okur iken ortaya çıkamış olduğum bir terim beni benden aldı. birisine biirisine 'duygu kabızı' benzetmesi yapmışım. O ne demektir allah aşkına ..kızınca asabiyetler sağlı sollu gelince böyle enteresan terimler üretebilirim o yüzden kızdırmayın beni üzmeyin de tamam mı..tüm duygu kabızlarına duyrulur. neyse mesele onlar değil umrumda değil leen kimse..sadece terim hoşuma gitti paylaştım..tamam kes hala uzatıyor


bu arada kullağımda the cardigans tan lovefool çalıyor..ya ben bu şarkıyı çok seviyorum..böyle sonbahar zamanları ümitsizliğin kol gezdiği hayata dudak büken aynı anda en ufak bir kırıntıyla ümit dolabilen çok sevimli bir şarkuu

i don't care if you really care as long as you don't goooooo

cardigans lı kızlara hitabeeen :)

6 Ekim 2010

life is life

Bugün staj okullarımız belli oluyorr..toplantımız var saat 3 te inşallah iyi bir okul ve öğretmen ve öğrencilere denk gelirim..aksiyon dolu yeni dönem şimdi başıyor asıl :)))

her şey bir yana klasik giyinmek enteresan olacak bunca spor giyimden sonra..e topuklular yakışmıyor da değil hani :P


haydi hayırlısı

3 Ekim 2010

ben bu elden gidersem

içimde sıkışan duyguların düşüncelerin akarsuyun yolunu bulurcasına akıp gidip kaynağa ulaşmasını çok isterdim..ama olmuyor set çekiyorum bir yerde bazen hızını kesmek için bazense bu gidişatın yönünü değiştirmek için. ama doğal olan her ne varsa üstesinden gelemiyorum işte zayıf düşüyor kollarım taşıyamıyorum titriyorum düşündükçe..akıntıya karşı kürek çekmek ne kadar anlamsızsa benim de bunlara bir son verme çabam o kadar amaçsız ve nafile..bundan usanmak bıkmak da hiç bir şeyi değiştirmiyor çünkü suların hızıyla orantılı akıyor zaman.. ne akan su değişiyor ne de kürek çeken kollar..

şu anda bir yerlerde zaman dursa ve oraya gitsem sebepsiz..ne geçmişe ne geleceğe sığınacak kadar özgürce..ne gidilmiş topraklar olsun orası ne de keşmekeşle dolu hayatlara sahiplik etsin..sadece tek tanıdık olsun ve hiç tanışılmamışçasına yeniden başlasın herşey..tam o noktada kalsak sonsuza kadar..herşeyden herkesten ve tüm kirliliklerden uzakça hep hayal ettiğimiz gibi hesapsız hırslardan arınık yaşasak diyorum

peki sen ne dersin???

merak ediyorum

2 Ekim 2010

dinlenilesi tonlar

Çok seviyorum bu türküyü..yavuz bingölün sesi ayrı bir anlam katıyor tabi


Tanrıdan diledim

1 Ekim 2010

günün kırıntısı

Bugün,


hayatımın geri kalanının

İLK

GÜNÜ

28 Eylül 2010

Neden???

Bazen isyaan edesim geliyor blog alayına...bıktım vallahi billahi bıktım ya..niye milletin yolu dümdüz giderken ben hep dolanbaçlı yollara sevkediliyorum. ya her şeyi geçtim en basidinden okul işlerinde bile ne yaparsam tırmalıya tırmalıya yapıyorum..tırnaklarımla geldim ben buraya derler ya o misal..bütün cins hocalar cins dersler hep beni bulur..ders seçmek isterim seçene kadar burnumdan fitil fitil gelir günlerce pc başında beklerim kontenjan olsada seçsem dersi diye..ama yok yani yok tık yok..millete bakıyorum keyifler hep yerinde..takmayan umursamayan adamlar öyle dört ayağının üstüne düşüyor ki şaşıp kalıyorm..hayatın genelinde de böyle ben ne kadar titizlensem bir konu üstüne o kadar elime yüzüme bulaşıyor..diğerlerinin ise dünya umurunda olmaz cesaretle ne eserse onu yaşar sonunda da işi gücü düzmüş evli barklı mutlu huzurlu görürsem hiç ama hiç şaşırmam biliyormusun blog..anlamıyorum hiç bu dünyada iyiye dürüste yer yok onu görüyorum..elinden geldiğince savuruk yaşacaksın işe yaramaz adamın teki olacaksın gününü gün edeceksin bol bol yalan söyleyeceksin işte o zaman el üstünde tutulursun anca..başka türlüsüne tahammülü yok günümüz toplumunun..


bir an önce kurtulsam şu keşmekeş haftadan başkada bir şey istemiyorum şimdilik..valla sinirden ve stresten kaskatı kesildim ya..

çok mu fazla bu sitem

17 Eylül 2010

ne diyon gülüm?

karasızlık kadar aptalca bir özellik yok ve o bende bolca mevcut..özellik bile değil..kararsızlığın her iki ucuda .oklu değnek..iki şeyin arasında kalıyorsun ve aklın hep bıraktığında kalıyor elindekini bir türlü basamıyorsun bağrına...zaman kısıtlılığı da buna sebep aslında..ama bütün yükü zamana da atmamak lazım..bir ömür boyu düşünme payı bile verilse yetmez çünkü bana..


bazen ikisinden de vazgeçip kabuğuma çekiliyorum sırf seçmenin yükünden kurtulmak için. her şekilde yine mutsuzum yine mutsuzum üleyyyn


n'oof tarihin tekerründen bıktım...bu duruma engel olmak için ne yapsam ki..bunu yapsam olmaz bunu yapsam ı-ıh bana uymaz


kaldık mı yine böyle??

8 Eylül 2010

Dinlenilesi Tonlar// İncesaz

klasik türk müziği enstrumanlarıyla bize ait eserler veren, insanı duygudan duyguya sevkeden durduk yere canını sıkan hemen ardından umut aşılayan rengarenk bir grup incesaz..hayat fonumda daim olmanızı diliyorum


ve güzel şarkılarından sadece biri
busesini almadan
göğsüne yaslanmadan
gözlerine bakmadan
sarhoşum sarhoş
...
heyt be

20 Ağustos 2010

'Eylül' e...

Bir yaz daha bitiyor ne mutlu ki..güneşin hayat verdiği gölgelere elveda nihayetinde..düşmanlık değil bu bendeki sadece bir tavırdan ibaret..ve tavırlara nedenler gerek ya..Yazın her şey ayyuka çıkar her şey sere serpe göz önünden yaşanır. Gereksiz bir rehavet çöker üstüne.. boş şeylerle oyalar durursun kendini zamanı ‘doldurmak’ adına..daha az düşünür daha çok eyleme dönük yaşarsın..içinden gelen seslere kulak tıkayarak ortamına göre yaşarsın hayatı..geceleri yastığa başını koyduğunda bugün neler yapıtımın mukayesesini yapmazsın zihninde aksine yarın nasıl doldursam zamanı diye düşünüp durursun..dediğim gibi giz olayı kalmamıştır ne insanların ne de hayatların üstünde..yazın başlayan yazın biten aşkların çoğundan bir hayır görülmemesinin nedeni de budur aslında.. Samimi değildir yaz ayları aldatıcıdır alınan alkolün yarattığı kısa zamanlı mutluluk hali gibidir… Balmumundan kanatlarla uçup mutlu olduğunu sanmaktır ta ki kanatlar eriyip seni alaşağı edene kadar

Halbuki mevsimin sonbahar öylemidir..aldatıcı maskelere bürümez kendini yaz gibi.. kendi içine yöneltir, yazın unutturduğu gerçekleri bünyeye alıştıra alıştıra verir ihtiyatlı bir dost gibi..ruhun kirlerinden arınır adeta ince ince yağan yağmurun altında kahverengi sarı yaprakların arasında dolaşınca..çocuk hassaslığına, saflığına bürünsün her sonbaharla.. bundandır kırılganlıklarının çoğu, ince melankolik hallerin..bundandır aşkların daha hisli yaşanması pişmanlıkların vicdanı daha çok rahatsız etmesi..ruhun dört mevsimle uyanır adeta her sabaha..bazen geçmiş mutluluklarla avunup güneşi getirirsin odana bazen de keşkelerin getirdiği soğuk rüzgarın etkisinde kalırsın yine de kucaklarsın her halini..her gerçekliği


hayat elbet güzel ya da güzel kılınmak zorunda..işte bundan sebep sonbaharda bir uğraş vermesi gerek herkesin..bırakın uçuşsun ruhunuz yapraklar misali dolansın dönsün yine ayaklarınıızın dibine..nereye giderse gitsin ne renge bürünürse bürünsün senden izler taşımayı hep sürdürmeyecek mi sanki..bazen bırakın toprağa karışsın sizden bir parça eksiklikle yüksünmeyin.. kötü anılar çürüyüp karışsın ki toprağa yeşersin ilkbaharda yeni tohumlara..

16 Ağustos 2010

günün kırıntısı

Naber bilog..beni sorarsan idare ediyorum işte..dışarısı felaket sıcak içerisi kurak..dışarıya anca iftardan sonra çıkabiliyorum yürüyüş vs mahiyetinde..gün içersinde ne yapsam yarım kalıyor bir şeyler okuyorum bitiremiyorm nette takılıp çıkıyorum izlediğim tv programlarının önünde sızıyorum bir garipim anlayacağın..

günün olayı bu değil..ne dersen ben de bilmiyorum çünkü henüz olağanüstü bir halle karşılaşmadım..bu konuda çok mu hevesliyim? hayır değilim..

sadece hayata farklı bakmamı sağlayan 'güzel ruhlu' insana benden selam olsun..hoş bundan sonra selamımı alır mı bilmem..kızma bana küsme bana..seni seviyorum valla bak..

whatever words I say i will always love youuu..huuhuu

ha bir de müzeyyen senar a selam olsun..nerden çıktı diyecek olursan dalgalandım da duruldum adlı musikiyi kendisinin yorumuyla dinlemekteyim an itibariyle..kimse onun gibi söyleyemiyor bu şarkıyı..

dalgalandım da duruldum koştum ardından yoruldum allaah allaaaaaaaaaah

resim de ona hitaben..dalgalı ben..daha durulmadık dur bakalım

çaw:D

11 Ağustos 2010

ÖSYM git başımdan

açıklanmasından 10 saat sonra nihayetinde erişebildim kpss sonucuma..sinir oldum sayfayı yenilemekten her dakika pc ekranına bakmaktan..hoş hayat memat meselesi değildi bu sınav benim için seneye mezun olacağımdan bu seneden çalışmadan bir deneyeyim dedim bakalım kaç gelicek diye..denedim ve gördüm ki çalışmadan hiç bşi olmazmış..64 puan aldım yaa..bu puanla ne sözleşmeli ne kadrolu ne yedekte hiç bi şekilde bulunamam zaten..iyi ki bir senem daha var ve inşallah seneye daha iştah açıcı sonuçlarla gelirim buralara..

ösym içinde aynı dilekleri sunmaktayım..şu siteye bir çözüm bulun ya da sınavı toptan kaldırın ki bu daha aydınlık bir yol olur :D

ümitler seneye kalır birleşip demet olur buram buram kokar

peff : /

3 Ağustos 2010

Ne ettin bakem?

28 Mayıs 2010

günün kırıntısı

Eskiden Levent Kırcanın parodilerinde 'Haberler, haberler, haberler' diye başlayan bir bölüm vardı..hatırladınız mı bilmyiorum ama şu anda ben de 'finaller, finaller, finaller' modundayım..aynı derecede ironik fakat hiç de komik değil..en azından benim açımdan

ee o zaman beni özleyin anacıııım...bye umarım yaşıyor olurum geldiğimde :D

12 Mayıs 2010

günün kırıntısı

ne güzel bir gülümseyiş yakaladım bugün..tarifi zor ^_^

11 Mayıs 2010

günün kırıntısı

bugün beni kimse sallamıyor ya..çok sinir oluyorum böyle zamanlarda sanki evrende tek başımaymışım gibi hissediyorum hiç olmadığım kadar..arkadaşlarım meydanda yok,netten arkadaşlarım konuşmuyor, sevdiğim biri yok, telefonum çalmıyor evdekilerle bile çok konuşmadım...

ama nideeen

bir boşluk ki sormayın gitsin

10 Mayıs 2010

Dinlenilesi Tonlar// Diego Torres

Diego Torres- La ultima noche(son gece)


Videos tu.tv


Şarkı her ne kadar hareketli Latin ritimlerinden oluşsa da hüzünlü bir ayrılığı anlatıyor..torres in sesi bütünleşmiş şarkıyla adete ve alıp götürüyor insanı uzaklara..


ahh
kahrolasica ay
bu acıyı içime gömüver
bu gece, böylesine bir aşk için acı çekeceğim son gece olsun..

demekte..

8 Mayıs 2010

Dilcilik



Memleketimde dil bilen, dil okuyan insanlara 'dilci' denildiğini cümleten bilmekteyiz...İşte ben de bu grup içersindeyim..dilciyim dilci:D

Dil bilmek güzel şey fakat çevredeki insanlar aynı duyarlılıkla yaklaşmıyorlar meseleye..çünkü bir türlü inanmak istemezler sizin ikinci bir dile vakıf olabileceğinize..aşağıda dilcilerin başından geçen muhtemel dialoglardan demetler:

A: nassı bare ingilizce gonuşabilüünüzmüü?
pink: yani kaç senedir okuyoruz konuşuyoruz da
A: ( kaş kalkık inanmaz tarzda bakışlar) hımm..peki dersleriniz nasıl oluyor..ingilizce mi
Pink: yani doğal olarak
A: Anlıyorsunuz yani?
Pink: Yok anlıyor gibi yaparak geçiyoruz dersleri
A: zor tabiiiğğ zor sizin işinizde ammma atamanız iyi yırttınız o manada
Pink: hııhı evet tbi hıhı

...

B: Pink yaaağ ingilizce okuyorsun diye iletilerini ingilizce yazmak zorundamısın eheuehuhehu (gereksiz bir yılışma durumu)
Pink: sana öyle denk gelmiştir..
B: ne bilim yane hava mı atıyon eheuehuhehu
Pink:(yılışık kişiden sıkıldığını belli eden bir bakışla)ne alaka ???

...

C: Kız gel bakam naber ne yok..
Pink: iyiyim teşekkürler siz
C:iyi yaa..sen örtmen olcekmişin..bak bizim oğlan kolejde ingilizceyi söktü az konuşuversene onla
pink: ??
çocuk gelir..
C: oğlum konuş bakayım ablayla ingilizce bak o da öğretmen olcak.
çocuk: hello how are you one two three four thanks bye
Pink: melül melül bakmakta
C: nasıl sökmüş dimi kerata? dile yatkın tabi..eee boşuna mı okutuyoruz kolejde?(hohoho keyiflenme efekti)
Pink: evet gerçekten öyle !!

...

ve daha bir sürü benzer manzara mevcuttur..böyle ilginç tepkiler haricinde güzeldir dilci olmak..bir kere dilci insanlar kendini geliştiren insanlardır..psikolojiden tutun da efenim felsefe, edebiyat hemen hemen her alanda konuşabileceğiniz bir şeyler muhakkak olur..ufku geniştir bu insanların sorgularlar hayatı sürekli..yeniliklere her daim açıktırlar..onu bunu geçtim ingilizc öğretmeni olmak ayrı bir havadır..nedendir bilinmez..okulda onlara özel oda vardır mesela çoğu branşta olmazken..iyi insanlar olur bunlar genelde ılımlıdırlar..şu ana kadar hiç bir öğrenciden 'yaa hacım şu ingilizceci bana taktı kesin bırakcak uyuz' şeklinde tepkiler duymadım..duyacağımıda zannetmiyorum zaten..ha bir de ikinci bir yabancı dile de çoğunlukla meyilldirler..bazıları bu meyili avantaja çevirerek 2. dili öğrenirler..bazılarıysa akışa bırakırlar o ayrı mesele

kıssadan hisse dilcilik iyidir hoştur..farklı kültürleri keşfetmek, onların yazdıklarını okumak, düşünce yapılarını dilleri sayesinde ölçüp biçmek apayrı bir tat..bildiğimiz dili istediğimiz gibi kullanabilmek de güzeldir her ne kadar hoşuna gitmeyenler olsa da..zaten dilciler Türkçeyi de güzel konuşurlar

ne övdüm hee :D

ama her genelleme gibi bu da yanlıştır :)

6 Mayıs 2010

Huzur


edmund blair leighton'un sweets to the sweet tablosu..huzur buluyorum bu resme bakınca..kitap okurken uyuyakalmış bir kız, yarısı yenmiş kirazlar,iç acıcı bir yaz günü ve nazik ince ruhlu genç bir adam..
bunun gibi eski dönem tablolarını seviyorum...sanki bir yanım o zamanlara ait..o kıyafetleri giyiyor onlar gibi yalın bir hayat sürüyorum stresten uzak
evet sanat güzel şey azizim!
keşke hayat da öyle olsa..ideal olana daha yakın..

4 Mayıs 2010

fall of icarus


herkes kendi mücadelesinde.. güneş yine doğma derdinde, gemiler bıraktığımız yerden salınmakta..birinin cehennemi karanlıkta kalmak öbürününkü sularda yok olmak
peki bizim cehennemimiz kimin umrunda??
çırpınışlarımıza kulak tıkayan(lar)ın değil elbet..

günün kırıntısı

en büyük paradoks ben değilim sanki..

çelişip duruyorum diğer yanımla..söküp atamıyorum kendimi kendimden..ilmiklerimi sökmeye kalksam geri dikemem.. kalan sadece yığın olur yarım olur ama ben olmam


ne gerek var böyle karmaşık cümlelere onu da bilmiyorum


güzel başlayan günden geriye kalan gece hep böyle karanlık işte..günde de dünde de anlam bütünlüğü aramak manasız

arama bu yazıda da böyle kabullen bakalım

ben gibi..

30 Nisan 2010

Dinlenilesi tonlar// Madrugada

Madrugada son bir senedir keşfettiğim Norveç'li rock grubu..yavaş şarkıları da hızlı şarkıları da ayrı tat bırakıyor damaklarda..Sivert Høyem'in sesi içinize işler adeta..melankolik iskandinav rüzgarını yüzünüzde hissetmek gibi bir şey..

bu da en çok dinlediğim şarkılarından: What's on your mind?





Why do you always stay miles away and two steps behind

daha başka ne önerirsin dersen ardından electric, this old house, majesty gelebilir..(ayrıca ane brun'la lift me düetleri)

29 Nisan 2010

günün kırıntısı

güzel bir gündü..stresten, melankoliden epeyce arınık :)

28 Nisan 2010

Şiir'ine rasladım bugün..

eski yaşanmışlıkların ya da yaşanamamışlıkların akla düşmesi çok fena..

hele bir de sözcüklerle vuku bulmuşsa bu durum daha acı

sen silmeye çabalasanda ya kağıt üstünde ya da ekranda tam karşında

aynı zaman dilimini,aynı şekilde doldurup bu kadar uzak olmak ya da uzak kalmayı seçebilmek

çok koyuyor



ama yine de kapandı o defter diyorsun

unuttum gitti bile

ah be gönül yalanlarınla kimi kandırıyorsun?

şahit bile yok etrafta görmüyor musun

keşkelerin sonu yok bunu çok iyi biliyorsun



edit:


Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü
kendilerini tekrar, tekrar hatırlatmalarıdır.
Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir.
Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir.
Hep ama hep hatırlarız.
Ne biçim kaybetmektir bu
Kim gölgesinden kaçabilir ki?
Bazen duygularımız bizden erken yaşlanır ve bizden hayatın geri kalanını alır.
Hayatın, kendini anlayanları cezalandırmasıdır bu...

MURATHAN MUNGAN

25 Nisan 2010

sıkıcı bir pazar günü

1. hava kapalı
2. yapacak bir sürü iş dolayısıyla fazla sorumluluk hakim
3. odam çok dağınık
4. canım yemek yemek istemiyor
5. bilgisayara saatlerdir bakmaktan gözlerim helak oldu.
6. artık bir de virüsüm var on kere tarattığım halde hala uyarı veriyor..yürü git!!
6. o artık umrumda değil...aynı muammeleyi kaç kişiye yaptığını düşündükçe nefretim perçinleniyor..
6.google bile bugün çok sade..
6. dışarı çıkasım yok ama alıncak bazı şeyler var..ooof of
6. pazar günü eğlence programlarından nefret ediyorum..zaten tv pek sevmem
7. bir allahın kulunun dışarı çıkmadığı, ses gürültü vs hiçbir yaşam belirtisinin olmadığı mahallemize de uyuz oluyorum..


bugün kendime de uyuz oldum..ama en çok ona...

Kırmızı gülün alı var
Her gün ağlasam yeri var
Bugün benim efkârım var


ooooooooof of..

24 Nisan 2010

günün kırıntısı

bazen kendi kendime konuşuyormuşum hissine kapılıyorum

evet burda

sesimi duyan varmıdır aceba

amaaan kimin umrunda :D


edit: hee bu arada duygusal boşluklarda nasıl da sarılıyorum bilogaa..ama benim için geçici bir heves değilsin yafrum bilogum..bunu bil beni yanlış anlama..uzun reklam arası vermişiz farzet

23 Nisan 2010

pot_pori

**hava ne güzeldi bugün..bir dolaştım ki sormayın gitsin..güya alışverişe çıktım ama hiçbirşey beğenemeden döndüm eve..olsun olsun


**23 nisan münasebetiyle heryerde foklor kıyafetli rengarenk çocuklar vardı..cıvıl cıvıllar güzel de daha az haylaz olsalar daha sevimli olabilirler..mahallede önden iki dişini yitirmiş olan çocuklar üzerime doğru koşunca farke ettim bu durumu.yavaş be çocuuum..


** geçenlerde biriyle konuşuyorum msn den....okuldan biri çıktı ama tanımıyorum bu çocukcağızı.. iki kelime edeyim dedim ama daha çok dayanamadım...ben asosyalim diyor..ok olabilir diyorum..kitap okumam film bilmem dil bilmem müzik kısıtlı spor yapmam okula gider gelirim sadece diyor..ne paylaşayım efenim ben onla hı sorarım size..ya insan söylerken utanır ya nasıl üniversite öğrenciliğidir bu..hadi onu geçtim erkek dediğinin entellektüel birikimi olur kenarından köşesinden..bomboş adamsın konuşup napim senle..ne kadar kendini beğenmişsin pink kibirlisin pink vs vs ne isterseniz deyin..insanları ciddiye alabilmem için bana birşey katıp katmayacağına bakarım ben önce..biraz akıl..inan çok değil..


** dönem başından beri doğru düzgün verilmeyen ödevler havaların ısındığı dikkatin dağılmaya meyilli olduğu nisan-mayıs aylarına neden yığılır ki? her hafta bir şey çıkıyor ya..sunum bitiyor ödevler başlıyor o bitiyor vizedir finaldir bilmem ne..zamanın bu kadar hızlı tükenmesi beni ürkütüyor..

** III. ahmetin 18 karısı varmış..bundan sebep 29 adet kız çocuğuna sahip olma bağlamında osmanlı'da zirve yapmıştır kendileri ( harem araştırmalarında ortaya çıkmış bir bilgidir..işe yararlılığı muammadır.)

** candan erçetinin git şarkısını çok dinliyorum bu ara..türkiyede iyi müzikkyapan sayılı sanatçılardan kanımca kendisi..her şarkısını dinlenebilir kılıyor

**künefe koktu buralar hımmmmmm..çayla güzel gider.


** bazen çok şey mi istiyorum acaba diye düşünüyorum..ama çok değil ya bilmiyorum..belkide aranılan vasıfları kısıtlama yoluna gitmem gerek..yoksa bu gidiş gidiş değil farkındayım -_-
tamam sustum..kulakta halay nidaları
teey tey teeey

20 Nisan 2010




uzaklardaki hayallere sımsıkı sarılıyorum..arada okyanuslar varmış kimin umrunda?


şarkıyı anlamak için dili anlamak gerekmiyor..çünkü hepsi kalbe hitaben

oceano/josh groban

18 Nisan 2010

bu ne pink bu ne

şu önceki yazdıklarım blog'u aşk meşk ya da veryansın bloguna çevirdiğini fark ettim evet şu anda oldu bu...tabi bunların hayatın içinden şeyler amma abartmamak lazım..yemeğe fazla tuz atarsak yenmez..bundan sebep dikkat dağıtıcı unsurları işin içinden çıkarıp blog'u normal formatında yazmaya devam edeceğimi kendime duyuruyorum..

çünkü zor günler eskidendi geçti demiş erener

hayatı birşekilde yakalamak lazım ama aşk o şekillerden biri değil şimdilik, şu sıra..

işe yoğunlaşmak lazım gelir, kariyer fln filan..

öbürü illaki biryerde gelir çatar..

dip not: aşk ya da veryansın içermemektedir. (ailecek okunabilir) :P

11 Nisan 2010

son..

sana diyecek lafım kalamdı artık..sende de birşeyler diyecek cesaret yok..zaman nasıl telafi edecek bakalım bu boşlukları..sen yalnız kalmaya mecbursun bu zihniyetle..narsistliği bırakıp karşındakinin de duygularını önemsediğin sürece, dünyanın senin etrafında dönmediğini anladığında belki bir ümit doğar senin için...

yine de demem o ki pişmanlık yakındır..pişmanlık olmasa bile bu, sen aynı sende olduğun sürece mutluluk uzak sana..


keşke demiyeceğim artık

geri dönüşler uzak çokça bana

senin için sabrederek biriktirdiğim zamanlarımı şimdi seni tüketmek için kullanacağım

gülegüle

4 Nisan 2010

aşk meşk

niye sürekli huysuz adamlara denk geliyorum ben ya..ve niye bu huysuzlukları daha bağlayıcı kılıyor aşık kişiyi...sorarım size

ne diyor anne kirkpatrick

dont blameee meee...


huysuz ve tatlı adam.. şöyle sabit noktada karar kılabilse, dengesiz tavırlarından arınsa, aklından geçeni açık açık söylese, açık açık söyleyemeyeceği bir konu varsa oyalamasa ya daha fazla..

evet gece gece nüfuz etti bu düşünceler..ama engel olamıyorum sıyrılamıyorum bir türlü..ne kadar boş çabalar içinde olduğumun da farkındayım..çözüm ne onu da bilmiyorum..tek istediğim bu durumu iyi ya da kötü anlamda bir sonuca bağlanması..

you made me love you..i didnt want to do it..and all the time you knew it..i guess you always knew it..


şarkılara vurcam kendimi bilog olmuyor böyleeeee...eziyetten öte

25 Mart 2010

hangimiz akıllı?

Mahallemizde dolanan yalnızcana bir adam var..mahalleliler 'deli' diye tasvir ediyorlar kendisini..sürekli bir şeyler anlatıyor..şu zamana kadar dikkat etmedim konuşmalarına ama yüz ifadesinden mühim şeylerden bahsettiği belli...söyledikleri mühim şeyler olmasa bile onu deli diye sıfatlandıran kişiler akıllılar mı acaba..bahsettiği şeylerin bize mantıklı gelmesi mi gerekiyor illaki..o çok bayıldığımız normlarımızın çok mu dışında görüyoruz da burun kıvırıyoruz acaba

hem


deli kimdir ki? ya da akıllı kimdir? kime göre akıllıyız? ya da kime göre 'deli' ?

belki hepimiz deli..bir o akıllı

kim bilir herkes akıllı bir ben deli :)

ya da bir ben akıllı

bak bu daha makul

ama kime göre makul ki :D


hem herkesin aklı kendine güzel :P

16 Mart 2010

sıkıntılı zamanlar

'Her şey mümkündür yine de hiçbir şey mümkün değildir… Her şey mubahtır ama aynı zaman da hiçbir şey mubah değildir… Hangi taraftan gidersek gidelim o yol diğerlerinden daha iyi değildir… Bir şeyi başarsan da, başarmasan da, inancın olsa da, olmasa da, ağlasan da, sessiz kalsan da hepsi aynı kapıya çıkar… Her şey için bir açıklama var, yine de hiçbir şeyin bir açıklaması yok… Her şey hem gerçek, hem gerçek dışı, hem normal, hem de saçma, hem görkemli, hem sönük… Herhangi bir şeyden daha değerli başka bir şey yok, herhangi bir fikirden daha iyi başka bir fikir yok… Birinin üzüntüsüyle üzülmek, neşesiyle sevinmekte ne?... Mutsuzluğunu sev ve mutluluğundan iğren… Her şeyi birbirine karıştır… Tüm kazanımlar birer kayıp, tüm kayıplar birer kazanımdır… Neden sürekli kararlı bir tutum, anlaşılır fikirler ve anlamlı sözcükler beklenir ki?...'

Alıntıdır...şu sıra kendimi kendi sözlerimle anlatamıyorum

28 Şubat 2010

gece hüznü

hayat cidden garip..ya da ben öyleyim de suçu her zamanki gibi başka birilerine ya da hayata vs vs ye atıyorum..çok dengesiz oldum çok..borsa bile benim kadar değişkenlik göstermiyordur şu günlerde..neşeli başlıyorum güne öyle de devam ediyor bir süre...eğleniyorum,coşuyorum içim içime sığmıyor adeta.. sanki bütün günler aynı olacakmışçasına..ancak vakit geçtikçe durum giderek değişiyor..hafif melankoliyle başlıyor kritik dönem ve depresyon mu nasıl tabir edilir bilmem herşeyden elini ayağını çekme isteği insanlardan uzaklaşma durumuyla devam ediyor..böyleyim işte..insanlardan sıkıldım...şu bu o değil topyekün bir sıkkınlık benimki..sıkı can iyidir çıkmaz deme..bu yükle her bir dakikayı saati geride bırakmak sıkı canın çıkmasından daha beetr bir durum..oof

bir de facebook'tan sıkıldım..insanların yaptıkları her halttan haberdar olmaktan, deşifre ettikleri hayatlarını takip etmekten..yahu ne diye suyunu çıkarıyorsunuz ki..hayır görüşüyorsun eski arkadaşlarınla falan o kısmı güzel de..aman ne bilim işte salakça geliyor..önceden uzak durmamın ne kadar haklı oluşunu şimdi daha iyi anlıyorum..en fazla iki ay dayanabilirmişim demekki..kapatacağım bir an önce..zaman kaybı oluyor..ya da akışına bırakacağım


final yazacak derman yok..gece hüznü hakim işte..bişi yapasım yok kimseyi göresim yok..şu klavyeyle bile etkileşimim senin hatrına bilog..haberin ola

herşey bir yana seviyorum bana ait bu 'alanı'

adios!

17 Şubat 2010

hım hım hım

özlemişim seni be blog..yazmamışım da bayadır..malzeme topluyorum :) hem bahar da geldi..doğa siyah montunu bir kenara atıp rengarenk giysilere bürünürken sen burda öksüz tek başına bırakılmazsın zaten..

beni boşver sen neler yapıyorsun diyorsan malum bahar dönemi başladı onun koşuşturmacası içersindeyim..seçmeli derslerin birini alıp öbürünü bırakıyorum..uygun olan bir tane bulup yeni öğretim dönemin hayırlısıyla adım atmak istiyorum..bu dönemi cidden seviyorum..cıvıl cıvıl oluyor heryer..kapalı mekanlara bağımlılığımız azalıyor yayılıyoruz anadolu yaylalarına :) herşey umduğum gib yolunda gider inşallah..şimdilik bu kadar

yaşıyorum yani merak etme :))

10 Ocak 2010

günün kırıntısı

realistsin ya hani..hep övünüp durursun bunla övünülecek bir 'şey' miş gibi..ondandır 2+2 lerimin sürekli dörde çıkması seninle ve elimde hiç bir zaman 'bir' olmayışı da bundan..senin hesapların bana çok ters çook..

ya da aşkın değeri yok