28 Mayıs 2010

günün kırıntısı

Eskiden Levent Kırcanın parodilerinde 'Haberler, haberler, haberler' diye başlayan bir bölüm vardı..hatırladınız mı bilmyiorum ama şu anda ben de 'finaller, finaller, finaller' modundayım..aynı derecede ironik fakat hiç de komik değil..en azından benim açımdan

ee o zaman beni özleyin anacıııım...bye umarım yaşıyor olurum geldiğimde :D

12 Mayıs 2010

günün kırıntısı

ne güzel bir gülümseyiş yakaladım bugün..tarifi zor ^_^

11 Mayıs 2010

günün kırıntısı

bugün beni kimse sallamıyor ya..çok sinir oluyorum böyle zamanlarda sanki evrende tek başımaymışım gibi hissediyorum hiç olmadığım kadar..arkadaşlarım meydanda yok,netten arkadaşlarım konuşmuyor, sevdiğim biri yok, telefonum çalmıyor evdekilerle bile çok konuşmadım...

ama nideeen

bir boşluk ki sormayın gitsin

10 Mayıs 2010

Dinlenilesi Tonlar// Diego Torres

Diego Torres- La ultima noche(son gece)


Videos tu.tv


Şarkı her ne kadar hareketli Latin ritimlerinden oluşsa da hüzünlü bir ayrılığı anlatıyor..torres in sesi bütünleşmiş şarkıyla adete ve alıp götürüyor insanı uzaklara..


ahh
kahrolasica ay
bu acıyı içime gömüver
bu gece, böylesine bir aşk için acı çekeceğim son gece olsun..

demekte..

8 Mayıs 2010

Dilcilik



Memleketimde dil bilen, dil okuyan insanlara 'dilci' denildiğini cümleten bilmekteyiz...İşte ben de bu grup içersindeyim..dilciyim dilci:D

Dil bilmek güzel şey fakat çevredeki insanlar aynı duyarlılıkla yaklaşmıyorlar meseleye..çünkü bir türlü inanmak istemezler sizin ikinci bir dile vakıf olabileceğinize..aşağıda dilcilerin başından geçen muhtemel dialoglardan demetler:

A: nassı bare ingilizce gonuşabilüünüzmüü?
pink: yani kaç senedir okuyoruz konuşuyoruz da
A: ( kaş kalkık inanmaz tarzda bakışlar) hımm..peki dersleriniz nasıl oluyor..ingilizce mi
Pink: yani doğal olarak
A: Anlıyorsunuz yani?
Pink: Yok anlıyor gibi yaparak geçiyoruz dersleri
A: zor tabiiiğğ zor sizin işinizde ammma atamanız iyi yırttınız o manada
Pink: hııhı evet tbi hıhı

...

B: Pink yaaağ ingilizce okuyorsun diye iletilerini ingilizce yazmak zorundamısın eheuehuhehu (gereksiz bir yılışma durumu)
Pink: sana öyle denk gelmiştir..
B: ne bilim yane hava mı atıyon eheuehuhehu
Pink:(yılışık kişiden sıkıldığını belli eden bir bakışla)ne alaka ???

...

C: Kız gel bakam naber ne yok..
Pink: iyiyim teşekkürler siz
C:iyi yaa..sen örtmen olcekmişin..bak bizim oğlan kolejde ingilizceyi söktü az konuşuversene onla
pink: ??
çocuk gelir..
C: oğlum konuş bakayım ablayla ingilizce bak o da öğretmen olcak.
çocuk: hello how are you one two three four thanks bye
Pink: melül melül bakmakta
C: nasıl sökmüş dimi kerata? dile yatkın tabi..eee boşuna mı okutuyoruz kolejde?(hohoho keyiflenme efekti)
Pink: evet gerçekten öyle !!

...

ve daha bir sürü benzer manzara mevcuttur..böyle ilginç tepkiler haricinde güzeldir dilci olmak..bir kere dilci insanlar kendini geliştiren insanlardır..psikolojiden tutun da efenim felsefe, edebiyat hemen hemen her alanda konuşabileceğiniz bir şeyler muhakkak olur..ufku geniştir bu insanların sorgularlar hayatı sürekli..yeniliklere her daim açıktırlar..onu bunu geçtim ingilizc öğretmeni olmak ayrı bir havadır..nedendir bilinmez..okulda onlara özel oda vardır mesela çoğu branşta olmazken..iyi insanlar olur bunlar genelde ılımlıdırlar..şu ana kadar hiç bir öğrenciden 'yaa hacım şu ingilizceci bana taktı kesin bırakcak uyuz' şeklinde tepkiler duymadım..duyacağımıda zannetmiyorum zaten..ha bir de ikinci bir yabancı dile de çoğunlukla meyilldirler..bazıları bu meyili avantaja çevirerek 2. dili öğrenirler..bazılarıysa akışa bırakırlar o ayrı mesele

kıssadan hisse dilcilik iyidir hoştur..farklı kültürleri keşfetmek, onların yazdıklarını okumak, düşünce yapılarını dilleri sayesinde ölçüp biçmek apayrı bir tat..bildiğimiz dili istediğimiz gibi kullanabilmek de güzeldir her ne kadar hoşuna gitmeyenler olsa da..zaten dilciler Türkçeyi de güzel konuşurlar

ne övdüm hee :D

ama her genelleme gibi bu da yanlıştır :)

6 Mayıs 2010

Huzur


edmund blair leighton'un sweets to the sweet tablosu..huzur buluyorum bu resme bakınca..kitap okurken uyuyakalmış bir kız, yarısı yenmiş kirazlar,iç acıcı bir yaz günü ve nazik ince ruhlu genç bir adam..
bunun gibi eski dönem tablolarını seviyorum...sanki bir yanım o zamanlara ait..o kıyafetleri giyiyor onlar gibi yalın bir hayat sürüyorum stresten uzak
evet sanat güzel şey azizim!
keşke hayat da öyle olsa..ideal olana daha yakın..

4 Mayıs 2010

fall of icarus


herkes kendi mücadelesinde.. güneş yine doğma derdinde, gemiler bıraktığımız yerden salınmakta..birinin cehennemi karanlıkta kalmak öbürününkü sularda yok olmak
peki bizim cehennemimiz kimin umrunda??
çırpınışlarımıza kulak tıkayan(lar)ın değil elbet..

günün kırıntısı

en büyük paradoks ben değilim sanki..

çelişip duruyorum diğer yanımla..söküp atamıyorum kendimi kendimden..ilmiklerimi sökmeye kalksam geri dikemem.. kalan sadece yığın olur yarım olur ama ben olmam


ne gerek var böyle karmaşık cümlelere onu da bilmiyorum


güzel başlayan günden geriye kalan gece hep böyle karanlık işte..günde de dünde de anlam bütünlüğü aramak manasız

arama bu yazıda da böyle kabullen bakalım

ben gibi..