25 Nisan 2008

Hayatın özeti


"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."

W. Shakespeare


Shakespeare amcamız derse doğru der.



21 Nisan 2008

Kötüyüm ben kötüyüm

Bugün yakın çevrenizi üstün oyunculuk yetenekleriniz sayenizde bir güzel kekleyip uydurduğunuz hikayeye onları inandırmanızdan bahsetmek isterim.Nedense benim için büyük bir zevk insanları işletmek.Onlar öyle kafasında soru işaretleri içinde kıvranırken, beni pis pis sırıtırken görseler nasıl üstüme saldırırlar nasıl söverler tahmin ediyorum.Gerçi alıştılar artık bütün kaprislerime, saçmalamarıma bunu da içlerine sindirecekleri gün elbet gelecektir.(bu kadar da geniş bir insanım yane)

Efem kıssadan hisse bugün dostumu kekledim bir kez daha.iLK yemedi sansam da yedi çok pis.Tavır kodum, trip attım ona ve daha aklınıza bile gelmeyecek bir sürü hikaye geçti aramızda:D Oyun hoşuma gitsede sonlandırdım mecburen.Huy bu çıkmıyor azizim napak. Seviyorum bu işi sevicem, sevdikçe keklicem yola devam:)

19 Nisan 2008

Yakaladığım kareler..


deserted..



zincirli dünya




Stairway to darkness



Türk Usülü

.

18 Nisan 2008

bayan msn mailleri 30 kişiye yolla kısmetin açılsın(!)

> Hadi Beni Anlat > Bos alanlari dolduruyorsun, bana uyacak, anlatacak sekilde ve bana geri yolluyorsun. ama ilk önce bos bir kopyasini tüm arkadaslarina gönderiyorsun, BEN dahil ;) , böylece senin için doldurulabilecekbir formlari oluyor. GERÇEKTEN, mailleri geri almak çok süper,bir çok sey ögreniyorsun. ilkönce bunu tanidigin HERKESE arkadaslarina yolla ve bak bakalim seni ne kadar iyi tanimislar. sonra maili doldur sana yollayan KISIYE GERI YOLLA.. anladindimi?? sorulari cevapla, ama hiç bir sey silme... > > ANLATT BAKAAALIIIIMMMMM :

> 1. Senin ismin:
> lem bilmion mu püüh >

2. Biz nerde tanistik?:
> Okul yollarında:D

>3.Benim ikinci bir ismim var mi?:
>:D geç bacım geç bu soruyu

> 4. Beni ne zamandir taniyorsun?:
>zaman senle çabık geçiyor azizim..:)

> 5. En son ne zaman görüstük?:
> istanbulda mekanada:)(bkz:ordu cafe)>

6. Beni ilk gördügünde ne düsündün?:
>uyuz olüodum lem sana .gıcıh şey:D

> 7. Benim yasim:
>benim kadar

> 8. Dogumgünüm:
> 3 ağustos(mu acaba:D)

> 9. Sence senin hakkinda ne düsünüyorum?:
> düşüyorsun,öyleyse varsın..

> 10. Göz rengim?:
>kahvemsi ela:D

> 11. Kardeslerim var mi?:
> acaba?:D

> 12. Beni hiç kiskandigin oldu mu?:
> kıskanırım seni beeen.dım dısk dım dısk(do minör ver ewlaaağdım):D

> 13. Seni ilk gördügümde sana söylediğim ilk seylerden birini hatirliyor musun?
> ilk zamanlara dönmesek tam süper olur.annadın sen onu:D

> 14. Benim müzik zevkim nasildir?:
> her tel çalarsın mubarek:)

> 15. Benim en iyi yanim ne?:
> benim dostum olman.herkese nasip olmaz yane yıhyıhyıh:D

> 16. Ben komik miyim?
> Olman mı gerek olmamanmı?

> 17. Ben iyi bir arkadas mi çok sevdigin biri mi yoksa sadece tanidigin biri miyim?:
> d)bir dost..:)

> 18. Evimde hayvan besliyor muyum?:
> joker hakkımı şettirmek istiorum :/

> 19. Benim için güzel bir lakap olabilseydi ne olmaliydi?:
> manyahhü

> 20. Beni aglarken gördün mü? Ne zaman ve neden?:
> ağlamaağ yar ağlama cağnım mavi yazmaa bağlamaaağ.haksızlığa uğradığında ağlarsın sen genelde(yalancı çıkarma lem beni içinden sinsi sinsi:D)

> 21. Sence benim dostluğum senin için ne kadar önemli?:
> burda belirtemeyeceğim kadar önemli.Belirtirim sana binaaale:D

17 Nisan 2008

zaman..



Who can say where the road goes,
Where the day flows, only time?
And who can say if your love grows,
As your hearth chose, only time?

Who can say why your heart sights,
As your live flies, only time?
And who can say why your heart cries
when your love lies, only time?

Who can say when the roads meet,
That love might be ,in your heart?
and who can say when the day sleeps,
and the night keeps all your heart?
Night keeps all your heart.....

Who can say if your love groves,
As your heart chose, only time?
And who can say where the road goes
Where the day flows, only time?

Who knows? Only time
Who knows? Only time ..

Belki biraz zaman lazım bize.. belki sabretmek teselli eder..

15 Nisan 2008

gel de kaçıp gidelim görünmeden sahilden


Bu ara kendimi sahillere vurasım,denizin ıslattığı kuma çıplak ayakla basasım var.Denize ürpererek girmeyi ve daha sonra suyun sıcaklığına alışmayı özledim.Kısacası suyu özledim.Eskişehir iyi hoş güzel ama ben şehire şehir demem denizi olmayınca.Arada İstanbula sırf vapur keyfi yapmak için gidesim bile geliyor.Biri beni gelip kurtarsın buralardan.

Gelde kaçıp gidelim görünmeden gece sahilden.(Hawai de kabulümüzdür vesselam:)

12 Nisan 2008

Bana bir daha söz verme!


Dün hayatımın en ilginç günlerinden biriydi. Hani aynı gün içersinde bir ruh halinden diğerine, bir yerden bir yere, bir muhabbetten bir muhabbete dalmak gibi bir şey. Sabah, çok saf ve temiz bir öğrenci güdüsüyle derse gittim. Buraya kadar her şey normal gözükebilir.Hatta yazının geri kalanı da çok anormal durmayabilir sizin için.Benim gibi tek şerit bir yaşam tarzı olan bir bünye için yeter de artar bile.

Neysem efenim.12 de biten otonomus dersimizden sonra saat 6 gibi mübarek bir saat dilimine konulmuş olan fevkaladenin fevki bir dersimizin sınavını beklemeye koyulalım dedik. İyi hoş güzel de o aradaki 6 saat nasıl geçirecektik?Acil bir komisyon topladık ve kutsal kararlar aldık. En iyisi sinemaya gitmekti.En azından 6 saatlik dilimin 2 saati burada giderdi.Evet,evet güzel fikirdi.

Üniversitemizin güzide sinema salonuna sahip Sinema Anadolu’nun önünde bulduk kendimizi. Öyle her zamanki film seçme klişeleri de yaşanmadı bu sefer. Sadece bir film vardı ve ona gidilecekti mecburen. Hem zaten ümit vaat edici gibi göründü gözümüze. Romantik bir film olurdu ağlardık, ağlardık ve sonraki üç gün de muhabbetini yapardık. Filmin adı ‘Bana Söz Ver’ di. Biletti, ön koltuktu onun bir yanıydı şunun bir önüydü gibi teknik sorunları aştıktan sonra bir heves beklemeye başladık salonun önünde. Filmin başlamasına yaklaşık 15 dakika kadar bir zaman vardı.O arada gelecek programlardaki film afişleri ilişiyordu gözümüze,çok beğendiklerimizin önünde mutlu pozlar veriyorduk anı dondurmak ya da zamanı geçirmek adına,bilmiyorum.

Afiş önünde çekilecek poz kalmadığından ve filmin başlama saati geldiğinden yavaş yavaş yerlerimizi aldık. Mutlu bir müzikle başladı film, gerisi muamma. Ağlamaya, temiz bir aşk öyküsü izlemeye şartlandırdığımız bünyemiz dumura uğramış gibiydi. Bir kere filmin sadece bir karesi romantikti. Gerisini komediyle, hayvanımsı güdülerle doldurulmuştu.Kendimizi şartlandırmamış olsaydık belki daha normal gelebilirdi izlediklerimiz.Ama alışmış, her şeyden beterdi. Zaman bol olduğu için ve yapacak bir şey olmadığı için,gönlümüz filmi ortasında bırakıp kaçmaya elvermedi.Hiç olması uyuruz yaf ortam karanlık diyerekten filmi izledik sonuna kadar, beynimiz uyuşana kadar…

Film bittiğinde saat iki buçuğu geçiyordu. Hayal kırıklarıyla dolup taşmış olan biz, film hakkında atıp tutmakla geçirdik geriye kalan zamanın bir bölümünü. Fakülteye döndük belki ortam açar falan diye.Ama hava sıcak olunca hiçbir kapalı ortamın açmadığının farkına vardık.Hadinn dondurma yiyelim bare dedik.Üç dondurmayı alıp kendimizi Anadolu’nun püfür püfür esen,bahar kokan yaylalarına bıraktık(bkz:fakültemizin arka tarafı olmakta).Dondurmaları bir şekilde bitirdik ama bizim derin muhabbetlerin,felsefi söylemlerin sonu gelir mi heç! Tabiki, hayır.O konu senin ,bu konu benim her telden söyleyecek bir şeyler bulduk. Aşkları, aşksızlığı tartıştık.Hayatın anlamsızlığından anlam çıkarmaya çalıştık bir nevi, İmkansızı başardık.Ve saat şimdi 5 e geliyordu.

Sonlara yaklaşıldığında hiç geçmeyen zaman dilimi her zamanki gibi şaşmayacaktı rotasından. İnsanoğlu sabırsız, zamansa bir o kadar inatla yavaş akmakta. Beş saati bir şekilde doldurmayı başarmış bizler (bkz:El-one,Burcu,Figen-özel istek:)son bir saate direnmekte neden bu kadar aciz kalıyorduk?Bu sorunun cevabını bilemediğim ve ifade edemediğim için boş bırakmaya yelteniyordum.Nasıl olsa alışmıştım üç yanlışın bir doğruyu götürüp başıma ne gibi işler açabileceğini.Sistem bana hep çekimser olup boş bırakmayı öğretmişti ya bildiğimizden şaşmamak makbuldü.Aman her neyseydi işte.

Ne yapsak, ne yapsak soruları eşliğinde kendimizi migros önünde bulduk.Bir sahne kurmuştu ordaki insanlık.Ellerde gitarlar bir şeyler söylüyorlar,teşekkür ediyorlar ve etrafta yavaş yavaş biriken öğrencileri belli ki gaza getirmeye çalışıyorlardı.Günün yorgunluğu üzerimize çökmüş olduğu için seriverdik kendimizi yere.Etrafa attığımız şuurdan yoksun bakışlar,fonda ne idüğü belirsiz bir şarkı, etrafta müziği duyarak gelmiş enteresan öğrenci gruplarıyla oluşturduğumuz o tablo gerçekten çok ilginçti.Bu ilginçliği şöyle bir yarım saat sürdürdükten sonra, ne çalan o müzikle ne de etrafta birikmiş kalabalıkla bir alakamızın olmadığının farkına vararak fakülteye döndük.Zaten sınav zamanı da yaklaşmıştı.Son yarım saatte ne yaptıysak yapmışızdır.Ben de hatırlayamıyorum zaten.Sonrası malum, sınav ve akabinde eve dönüş tüm tekdüzeliğiyle…

10 Nisan 2008

A.Ş.K (Aman.Şimdi.Kimse takmıyor peh)


Bu ara bir çok muhabbette adını andığım zat-ı muhterem:) Mevsimden midir bilmem bu ara hep aşk filmi izleyesim, aşk romanı okuyasım, aşk şarkılarının en ağır dozlusunu dinleyesim var.Ama düşünüyorum da bunların hepsi neyin uğruna kim uğruna?Zaten aşk, manasını çoktan yitirmiş bir kavram günümüzde.Etrafta gördüğüm aşk(ımsı)ları, serada üretilen büyük gözüken ama içi boş çıkan meyvelere benzetiyorum.Beni sorarsan hala bakınmaktayım.Belki bir gün , tamamen tesadüf eseri..

Olasılıklar ayakta tutuyor beni işte, emin olduklarım değil..
Keep on dreamin..

9 Nisan 2008

Her Artiztliğin bir bedeli ola!



Adıma zimmetli bordo oje sürücüsü istiyorum.Yetkililere burdan duyrula!

Günün özlü sözü

'Vakit nakittir,boşa harcanmasın' pıliz

7 Nisan 2008

Çocukluk..


Okuldan çıkmış, moral bozukluğu yüklenmiş, kendi kendime söylendiğim, ona buna saydığım,ne adaletsiz dünya leam dediğim, kimsenin selamını almaya vermeye halimin olmadığı, trip trip gezindiğim günlerden biri.Gözlerimi uzakta sabit bir noktaya dikmiş, hızlı adımlarla yürüyordum bütün hıncımı boylu boyunca uzanmış yollardan çıkarırcasına.O an etraftaki herkes pek bir sevimsiz pek bir riyakar geldi gözüme.Umursamıyor gibi tavır takınıyordum sanki birileri beni umursuyormuşçasına.Bu düşüncelerle huysuz amcalar gibi söylene söylene giderken ana caddeye vardığımı fark ettim.İnsanların yeşil ışığın yanmasını beklediklerini gördüm , ben de eklendim titizlikle oluşturdukları nizama.O sırada gözüm, annesinin elini sıkıca tutmuş olan, kumral saçlı, iri gözleriyle etrafında olup bitenlere anlam vermeye çalışan küçük kıza takıldı.Beklediğim yeşil ışık ,caddeler,arabalar, gürültü yok olmuştu bir anda.Gözüm kızda takılı, dalmış gitmiştim uzaklara.Kızın gözlerindeki o masumluk, dünyaya mana yüklemeye çalışan bakışları çok etkilemişti beni.Biraz önce çatık kaşlarla etrafını süzen ben, o an değişmiştim sanki.O adını bilmediğim, rüzgarın kahkullerini savurduğu küçük kız beni çocukluğuma döndürmüştü.O zamanlar ne güzel zamanlardı.

Çocukluğum..Annemlere göre beş on sene öncesi bana göre hiç bitmeyen zaman dilimi.Hayatta hiçbir kaygım yoktu o zamanlar.Çevremde çok insan yoktu.İlk annemi babamı ve mahalleden birkaç yaşıt arkadaşı tanımıştım.Sorumluluk duygusu öğretmenimizin verdiği bir sayfalık el yazısından öteye gitmiyordu.Her gün daha manalı daha coşkulu geçiyordu.Kırgınlıklar küslükler bir dahaki oyuna kadar sürüyordu.O zamanlar sek sek oynarken düşmek acıtırdı en çok canımı.Yaralar kabuk bağlayınca devam ederdim kaldığım yerden.En çok o zamanlar yakındım doğaya.Evimizin önündeki yaşlı incir ağacıydı en büyük dostum.Elimde bir avuç ay çekirdeğiyle tırmanır , her akşam, güneşin batışını onunla izlerdim.O zamanlar mahallede arkadaşlarımla oynarken öğrendiğim yeni şarkıları söylerdim, kuşların yuvalarına çekilişini izlerken.Kırmızı yanaklı sütçü teyze vardı birde.Her sabah onun sesiyle fırlardım yatağımdan.Ne zaman görse yanaklarımı sıkar, kuzularını anlatırdı bana.Korkardım o zamanlar kuzuları okşamaya ama bana ürkme derdi o.Elimden tutarak götürürdü kuzunun yanına birlikte okşardık ‘mecikleri’(kuzu).İlk güven duygusunu o öğretmişti bana
Arabalar şimdiki kadar çok değildi, insan ırkına üstün gelmiyordu.Yollar hep boştu.Yolun ortasında özgürce koştuğum, bisiklet sürdüğüm, ip atladığım zamanların sonuymuş, fark edemedim.
O ciddi hayat rolleri, arkadaşlarla hasır üstüne kurduğumuz evcilik oyunundan öteye gitmiyordu. Birimiz illaki doktor ya da illaki öğretmen oluyorduk. İşte en çok o zamanlar kavga ediyor, birbirimizin rollerini kıskanıyorduk.Gerçek dünyaya bir adım daha yaklaşıyorduk bilmeden, anlamadan.

Parklar şimdiki gibi işlevini yitirmiş değildi. Hafta sonu bütün mahalle toplanır, en güzel pasta börekler yapılır ve büyük küçük herkes parkta karşılardı birbirini.Parkta yan yana duran masalar ,komşuluk geleneğini yine sürdürür ve birbirlerine yaptıkları sıcacık pastalardan ikram ederlerdi.Anne babalar güler konuşurken, biz de arkadaşlarla birlikte olmanın tadını çıkarırdık.Susadık bahanesiyle masalara döner,yapılan böreklerden bir dilim alıp koşardık.

Çocukluk..bitti gibi.Geriye sadece aklıda kalan birkaç kare, belki birkaç fotoğraf.Çocukluğumla birlikte o zamanki dünya da eskidi.Şimdi herkes hırsları pahasına birbirini ezmekte.Oyun arkadaşları bile artık paylaşmıyorlar aynı dilimi, biri alıp kaçıyor arkasına bakmaksızın.Benim avuç kadar da olsa güzel bir dünya gördü gözlerim.Peki ya bizden sonrakiler?Asıl onlara yazık…
...............................................................
gökyüzüne merdiven
kursam çıksam yeniden
bulutlarla oynasam
güneşe dokunmadan
yağmur olsam toprağa düşsem
çocuk olsam yeniden...

6 Nisan 2008

kes lem


E: Ya kızım takma bu kadar ya herkes sevgili yapmış olabilir bisene
X: Öle deme yaf insan kafasına takıyor
E:Bak dinlediğim şarkıda(Natasha Bedingfield-Single) ' No I don't need another half to make me whole ' diyor demek kadın öyle mutlu.
X:Yarım olduğunu kabul ediyor ama(!)
E:Hönkk(tamam sustum)

5 Nisan 2008

Bir bahar gününden kalanlar..


bir bahar akşamı rastladım size
sevinçli bir telaş içindeydiniz
derinden bakınca gözlerinize
neden başınızı öne eğdiniz

içimde uyanan eski bir arzu
dedi ki yıllardır aradığım bu
şimdi soruyorum büküp boynumu
daha önceleri neredeydiniz

4 Nisan 2008

(anı yakalamak..)


Hayatın her rengi içimde
Gökkuşağıyım ben...