Madem işim gücüm yok dedim bari şu bitirdiğim kitabı bir analiz edeyim.Kitabın adı Katibim.Dışarı çıktığım bir gün öyle rastgele bulmuştum.İsimi size tabiki yabancı gelmeyecektir.Çünkü aynı isimle bir İstanbul türkümüz mevcuttur.İlkokulda okuma bayramlarının vazgeçilmezidir adeta.Kızların elinde süslü şemsiyeler,küçük beylerin başında fesler üüüüsküdaraa gider ikeen aldı da bir yağmur eşliğinde çeşitli neşeli figürler sergilenir.Okuduğum kitap da dillere pelesenk olan bu eğlenceli türkünün gerçek hikayesini anlatmakta(kitabın başında kişiler ve olaylar gerçektir diye yazıyor onun yalancısıyım) .Efenim baş kahramanlar tabiki Semih isimli katip ve Nazikeda isimli bir İstanbul soylusu.Semih Bey Üsküdar halkınca günümüz diliyle mühitin cillobu :D olarak nitelendirilen kara kaşlı kara gözlü boylu poslu bir beydir.Bu bey Gülfidan isimli bir hatunceğizle evlidir ve hatta bir tane de çocuğu vardır.Giyimiyle efendililiği ve güzelliğiyle herkesin dilinde olan bu adamın kötü huyuysa çapkınlığıdır.Üsküdar da gönlünü çalmadığı kadın yoktur.Şimdi diceksiniz ki anaaaam bu adam hani evliydi vay deyyus vay vs !Ama yıl 1800 ler.. yani bir kaç hatunlu haremlerin gayet normal karşılandığı zamanlar..Haliyle Gülfidan hanım da ses etmiyor kocasının çapkınlıklarına,mahallelinin dedikodusuna.Ossun diyor,ben beyime güvenirim hem o erkektir istediğini yapar, yeter ki beni ve kızımı ihmal etmesin!(amma da geniş gönüllü insanlarmış hea).Semih bey kısaca böyle bir şahsiyet işte.Geldik Nazikeda hanımefendiye.Bu hatun 30 lu yaşlarında,başından iki evlilik geçmiş olan bir şahsiyettir.Birinci evliliğini babasını kırmamak için,ikinci evliliğini de annesini üzmemek için yapmıştır.(bu da acaip bir olgu he bi kere de kardeşi için evlenseymiş yazık hakkı kalmasın :D)Birinci kocası yaşlı başı herifin tekiymiş ama çok zenginmiş.Tabi allahın rahmetine kavuşunca bütün mal mülk hanlar hamamlar Nazikeda ya kalmıştır.İkinci kocası da öbür dünyayı boylamıştır.Genç ve güzel bir kadındır kendileri.Böyle bele kadar inen kumral saçlarmış efenim ne söliyim şöyle gür kirpikli mavi gözlü vs.Tabi onun da peşini bırakmıyor istanbul efendileri.Hem zengin,hem güzel bir kadını kim yalnız bırakır ki? Dimi yaff.Ne kadar teklifler gelse,ne kadar maniler dolu aşk mektupları(valla en çok bunları sevdim okurken nasıl güzel süslü cümleler aman yarap) alsa da kimsede gönlü yoktur.Zaten iki evliliğini hiç sevmediği adamlarla yapmıştır ve artık usanmıştır bu durumdan.Aşk lazım azizim aşk diye kendini harap etmiştir .Bir gün rüyasında güzel sesli bir adamın güzelce türkü yaktığını duyar(hayır katibim değil bu türkü).Sabah kalktığında çok etkilenir bu rüyadan.AAAAh ah der.Keşke rüyamdaki o adamı bulabilsem.Yüzünü görmedim ama o sesi beni kalbimden vurdu der.Aama neeerdee.Sadece bir rüyaydı bu diye kendini kahreder , hüzün dolar taşar.
Günün birinde güneşli bir havada canı sıkılır ve deniz kenarında kayıklarla gezi yapmaya karar verir.Tabiki tek başına gidemeyeceği için kayığı erkek yönetiminde 3-4 kişi daha doldurur.Bunlardan biri hizmetlisi Zülfikar,öbürü lalası Lüsiyen(aynen de böyle yazıyordu) ve teyzesi bilmem kim hanım.Şöyle salına salına giden kayıkta etrafını seyretmekte iken,birden rüyasında duuyduğu sesin aynısını duyar.Teyzesine bu sesin kimden geldiğini sorar.Teyzesi ona yanlarından geçmekte olan kayığı işaret eder.Tam o anda Nazikeda kayığın içindeki boylu poslu kara kaç göz olan Katibi görür ve hikaye ahanda böyle başlar.
Olayların bundan sonraki seyrini tahmin edebilirsiniz muhtemelen.Dul bir kadın ve evli bir adamın gayrimeşru aşkları.Şimdiki gibi zıvanadan çıkmış ilişkiler gibi değil elbet.O kadar mesafeli ve saygılı bakıyorlar bu olaya hayran kaldım.Bir çok engelle karşılaşıyorlar haliyle.Dedikodular çıkarıyor insanlar daha neler neler.O kadar şeye katlanıyorlarsa da kötü bitiyor hikayenin sonu ve Katibim türküsü doğuyor.(Neler olduğunu anlatmayacağım işte baane baane :D )Bu türkü her ne kadar içimizde oynama hisleri uyandırıyorsa da çok acılı bir aşkın nağmelerini taşıyor aslında.Artık her duyduğumda aklıma bu hüzünlü hikaye gelecek ve oynama hislerim körelecek malesef.
Semih in Nazikeda ya yazdığı mektuplardan birini paylaşayım bari :)
''Meleklerin meleği,
Bu bir kadına yazdığım ilk mektuptur.
Bunu öğrenmek veya duymak sizin için güç olmayacaktır.
Aşk bir defa doğar.
Onu yaşatmak sizin elinizdedir.
Semih..''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder