27 Mart 2009

Mektub

Bir mektup dedi son görüşmemizde..herşeyi anlatacağın, saçlarından sonra dokuncağım son şey olacaktı sana ait..daha fazla konuşmamızın anlamı yitik..sadece yaz bana..senden son isteğim bu olacak..hissederek duyumsayarak dudaklarından dökülemeyenleri, kalbinden taşıp gitmiş olan her sözü yaz bana..ve şimdi..şimdi elveda..mektubunu bekleyeceğim

dedi giderken...

elimde simsiyah mürekebi bulaşmış bir kalem, önümde hasret sarısı nostaljik bir kağıt parçası..ne yazmalıydım ona..söyleyemediklerimi söylemek ne kadar işe yarayacaktı bu saatten sonra...aslında ona ait hiç bir şey yazmak istemiyordum..hayatımın ona ait kısmı siste bir görünüp bir kaybolan dağ gibiydi..söküp atamıyordum..ayazda üşümüş ellerimi hissettiğim gibi hissediyordum onu..biraz acılı biraz savunmasız..neyse dedim sonra..hayalimdeki onu yazmalıydım ben..ne karşımdaki o, ne tanıdığım o..hiçbirine yer vermemeliydim bu son satırlarda..son söz yığınlarımda..onun hakkındaki en güzel varlığım hayallerimdi çünkü..artık başlamalıydım..madem senle başladı herşey senle devam etmeliydi..bu yüzden hitabım 'sen' olcaktın imzam sen..

Sen ,

sonbaharımdaki gökkuşağıydın; yağan yağmurun ardından beliren, hayatıma kısa süreliğine renk katan ve öylece çekip giden...biliyordum bu reddeştikteki sebep aklında olmamam değil ardından bırakacağın hüzün kırıntılarını göremeyişindendi...içimize dokunan acıydı tek paylaştığımız.uzun ve sessizdi ikimizin de yolu...ilerliyorduk usulca...tanımıyorduk belki birbirimizi..tanıyamamıştık bu hırçın fırtınalarda...gözlerimizi kapattığımıda hissettiğimiz yalnızlıktı yollarımızı birleştiren...kader dedi kimisi..bazısı kara yazgı.biz hangisini yükleyecektik bu yüklerin çaresizce çöken omuzlarımıza...sen yüklenmemeyi tercih ettin..öyle olsun

gözlerine ilk baktığım o gün...ne kadar uzak geliyor şimdi...bildiğim tanıdığım bakışlar değildi beni süzen...bir zamanlar içimi titreten şimdiyse buruk hüzün bırakan...sen o sen değildin sanki..bilmiyorum..en korktuğum şeydi bilememek zaten.. sen çok iyi bilirsin ya da bilmek istemezsin..zaten bilmek için hiç çabalamadınki..
son satırlar bunlar..'sen' le ilgili son şeyi bırak bana dedin..peki dedim..her zamanki gibi hayır diyecek gücü hissetmedim kendimde..ama gerçekten bir son olabilecek mi acaba şu yazdıklarım...mektubu her okuyuşunda kalbindeki hisler dayanmayacakmı kapına..uzaklara dalmayacakmı benden sonra yetim kalan gözlerin..kendini kandırmana sonsuz müsade benden...ben bu sözü veremem..zaten hiç cesaret edememki..

Aslında sen gitsen hayalin bırakmaz beni..sen kalsan hayalinin peşinde olurum yine...hayata benim gözümden bakmadın ki hiç..madem içimden ne geliyorsa yazmalıyım işte söylüyorum : ben seni aslında hiç sevmedim...sadece aşkı hissettim sende..verdiği heycanı tattım her damlasında..sense içimdeki oyunun bir figuranı oldun sadece..dürüstlük buysa..ben de buyum o zaman..tanımamışsın değil mi, mühim değil..

bütün bunları okuduktan sonra şaşırma lütfen..sıcacık bir kahve yap kendine dışarda camına vuran damlaların sesine kaptır kendini..gerisi gerçekten mühim değil..sevdiğimiz müzikleri de dinleme sık sık..anılarına ilmek ilmek işleyen her melodiden sakın kendini...arada canın sıkıldığında kulak ver zamana ve doğumgününde sana aldığım, bitirmeye sabredemeyip yarıda bıraktığın kitabı al eline..kaybettiğin manaları bulmaya çalış onda...gülümse kendine her satırda..her zamanki çocuk masumluğunda..

oku bunları ya da okumayıp sakla sadece..bu artık sana son armağanım..cevap da yazma bana...bundan sonraki satırlar inancımı daha da azlatır aşka dair..sukunet hakkını kullan her zamanki gibi..sessiz sedasız bit benim için...geride kalan tek izin kalbimdeki yerin olsun..

imza

'Sen'

Hiç yorum yok: