oturdum pc nin başına eskileri yad ettim..james blunt dinledim mesela..lisedeyken cam kenarında, okulun yeşilliklerinin en güzel göründüğü yerde oturup takardım kulaklığı, dalardım uzaklara şarkılarıyla..zaten ingiliz aksanı olması yetiyordu benim için..goodbye my lover, goodbye my friend derdi mesela..you're beautiful, no bravery derdi,fonda parmaklardan usul usul kayan piyano tuşları eşliğinde..bugün dinlediğimde yine aynı duyguları uyandırdığını gördüm, şarkılar böylesine garip senelerce aynı hissi taşıyıp yerleştiriyor insanın kalbine..Şimdilerde sesi soluğu çıkmıyor adamın, napıyorki acep
How I wish I could walk through the doors of my mind;
Hold memory close at hand,
Help me understand the years.
How I wish I could choose between Heaven and Hell.
How I wish I would save my soul.
I'm so cold from fear.
..
sonra bir de ville valo vardı Hım grubunun solisti-ki hala mevcut-..saçlar uzun ve kumraldı,yüze çizgiler düşmemişti şimdiki gibi..yeşil gözlü, beyaz tenli, siyahlı hoş bir adam dumanlar içinde şarkılar söylüyordu..bende de malum uzun saçlı renkli gözlü adam sevdası hakimdi o vait( gerçi uzun saç hala vazgeçilmezim ama çok uzun olmamak şartıyla he bir de dalgalı -tamam oldu-:P) ..şarkılarındaki sözcüklerin çoğunu anlayamazdım, malum finliler ingilizceyi anadilleri kadar iyi konuşuyorlar..sayesinde bir sürü kelime öğrenip, bir sürü karmaşık ingilizce yapıyı çözmüşlüğüm var...her ne kadar yaşla birlikte müzik zevkleri değişse de, arada bakarım bir zamanlar oluşturduğum him arşivine..hey gidi günler bee

bu da en sevdiğim performansı..
2 yorum:
sevgili mor yağmur. yazdığın bir yorum blogger'ın azizliğine uğradı. benden kaynaklanan bir durum değil. bilgin olsun.
evet bu ara bir problem var bloggerda..
önemli değil ayrıca sevgili piktobet..
Yorum Gönder