Her zaman nostaljiye dair güzel düşünceler beslemişimdir. Nedense içinde bulunduğum zaman dilimi o eskilerin verdiği hazzı bir türlü verememekte. Buna örnek teşkil eden birçok şey vardır elbet. Kimi eski modayı savunur, kimi eski gelenekleri, kimi eski kadınları kimi ise eski jönleri. Hepsinin ortak yönü muhtemelen bir sonraki kuşaklar tarafından imrenerek hatırlanmasıdır. Bazı insanlar milenyumun getirdiği birçok şeyi geçmişteki en ufak bir şeye bile değişmeyeceğini öne sürebilirler ama asıl gerçek şu ki geçmişteki çoğu şeyi kaybeden biz şu anda istesek bile geri getiremeyeceğimiz bir çok şeyi hasretle anıyoruz. Bu yüzden eski filmleri daha heyecanla izliyor, klasikleri daha büyük bir zevkle okuyoruz. Belki onların teknikleri şimdiki kadar gelişmiş değil, belki filmler hep aynı sonla bitiyor ya da romanlarda aşina olduğumuz konular ve farklı karakterlerle önümüze değişik kitaplar biçiminde sunuluyor; inanınki hiç biri nostalji hayranı için bu kadar önemli değil.(en azından benim umurumda değil).Aksini savunanlar elbet olacaktır ancak nostaljiyi bir çeşit romantizm saçmalığı olarak görenler ilk önce benimsedikleri 2000 li yaşam tarzından ne kadar memnun olduklarını ispatlasınlar. Bazı değerleri kendi içlerinde kurcaladıktan sonra geçmişe özlemin bir kez daha duyulacağı su götürmez bir gerçektir.Çünkü sanayi devriminden bu yana gelen ve 2000 lerde iyice hissizleşen bu yaşam stilinin bizlere çok şey getirip daha fazlasını götürdüğü aşikardır.
bunlar da eskilerden : clark gable & grace kelly ne asilllermiş yaf

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder