6 Aralık 2008

Beyaz Gökyüzünün Siyah Yıldızları*

geçenlerde yazmış olduğum bir yazı...

04.12.0_

Kalabalık bir öğle sonrası..Zaman aralığı dört geçe.Birçok ses yankılanıyordu cafe nin duvarlarında.İnsanlar sıra sıra dizili.Kimi kaybolmuşlukların anısından bahsederken kimi de kayıtsıca kendi sessizliğine gömülmüştü.Bir tanesiyse bu kalabalığın içindeki tek yalnızlıktı. Her zamanki gibi cafe nin cama bakan köşesine sığınmıştı limana yanaşan gemiler misali. Gözlerini kışın yarattığı karamsar, gri gökyüzünde gezdiriyordu. İçinde anlam veremediği karışık duygular hâkimdi. Sessiz sakin yapısının aksine içinde bir şeyler sürekli olarak onu rahatsız ediyor ve çığlık çığlığa bağırma hissi uyandırıyordu. Çok uğraşmıştı bu durumu görmezden gelmek için. Sürekli olarak diğer masalardaki insanlarda gezdiriyordu gözlerini. Bazense masasındaki üçüncü sayfası içilen çaylardan sararıp büzüşmüş olan gazeteyi süzüyordu. Fakat içindeki o ses, söküp atamadığı bu yük ne yaparsa yapsın silinemiyordu kalbinden. Çabalar, emekler fiyaskodan öteye geçemiyordu. Gücünün giderek tükenmeye başladığını hissetti. Değiştiremediği bu kara yazı onu gün geçtikçe parçalara bölüyordu. İlk zamanlar kalbi kaskatı kesmişti. Eskiden neşeyle duygu saçan bu kalp artık hissizleşmiş, taşlaşmıştı ve tek bir darbeyle un ufak olacağı günü bekliyordu umarsızca.

Çevresindeki olaylara verebildiği tek tepki kayıtsız kalmasıydı. Bir zamanlar onu mutlu eden şen sesler şimdi zindanı haline gelmişti. Etrafındaki tüm güzellikler gün, güneş hiçbir mana katamıyordu artık hayatına. Şimdi ise etrafında onun hissettiklerini, içinde bulunduğu buhranları, girdapları göremeyecek insanların arasında kendini oyalıyordu. Çocukken büyüklerinin onu kandırdığı gibi kandırıyordu kendini. Düşmanı misali kaçıyordu vicdanından, soluk soluğa kalıyodu. Gözleriyse hala içine benzettiği kasvet saçan gri gökyüzünde. Bu tarif edemediği hastalık bir zaman sonra aklını da saracak ve düşünme kudretini de yitirmesine sebep olacaktı.Delirmek..diye fısıldadı kendine dudaklarında alaycı bir gülümsemeyle.Demek böylesine sinsi,böylesine adice işleyen bir şeymiş diye devam etti.

Ani bir kararla, saatlerdir oturduğu sandalyesinden hışımla kalktı.İçtiği haddi hesabı olmayan kahvelerin parasını ödedi.Kalabalığın kendini daha çok boğmasına mahal vermeden montunu alıp koşarak dışarı çıktı.Az önce cafe nin camlarından süzdüğü gri gökyüzüne doğru ağlayarak haykırdı:

‘Artık perdeler kapansın’

3 yorum:

Adsız dedi ki...

"Egenin ormanları" :D:D
içimde kalırdı yazmasam ay çok güldüm :D
finali bağlamışsın ii olmuş ii (H)

Ay BU KIZ dedi ki...

:) ♥

Adsız dedi ki...

♥ :D