Gün ışıkları odanın her tarafını sarmış ve sonunda göz kapaklarına çarpmıştı sabahın habericisi olarak..Kaç saattir böylesine uzanıyordu yerde acaba..Kaskatı kesmişti her yeri.. Boynunda hafif bir sızı..Geçen geceye dair hiçbir şey hatırlamıyor gibiydi.Elini alnına dokundurdu ve hafifçe ovaladı üstündeki ağırlık geçer ümidiyle..Fakat belliydi ki böyle hemen geçecek bir şey değildi bu. Sıcak bir duşun iyi geleceğine kanaat verdi.Yavaşça yerinden doğruldu.. Kapıya doğru yanaştığında duvar saatiyle göz göze geldi..Saat sekiz buçuğu gösteriyordu…Suratına bir avuç kar yemişçesine o mayışık halinden bir anda sıyrılarak sıçradı..Aman allahımm toplantım 9 daydı..Nasıl yetişiceğim şimdi..yarım saat trafik var, nasıl hazırlanacağım of off diye koşarak odasına gittiği gibi gardrobunu açtı..Telaştan ne yapacağını bilemiyordu..Kararsız bir şekilde bakındı dolaptaki kıyafetlere...Çoğu ya ütüsüz ya uyumsuzdu..Gözüne bir şey kestiremedi..Neyse artık ne yapalım süslenmeye vakit ayırarak patrondan azar işitmeyi hiç istemiyorum dedi ve üstüne alalede bir şeyler çekerek çantasına da gerekli evrakları tıkıştırarak kendini dışarı attı..Bugün aksiliklere uyanmıştı sanki gözleri..Her zaman bindiği otobüsü de kaçırmıştı..Yeniden gelmesi en az yarım saati bulurdu..En iyisi daha fazla oyalanmadan bir taksiye atlamaktı...Caddenin başına varana kadar adımlarını hızlandırdı fakat yine de eski temposunda yürüyemiyordu..Malum her yer ya çamur ya karla kaplıydı…Bata çıka caddenin ortasına kadar ilerledi..Nefesi kesilmişti nerdeyse..Ne zor işte böyle havalarda düz yolda yürüyebilmek diye içinden geçirdi…Tam o anda taksinin biri perişanlığını görüp yanaşmıştı yürüdüğü tarafa doğru…Taksiye kurtarıcısı gözüyle baktı ve can havliyle kendini arabaya attı…Hiçbir şey söylemeden bir of çekti..Derince iç geçirdiğini gören taksicinin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme yerleşmişti…Sanki sabahtan beri olanlara şahit olmuşçasına bakıyordu ona…Anlamıştı bütün başından geçenleri..O da aynı belirsiz gülümsemeyle karşılık verdi ve gideceği istikameti de söyledikten sonra huzurlu bir şekilde sırtını koltuğa yasladı…Bu saatten sonra yapabileceği en mantıklı şey, trafiğin hızlı akmasını dilemek ve kendini taksicinin cambazlığına bırakmaktı…
Yolculuk yaparken en sevdiği şey dışarıda süzülen silüetleri izlemekti..İnsanlar, arabalar, denizde salınan gemiler hayat misali hızlıca akıp gidiyordu gözlerinden…Kendi de böyle yaşamıyormuydu sanki…Hayatı silüetten ibaretti..Hergün gördüğü bu yüzler, gülüşler, tokalaşmalar, hızlıca işe gidip gelmeler ve yine yoldan geçmekte olan çehresiz insanlar…Sürekli aynı döngü içinde bir ileri bir geri gidiyordu…Tıpkı ilkokulda çözdüğü problemler gibi biri doldurdukça biri boşaltıyordu havuzunu…Eskilerin dediği gibi bu böyle gelmiş böyle geçerdi…Eskilerin dediği şu anda geçerli olduğuna göre kimse çare bulamamıştı bu gidişata..Benden de bulmamı beklemiyor kimse zaten diye dudak büktü…Aynadan müşterinin sıkılmış yüz ifadesini sezen taksici, radyonun düğmesine bastı…Her taksiden duymaya alışık olduğu alaturka bir şarkı başlayıverdi tam o anda..Sözleri gibi müziği de alaturka olan ve insanı illa bir tarafından yakalayıp vuran tarzda bir şarkıydı bu...Şarkıyı dinlememe gibi bir lüksü olmadığı için kafasını nefesinden buharlaşmış cama doğru çevirdi..Şimdi her şeyi buğulu görüyordu..Buğu lafı dün geceyi çağrıştırdı ona..Dün gece..tabi ya.. telaşla unutuverdiği daha doğrusu unutmak istediği o ana geri döndü şimdi…Sahlebini içtikten sonra uyuyakalmıştı oturduğu yerde..Yoksa uyumuyormuydu..Telefonu çalmıştı sanki..O aramıştı..Yok yok telefon falan çalmamıştı..Bunlar muhtemelen daldığı uykunun içinde yaşanmış ve bitmişti..Tamamen bilinçaltının bir oyunuydu ona…Peki ya gerçekse ? Ya gerçekten aramışsa? Arar mıydı ki o bunca zaman sonra…aramazdı tabi ya..Hem niye arasındı ki..Bu sadece bilinçaltının bir oyunuydu..Evet evet öyleydi..O aramazdı artık..
Kendi içinde düştüğü ikilemlerden ve radyoda çalan acılı müziğe kapılıp gitmekten yetişmek zorunda olduğu toplantıyı unutmuştu…Saatine baktı..On dakikası kalmıştı..Varmasına da pek bir şey yoktu zaten..Yetişmiş sayılırdı..İçi rahattı şimdi..Taksiciye sağa çekmesini söyledi..Ücreti ödediğinde taksicinin yüzünde yine o belli belirsiz gülümseme belirmişti..İyi günler hanımefendi dedikten sonra gaza basarak anında ortadan kayboldu..Bu olay şaşırtmıştı pnu haliyle…Az önce burada olan adam sanki kuş olup uçmuştu bunca trafikte..Onlar da hızlı yaşamın hızlı insanları ve akıp giden silüetleri.. Naparsın işte dedi ve şirketin asansörüne binerek toplantının yapılacağı kata geldi..
İş arkadaşlarıyla kısa bir günaydınlaşma töreninden sonra gerekli belgeleri toparlamak üzere Eylül’ün yanına gitti..Eylül şirkette en sevdiği arkadaşıydı..Çok bir şey paylaşmışlıkları yoktu iş güç dışında..Yine de ona karşı tarif edemediği bir yakınlık besliyordu..Bazı insanlarla çok zaman geçirilmese bile varlıkları acaip huzur verirdi..O da böyle bir insandı işte..Ufak tefek ince yapılı bir kızdı..İşleri her zaman titizlikle yerine getirir, disiplinden ödün vermeden çalışırdı…Ondaki bu azmi görüp her seferinde kendinden utanırdı..Hiç bir zaman onun kadar istekli olamamıştı…
Eylül onun geldiğini gördüğünde büyük bir heycanla elindekileri almak üzere yaklaştı..Nerde kaldın sen bu kadar gecikmezdin dedi..Üstüne giydiği uyumsuz elbiseyi göz ucuyla süzerek hayırdır bir problem mi var Nisan dedi..Yok yok hiçbir problem yok…Saat çalmadı da ben de alelacele geldim işte..Merak etme bir problem yok diyerek yalancı bir gülümsemeyle baktı Eylülün suratına…Her ne kadar bu cevap Eylül ü tatmin etmemiş olsa da o da kafasını hafifçe sallayarak Nisan a teminat verdi..
Toplantı boyunca aklı işten çok her şeyle ilgileniyordu..Özellikle bu anlarda patronuyla gözgöze gelmekten kaçınıyordu..Sanki her şeyi öğrenecek ve açığa vuracakmış hissi uyanıyordu içinde…Kendini işe bir türlü veremiyordu..Eline tutuşturulan kağıtları gözden geçirdikten sonra imzalıyor ve elindeki kalemi umursamaz bir şekilde sağa sola sallıyordu..İki saat boyunca aynı tavırları takındı..Arasıra gözleri uzaklara dalıyor, birisi bir konuda fikir danışınca kafasıyla onaylamaktan başka tepki vermiyordu..Bu tavırları patronun gözünden kaçmamıştı..Toplantıdan sonra onu yanına çağırdı..Nisan’ın gözleri bahar yağmuru gibi damla damla olmuştu..Patronun yanına gitmeden tuvalete doğru koştu..Onu kesin kovacaktı..Başka ne diye çağıracaktı ki yanına..Al işte uğursuz başlayan günün aynı uğursuzluktaki sonuna doğru ile ilerliyordu..Aynaya baktı gözlerini hafif el hareketleriyle temizledi..Patronun odasına doğru ilerlediğinde içinde tarif edilemez korku hakimdi..İlk onu kaybetmişti..ve şimdi..ve şimdi sıra işindemiydi ? Gözlerini kapadı ve isteksizce odanın kapısını tıklattı..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder