14 Şubat 2017

Mazoşizm

Acı yemek bundan değil mi?? Evet, hepimiz mazoşitiz
heycanla şevkle başladığımız şeylerin bir süre sonra rutine bağlaması çok can sıkıcı bir şey..artık yemek, içmek gibi bir şey oluveriyor gözümde..hevesim kaçıyor,

17 Ocak 2016

nere gitti bu pinkzorro

geldim geldim...ama merak eden varsa elbet?

4 Nisan 2012

neler oluyor hayatta

 ben geldim..biliyorum ki artık beni takmıyorsun, geliş gidişlerim çok da umrunda olmuyor eminim ya, neyse..baksana han'ımıza uğrayan bir yolcu bile yok artık..eskiden ortak olanlar olurdu hislere, iki üç kelam edip geçenler olurdu..artık o da yok? ne varki zaten, ben de bilmiyorum..
yine iş yığınları içinde, bahar soğuk algınlığı ve de kalp dargınlığı içinde bir adet ben yaşam mücadelesi vermekteyim..elimde yaklaşık 180e yakın okunmayı bekleyen sınav kağıtları ve bi o kadar da hazırlamam icap eden sınavlar mevcut..bana sorsan ne yapıyorsun madem diye, elimdeki hastalığı dindirmesini umut ettiğim nane limon-ki bence kafa yapma olasılığı daha yüksek-, fonda adele denen ingiliz hatunla ordan oraya sayfalar arası akış gösterip herhangi bir ilham perisinin varlığını hissetmeye çalışıyorum..zaten bu uyuz hastalık yüzünden uyku düzenim de bozulmuş durumda..baharın o parçalı bulutlu halleri de üzerimde, tam muhattap alınacak durumdayım! yani anlayacağın..
o değil de adele dinlediğim zamanlarda yazdığı sözlere kulak astığımda o şarkı sözü yazıyorsa bu ilhamla ben de bir roman yazabilirim herhalde diye aklımdan geçiriyorum..özellikle dengesiz bir adamla-benim dengede usta olduğumu da gözden kaçırmamak lazım- aynı ortamı havayı- ya da o her ne ise- paylaştığım şu zamanlarda ciddi güzel eserler verebileceğimi ummaktayım..ama ben her zamanki gibi en kolay yol olan 'hiçbirşey' yapmamayı tercih ediyorum..tıpkı şu anda soru hazırlıyor olmam gerekirken saati saatinden uzak olan herifin birinden bahsediyor olmam gibi..
belgisiz zamirler, sıfatlar ya da katagorisi her ne ise yoruyor beni..halihazırda sıkılgan olan bünyeme hastalık hali, kafa yapan antibiyotikler ve belgisiz zamirler-kim koymuşsa bu ismi- de eklenince daha görülmeye değer bir portre çiziyorum..gel gör beni bu hal neyledi..
not: ey bu hanın yolunu kaybetmiş yolcusu, ordamısınız laa?

23 Mart 2012

günün kırıntısı

'hikayenizi duymak istemiyorum' demeyi ne kadar isterdim sevgili blog..içimde birşeyler koparken ayrılmazcasına kendi öyküleriyle oyalamasınlar beni, söyle onlara ben diyemedim.

4 Mart 2012

erkek milleti

hayatta en nefret ettiğim olay genellemeler..ama bazı durumlar insanda istem dışı küsüratları yuvarlama durumu yaratabiliyor..özellikle de söz konusu 'erkekler ve ilişkiler' olunca..

ben bunları çözemiyorum blog, birini severim salak gibi gider başka biriyle evlenir 7-8 ay sonra...sonra yine birileri ilgi gösterir canım sevmek istemez sonra alışır severim, bakarım o da birini sevmiş 7-8 ay önce..ben bu 7-8 ay işini ciddi cidden çözemedim..erkeklerin birini unutma aralığı bu kadar kısa mı..ya da hayatlarına yeni birini dahil etmek bu durumun dışında mı kalyor...peki hayata yeni dahil edilen ya da edilmek üzere olan insana verilecek bir açıklama çok mudur acaba..yahu ne açıklaması geçen geçmiş kalan sağlar bizimdir seslerinizi duyar gibi oluyorum..elbet geçmişte takılıp kalmak en gereksiz saplantı fakat yeni birşeye başlamak cidden eskiyi 'unuttuğun' için mi yoksa eskiyi 'unutmak' için mi yapılıyor anlayan şöyle buyursun...

herşey bir yana bir de çok çakallar bunlar..o ne laf cambazlığı, tereyağından kıl çekercesine karşıdakine ulaşma çabası..böyle bir sütten çıkma ak kaşık halleri..yok arkadaş yok ne yapsan hakediyor bunlar..

erkek milleti işte.

21 Kasım 2011

zamanı gelmiş olmalı

ahh blogum, benim bahtsız yavrum seni buralarda kör topal yetim bıraktım..neden diye soracak olsan şu bu vs. vs. gibi bahaneler dizisini sunmak istemem sana..içimden gelmiyor bazen yazmak çizmek..konuşmaktansa sükutu daha iletişimci bulduğum o zamanlardan birindeydim işte...insanları derin bir inceleme sürecine almış bulunmaktayım pusudan süzüyorum hepsini...e bu da doğal olarak kalemin ucuna biraz o pusdan bulaştırıyor öyle ya da böyle.


madem dönmeye karar verdim, ısınma hareketi kabul edelim bu yazıyı da o vakit..günler haftaları kovalamadan görüşmek dileğiyle..


saygı ve hürmet müeseseden sizlere ikram:)

3 Ağustos 2011

yine ben.

selam blog. uzun süreden sonra bir göz atayım da hatırın kalmasın istedim. sözü de uzatmak istemem galiba bu gidişle blog yazarlığına son vereceğim. Çünkü yazacak kayda değer birşeyler bulamıyorum dahası hayatıma değecek kayda değer olaylarla sarılı değilim. mezun oldum iş güç peşindeyim kpssydi atanmaydı atanamamaydı bilmem ne. artık yazasım gelmiyor çünkü kendimi tam anlamıyla yansıtamıyorum yazılarımda. blog benim değil sanki etrafımda bir sürü tanıdık gözle çevirilmişim mahsur kalmışım hissi veriyor. hala boş bir çerceveyim ve artık dolup dolmamak arası düşüncelerim de yok öyle kabullendim hallerimi. öyle masa üstünde unutulmuş ve fotoğrafla bezenmek için çaba dahi gösterilmeyen eskitme görünümlü yeni boş bir çerçeve işte..ne çıkarmak istiyorsan bu tahlillerden çıkar..keyif senin

şu ana kadar gözlemlediklerimden ve yaşadıklarımdan çıkardığım sonuç dünyanın adalet terazisinin çarpıklığını yüzüme yüzüme vurmaktan ileri gidemedi.bunun sebebi belkide benim tembelliğim ya da negatifi kendime daha yakın bulmamdan kaynaklı da olabilir. neyse ne önemi var. konuş konuş sonra aptal aptal somurt ve izle

çok yararsız..belki yaralı bir şeyler bulduğumda geri dönerim biryerlrde kendime ve bloga..bu yazdıklarımdan bitkisel yaşantı içersinde olduğumu falan da düşünmeyin..benim bloga yansıyan yüzüm dışardakinden hep farklı olmuştur..içim sıkıldıkça dışarı açarım kendimi..yine öyle yapacağım istanbulu eskisi kadar sevmesem de..

haydi ben kaçar, kendimi bulup döneceğim üç vakte(...) kadar. siz kendinize kalın, aman!

7 Temmuz 2011

Yaşıyorum len

en azından.

21 Haziran 2011

hayat garip

birini tanırsın sanırsın ama yolda yüz yüze geldiğinde bilmezsin ya aslında..

işte böyle bir şey hayat :)