kırık bir vücut, yanıp yaşaran gözler(tamamen gripten) ve yıpranmış bir ruh haliyle hala hayatta neyin daha önemli olduğunu anlamaya çalışıyorum..birşeye karar kılsam öbürünün yokluğu acıtıyor beni..bir diğer amaca yönelsem vicdan azabı vuku buluyor..iki ya da üç kaç parçaya bölünmüşse hayat bir araya getiremiyorum her parçayı işte..ya biri karmaşaya gizlemiş bulunmuyor da yanlış yere yerleştirilmeye çalışılıyor.. kağıt, kalem kitap dolu masama saçılmış yapboz parçaları gibi hedefler, hayaller, beklentiler vs..bazen bu kadar da iyimser olmuyorum (ki iyimserlik denebilirse buna)..ya saçılan o parçalardan biri çalınmışsa ya da çoktan kaybetmişsem diyorum..bir daha nereden bulacağım ki onu? diğer parçalar tastamam bile olsa onun yokluğu hep sırıtacak ortada bir yerde ya da kenarında köşesinde..ya da en kötü ihtimalle tamamlanması istenmiyordur hayatım belki bizi titreten bir güç tarafından
dediğim gibi kendime bir 'hayat' budur tanımı oluşturabilmiş değilim..diğer insanların ne derecede 0luşturduklarını ya da oluşturmakla yetinilip yetinilmediği konusunda da fikir sahibi değilim..tek rahatsız olduğum şey bir eksikliğin peşinde koşup elimde olanları da yitirmek..tanımlayamadığım, ismini cismini bilmediğim birşeyler uğruna kendimi de üzmek, sıkmak istemiyorum..çıkış yolunun ya da gizlenmiş parçanın zamanın kulağına fısıldanarak bana ulaşmasını istiyorum..ve soyut havada uçuşan bir benlikten ziyade somut şeylerle yetinmeyi bilen bir ben istiyorum
ve ona şuna buna takılmayan, onlar üstüne kafa yormayan huzur dolu bir zihin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder