27 Ocak 2011

istanblue



Bir kaç gün sonra sana geliyorum İstanbul..sen farkında bile olmazsın geldiğimin..şikayetlerimi de duymazsın tıkarsın kulaklarını hemen, hoş verebildiğin en acı tepki sessiz ve tepkisiz kalman değilmi zaten..öyle bir sessizlik ki çığlık çığlığa..sokaktan geçen insanların yüzlerine, bakışlarına gizlenmiş bir sessizlik..seni onlara şikayet etmek istesem inanmazlar sanki..ya da umursamazlar sağırlar onlar bana..belkide bende anlatmak istemem cayarım bir süre sonra yüreğimde fısıldadığım veryansınlarımdan

Zaten kışın pek bir çekilmez oluyorsun biliyormusun...asık suratlı, kirli sakallı, asabi, hayatla bağını koparmış adamlara benzetiyorum seni böyle zamanlarda..hele ki gökyüzünün kurşunisi gözlerini buhran karasına boyamıyor mu, daha çok korkuyorum varlığından...korkunun sebebi bana verebileceğin bir zarardan değil de kendi kendini tüketmenden kaynaklanıyor çoğu zaman..halbuki yazlar ne güzel seninle, ne kadar güven verici ve sarmalayıcı

Yine de seni anlattığımdan ötürü yüz bulma hemen..uzaklarda olunca sana duyulan hasret,sevgi sınırlarına ayak bastığım anda şiddetle bir şikayete, öfkeye dönüşecek nasılsa biliyorum, biliyorsun..

ama sen yine de sözlerime kulak as..soğuk tavırlarını, çamurlu yollarını sunma bana..gözümüzü kamaştıran güneşli bir havada , boğazda martılara simit atılacak vakitlerde çağır beni..Hey İstanbul duyuyormusun??

2 yorum:

Profösör dedi ki...

Duyuyoruz seni duyuyoruz. Kadıköy vapuru ve martılar seni ve simit atışını bekliyorlar.

Adsız dedi ki...

geliyorum madem :))